Travmalarınız ile mücadele mi etmeyi mi, yoksa teslim olmayı mı seçtiniz?

Gizli Üye
Fiziksel bir işkence niteliğinde yaşanmış acılar, yalnızca bedende değil, ruh ve zihinde de ağır hasarlar bırakır.
Beden iyileşince geçtiği varsayılarak normal yaşantıya devam edilir. Hiçbir şeyin geçtiği yoktur aslında. Yalnızca olayın tazeliği ile göz ardı edilmiştir.

Sonraki süreçte çevrenizin desteği, biraz da şansınız varsa kısa sürede tamamen normale dönme olasılığınız yüksektir. Ya yalnızsanız?
Maalesef yalnız olunca durum çok daha farklı oluyor. Bir başınıza toparlanmaya çabalarken, aynı anda mevcut düzene ayak uydurmada zorlanıyorsunuz.
Üst üste yüklenmiş sorumluluklar karşısında kendi inisiyatifinizi ele almış ilerlerken, tecrübesizliğinizin tedirginliği ile her an ürperiyorsunuz.
Stres hali arttıkça bastırılmış bilinç altı yüzeye çıkmaya başlıyor. Geçtiğini sandığınız işkenceler, travmaya dönüşüyor.
Unuttuğunuzu sandığınız acılar bir anda yıldırım gibi düşüyor beyninize. Tüm bedeniniz sızlamaya başlıyor, tıpkı o anlarda olduğu gibi.
Basit gibi görünen bazı nesneler, mekânlar, kokular veya sesler, istemsiz krizlere yol açabiliyor. Engel olamıyorsunuz buna.

6 yıl olmuş bugün. 6 yıl evvel bu ay başlamıştı sonuncusu. Aklıma düştü yine aniden. Kilitlendim oturduğum yerde.
Az buz değil, 3 yıllık bir süreçti.
Atlatmış değilim. Kimse tam anlamı ile atlatamaz. Psikolojik destek ve ilaçlar yalnızca etkisini en aza indiriyor.
Ben iyi kötü (bence gayet iyi denebilir) bir şekilde devam ettim yaşama. Tutunabileceğiniz bir dal olmayınca, rüzgârda savrulmamak adına kendiniz bir ağaca dönüşüyorsunuz.
Hal böyle iken, başkalarının da aynı acıları yaşamaması için onları gölgenizden mahrum etmeyin. 🙏🏼
Travmalarınız ile mücadele mi etmeyi mi, yoksa teslim olmayı mı seçtiniz?
Travmalarınız ile mücadele mi etmeyi mi, yoksa teslim olmayı mı seçtiniz?
14
8
Görüşünü yaz