Ruhla beden tamamen farklı iki kavram gibidir. Aynı bedende yaşar sadece. Kimi yaşadıklarıyla ruhunu özdeş tutar kimi ayni yaşta olduğunu söyler. Genelde insan yaşadıklarına daha çok odaklanır. Derin çizgiler ruhun ışığında burada ortaya çıkar. Ne kadar derinliklere inilirse ruh biraz daha yaşlanır. Dipsiz kuyu diye tabir ettiğimiz derinliklerde çoğu insan boğulmaya mahkumdur. Çünkü orada bedenin kaldıramayacağı ruhu yaşlandırır. Daha çok olumsuzluklara takılma meselesidir belki buda. Belki demeyelim çoğunluk oran böyle. Ruh bu yüzden tamamen yüzeysel olduğu için maneviyat bunun içinde yer aldıkça bir fidanın ne kadar sürede bunu ağaç yapacağı önemlidir. Ruhun bilge olması işte bu yaşanan durum ve olaylardan kaynaklanan bir nevi o ağacın meyveleri gibidir. O meyveler bile nasıl tat verecektir. Belki de hiç meyve vermeyen bir ağaç olacak yaşlanacak.
Ruh, ölümsüz olduğu için yaşlanma da olmaz. Bazı insanlar genç olduğu halde, ruhen 80-90 yaşındayım diyor, zihni yorgunlukları ile karıştırıyorlar. Farz-ı mahal 50 yaşındaki kişi kendini aynada görme ihtimali olmasa, kimse de yaşı ile ilgili tepki vermese, ihtimal kendini hala 20-30 yaşında gibi hissedecek ve sanacaktır (tabii ruhun yapısından dolayı) ...
En İyi Cevaplar