Bunun adı nankörlük mü, alışmışlık mı, yoksa sahiplik duygusu mu bilmiyorum.. İster hayatımızdaki bir insan, ister bir eşya ya da bir durum olsun, neden hep en baştan kıymetini bilmeyiz birtakım şeylerin? Kaybedince neden değerlenir bir takım şeyler? Şu virüslü günlerde, dışarıya çıkmak bile lüks hale gelmişken, günlük koşuşturmacaların bile ne kadar önemli olduğunu farketmişken böyle bir soru sormak istedim.
Sizce neden birtakım şeyleri kaybedince değerini farkediyoruz, öncesinde farkedemiyoruz?
Bir insanin hayatimizda nasıl bir yeri olduğunu ne oadar deger verdiğimizi en çok gittiginde farkederiz, yeri dolmaz , büyük bir bosluk açılır yaşamadan bilemez kimse. O varken onsuz da yaşarım dersin ama gittiğinde öyle denildiği gibi kolay olmadığını anlarsın.
Çünkü insanoğlu böyledir. Biraz nankörlük, biraz alışmışlık, biraz sahiplik duygusu.. hatta bencillik. Hep bizimmiş gibi, hep bizde kalacakmış gibi sahipleniriz bazı şeyleri, sanki asla gidemeyecek gibi benimseriz, asla ayılmayacağız gibi. Bu gündelik haline gelince de alışıyor insan. Aynı olan şeyin farkındalığını ve bizim için olan önemini de ancak elimizden kaydığı zaman anlıyoruz. Çünkü alışmışlığımızın dışı bir şey olmuştur, onun yokluğu gelmiştir ve bu iyi hissettirmez. Oysa kaybettiğimiz şeyin yerine daha iyisi gelse yine de üzülür müyüz? Hayır. Benciliz çünkü. İşte daha iyisi gelmediği zaman da kıymete biner kaybettiğimiz. Ama bazı şeyler için biraz geç kalmışız oluruz biz.
Zamanın bize sunduğu şeylerin değerini anlarda taçlandıramıyoruz. Ya erteliyoruz ya da görmezden geliyoruz. Tahammül ve sabır insanın bünyesine ağır geliyor. Bunu başaranlar verilen değerin nimetlerinden faydalanıyor.