Herbirimizin sırları vardır. Kimisi bize ait olan sırlar kimisi bizim için önemli olan insanların sırları. Ama büyüklerimiz hep şey der. "En güvendiğin bile olsa sırrını paylaşma" derler. Elbette birçoğumuz bunun sebebini biliyoruz. Peki sır, neden dosta bile söylenmez?
Çünkü öyle sırlar vardır ki insan kendisine bile söylemeye, onu hatırlamaya çekinir. Böyle olunca ne kendisine ne de başkasına söyler. Bazı sırlar insanlarla birlikte mezara gider..
Mevlana bu çok güzel açıklamış üzerine bir söz söylemek istemedim. Ve mevsim geçer… Gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün gelir el olur. Aklın şaşar…
Dostun düşmana dönüşür. Düşman kalkar dost olur. Öyle garip bir dünya… Olmaz dediğin ne varsa olur.
Düşmem dersin düşersin. Şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya; Öldüm der durur… Yine de yaşarsın!…
Cunku o sirdir. Senin bilmen gereken senden baskasinin bilmemesi gereken. Sana o sirri veren sey sen sir tutmadigini gordukce o sirdanda nasipsiz kalirsin.
Kimin dost kim düsman olduğunu gercekte emin olamadığımız icin söylenmez. Bugunun dostu, yarının düsman adayıdır. Ayrica sır söylemekten cok sır tutmak insanı zihnen yorar bence. O yuzden kimsenin sırrına ortak olmayın derim ben.