şöyle tarif edelim. Diyelim çöldesin. susuzluktan çatlamak üzeresin. Derken deprem oluyor ve yer yarılıyor. İçinden böyle kocaman, iri, uzun, kalın, damarlı bir şey çıkıyor. Rengi siyahi. Kafası yuvarlak. Kafasının ucunda bir delik var. Dip kısmında da iki tane yuvarlak şeyler var. Ve bu yuvarlak şeylerin etrafı kıllı. Bu kocaman şey sana bakıyor. Ucundaki delikten bir şeyler fışkırıyor. Şimdi sen bu şeyden iğrenip tiksiniyorsun ama ölmek üzeresin ve bu şeye hayatın pahasına sarılıp yapışma mecburiyetin var. İşte yalnızlık böyle bir şey.
şöyle anlatırım, "ürkütücü ama güzel, bazen korkarsın kendine sarılırsın ağlarsın ama o ani hatırladıkça gülümser hayata daha çok tutunursun, bence hayatında birinin olmasına gerek yok. kendin ol yeter." jdhfkjhsdj kendi hayatımdan yola çıkarak yazdım ben öyle anlatırdım valla.
Dunyada yaşayan hiç bir şeyin olmamasi ve olanlarinda seninle âlâkadar olmamasi desem.. anlatamazsin, anlamazlar! Şöyle bir tarifi de var;bazilarininda yaninda cok insan vardir halbuki yalnizdir.. soyutu somuta cevirmek herkesin harci değildir, anlamakta kolay değildir.
Hayatta gerçekten yalnız kalmamış bir insana ne kadar anlatarsam anlatayım anlamayacaktır, kalabalığın içinde bile kendini yalnız hissetmenin ne olduğunu sadece yaşayan bilir
Ona soyle derim dusun etrafında milyon tane insan var ama hiç biri senin dilini bilmiyor. Dusun ki tek başına dinledigin milyon tane muzik, izlediğin onca film okuduğun o kitaplar sadece sana ait. Dusun ki sen ebedi bir dusuncesin ama kimsenin zihninde olmayan. Kendi kendine filiznenen yeseren rüzgarı yağmuru güneşi her yaprağında hisseden sonrada kendi halinde solan eriyip giden bir ciceksin o gul bahcesinin icinde kucuk bir papatyasin sen.
Bazen heyecanlanırsın, mutlu olursun bişeylere birilerine anlatmak istersin bunu ama sonra farkedersinki mutluluğunu paylaşacak kimsen yok sonra hiçbişey olmamış gibi içinde yaşarsın o duyguyu