Benim yaşamak istediğim dünyada insanlar herkese karşı sevgi dolu ve saygılı olmalı. Savaşların olmadığı barış ve mutluluk dolu bir dünyada yaşamak isterdim. Birbirini seven insanların birbiri için emek harcadıkları çağda yaşamak isterdim... Mesela; Şık giyinen kibar insanların olduğu, tecavüzcülere en ağır cezaların verildiği, insanoğlunun kategorize edilmediği, ölümü bu kadar yakından tanımadığın, kaybetmenin acısını yaşamadığın, yalnız kalmanın ne demek olduğunu bilmediğin... Ne bileyim, güzel olmaz mıydı çevre kirliliğinin ortasında yaşamak, her gün suni gündemlerle beynimizin doldurulması, havada uçuşan binlerce çeşit manyetik dalga yüzünden zarar görmek yerine, hiçbir şeyden haberimiz olmadan sadece o günkü yemeğimizi nereden bulacağımızı düşünmek, bazı değerler uğruna savaşmak, her gün hayatı kolaylaştıran yeni bir şeyin bulunduğunu öğrenmek... Az çok herkesin ortak fikri galiba, her geçen gün insanlığın daha kötü noktalara gittiği, verilen hasarların tamir edilemeyeceği... Buda isteğimin şarkısı;
Yaşadığım dönem ile bir alıp veremediğim yok. Kant demiş ki "Kendi aklınla düşünmeye cesaret et".
Kendisi aydınlanma dönemi düşünürlerindendir... Aydınlanma dönemi avrupasını da bir hikayeyle anlatayım. Amerikan bir devlet adamı, çin devlet başkanını aydınlanmaya, kapitalizmi kabul etmeye ve batılaşmaya davet etmek üzere Çin'e gider. Çin devlet başkanına, "biz aydınlanma dönemine geçtik, fransız devrimini yaptık, aydınlandığımızı düşünüyor musunuz?" der. Çin devlet başkanı da "henüz düşünmek için erken" der...
Türkçe mealini vereyim... Avrupalı Kant'ın sözünü uygulayan avrupalı değil, çinli olmuştur. Çinin 4000 yıllık tarihini hiçe sayarak, 500 yıllık tarihi olan avrupada aydınlanma oldu diyen bir insana, "henüz düşünmek için erken" diyerek en güzel cevabı vermiştir...
O çiçeklerini hala yoğurt kasesinde yetiştirebilirsin ) Bir dahaki sefere de türkçe mealini vermem )
aslında 80leri severim ama 60ların giyimi kıyafetlerindeki sadelik ve zerafet çok başka bir şey, aynı zamanda değişik tarzda müzik akımlarınin başladığı güzel zamanlara ait olması beni daha çok kendine çekiyor, gelecek dünya daha fazla acımasız bir hale alıyor.. geleceğin insan sömürüsünün birbirlerinin üzerine acımasızca basıp geçen paranın gücüne inanıp benliğini kendini soğutmus bazı şeylerin esiri olmuş ve olacak gelecek yılların bir parçası olmak ve görmek istemem
Düşünüyorum da, sanırım ben " Eski Türk dönemlerinde Mete'nin ya da Teoman'ın ordusunda Çin'e seferler yapmayı, silahın icat olmadığı dönemlerde olmayı isterdim
Ya da belki Osmanlı'da sarayda vezir veya tüccar olmayı,
Ama en iyisi de Türkiye'nin 1980-1990 dönemlerinde olmayı, gerçek dost , sevgi, huzur, mahalle ve iyilik duygularını yaşamayı isterdim...
Geleccek donem icin Hz. Peygamber " öluler bile o donemde yasamayi arzuyacaklar " diye bir hadis var. Altin çağ diyorlar bu doneme. Ve insallah hepimiz bu donemi yasyacagiz ama once savaslar doneminin baslayip sona ermesi lazim.. Firtinalardan sonra guneslee acacak.
Kadın erkek kelimelerinin kullanılmadığı yasaların cinsiyete özel değil insanlığa özel olduğu milletvekilinin değil bütün insanların dokunulmaz olduğu sözlü taciz edenin dili elle taciz edenin eli tecavüz edenin cansel organının kesildi bir çağda yaşamak isterdim.
Aydinlanmadiğimiz herhangi bir zamanda yaşamak isterdim. Nasıl bir ortam olduğunu insanların hangi düşüncelerle hareket ettiğini ve neleri keşfetmeye çalıştıklarını görmek isterdim.
Geçen bu konuyu düşündüm ve sonunda karar verdim bir çok fikir ve disiplinin nasıl oldu ve insanın kendine güvenmeye başladığı dönem olan aydınlanma dönemi iyi olurdu
WhatsAppinstagram gibi saçma uygulamaların olmadığı gösteriş için değil gerçekten de mutlu olmak için yaşayan insanların olduğu sevgiliye mektup gönderilen bir çağda yaşamak isterdim
Abi kesinlikle Seksenler de yaşamak isterdim. Gönül bağının olduğu zamanlarda.. Hiçbir şeyin para olmadığı, değer kavramının cüzdan değil de gönülle ölçüldüğü zamanlarda yaşamak isterdim.