"Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin, ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak, hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin." demiş, Charles Bukowski. Hayat felsefesi yapılabilecek nadide mottolardan biridir benim için. Kişi benliğini her ne olursa olsun kaybetmemelidir; içinde insan bulunmayan elbise dolabında asılı kıyafetlerden bir farkımız var.
İstisnai durumlar dışında çoğu insan zaman zaman sevdikleri için bazı şeylerden fedakarlık yapar. Bazı huylarını değiştirip karşısındaki kişiyle uyum içinde olmaya çalışır. Lakin tamamen kendinden vazgeçmek oldum olası tasvip etmediğim çok yanlış bir durumdur. En nihayetinde sizi seven birisi gerçekten seviyorsa sırf onun için kendiniz olmaktan vazgeçmenizi beklemez ki. Bunun altında ya da üstünde iyilik falan aramaya gerek yok; bu apaçık size yaptığı kötülük olabilir ancak. Birisi size hayat mücadelesinde yer veriyorsa, ilk baştaki halinizle kabul etmiş ve yer vermiş demektir. Herkesi belli kalıplara sokmaya ve sırada tekdüze bir hayat yaşatmaya hakkımız bulunmuyor. Optimistçe olacak belki ama; farklılıklar iyi veyahut kötü yaşamımızı güzelleştirir. Hayatımızdaki insanlar bizi gerçekten seviyorlarsa eğer bizden hiçbir zaman yüzde yüz değişim beklemeyecektir. Kendinizde kötü olarak gördüğünüz şeyleri, bir başkası gerek kendisi, gerek siz ve gerekse çevreniz adına daha iyi hale getirebilecekse belki bir ihtimal düşünülebilir. Diğer türlüsü ise tamamıyla karakterinizi kaybedip, kişilik yozlaşmasına zemin hazırlamaktır. İnce çizgide aradaki farkı kolayca anlayabilecek kapasitede olmak esastır.Herhangi bir olay veya kişi, karakterinizden feragat etmenize neden olabilir mi?
Bir başkası için kendim olmaktan vazgeçmem. Kişiliğim karakterim ne ise sırf başkası dedi diye değişmem. Kimsenin kafasındaki başka kimlik olamam. Ozaman ben benlik olmaktan çıkarım. Ayrıca bu sevdiğim insan ya da insanlar olsun değişmemi istiyorsa bana olan sevgilerinden de şüphe ederim. Ben olduğum gibiyim ne başkası için değişirim nede kendim olmaktan vazgeçerim. Bu bana aykırı. Sahte olmaktan farkı yok
Bazı şeylerden feragat edebilirim ama bu karakterimden uzak bir şekilde gerçekleşir. Ben şahsen karakterinin zıttına gitmeyi kim olursa olsun ne kadar severse sevsin bir kişinin yapması gerektiğini düşünmüyorum. Hani karakter dediğimiz şey ilişkilerimizde elzem olan bir şey ve eğer biz bazı şeylerden fedakarlık yaparsan karakterimiz hakkında değişebiliriz ve hani bu karşı taraf için her zaman iyi geri dönüş sağlayabileceği bir şey olmayabilir. Evet bizler sevdiklerimiz için bir çok fedakarlığı yapıyoruz. Ancak bunlar karakterimizin dışına çıkmamızı gerektirdiğinde sorun çıkıyor ve bir şeyler aksıyor. Ben kimse için karakterimin dışına çıkmayı mantıklı bulmuyorum ve bunu da yapmıyorum. Kişilerin kendi doğruları ve sınırları var. Kişisel tercihler dediğimiz tercihler varken böyle bir şeyi yapmak ya da başkasından beklemek pek mümkün gözükmüyor. Bir çok şeyden vazgeçebilirim sevdiğim insanlar için, bir çok şeyi alttan alabilirim. Ancak hani evet karşımdaki kişiyi deli gibi sevdiğimi düşünelim ama bir adam öldürdüğünü de düşünelim. Benim bunu göz ardı etmemi ve sırf onu çok sevdiğim için benden ayrılmasın diye suçunu saklamamı beklememeli. Hani bu karakterimin tersine çıkmak olurdu. Uçuk bir örnek ama aslında normal şeylerden farksız 🙂. Bu bağlamda da vazgeçmem karakterimden..
Bilemiyorum. Belki evet, belki hayır. Bu karşımdaki insana ve o insana duyduğum sevgiye bağlı. Kaybetme korkum söz konusu olduğunda çoğu şeyden feragat edebilirim, ettiğim de oldu. Fakat kendim olmaktan öyle kolay kolay vazgeçemem.
Hayır vazgeçmem ve kendim gibi birini bulurum. Kendim gibi biriyle birlikte olmamam deli saçması olurdu zaten. Öte yandan bazen çok az da olsa birisi için değişmek iyi olabilir ama küçücük minnacık zarar gelmez yani 😂😇
Kimse icin karakterimden feragat etmem kimseden de boyle bir sey yapmasini beklemem. Evde kaldigimiz sure boyunca annemle babamin arasinda tartismalar yasandi. Kardesim daha cok babamin tarafini tutuyormus gibi geldi, kendisi bunu reddetti. fakat annemin hissettigi de kardesimin onun yaninda olmayisiydi. bana hep kardesim ve babamdan 'onlar' diye bahsetmisti. oyle bahsetmesi kardesimi de karsisina aldigini gosteriyor, yanina degil. ben de o zaman annemin yaninda oldugunu daha cok hissettirmelisin dedim. hem annemle kardesimin arasinin acilmamasi icin, hem de gucluyu desteklemek kolayken zayifin yaninda olmak daha erdemli oldugu icin. Mesela bu ondan bir fedakarlik istemek degildir. O zaten annemi yanindaysa bunu nasil daha iyi hissettirecegi konusunda ona bazi fikirler verdim. Karsindakini gelistirmek baska degistirmek baska.
"Ben buyum" diyenlerdenim genelde.. Ama hatalarım için ben buyum demem hatalarımı söylerse biri bu bana da kötü gelirse o konuda davranışlarıma özen gösteririm ama kişilik özelliklerim için değişmem istenirse bunu yapmam Beni farklı maskelerle değil ben olduğum için sevmeli biri..
Charles Bukowski olaya farklı bir yönden bakmış katılıyorum haklı söylediğinde.. bir de şu açıdan bakalım: "birini severken dengesiz bir ruh haline sahipse bir insan değişmesi gerekir. Değişmezse ruhunda taşıdigi o dengesizlik ilişkisine de yansir. İşin bir de bu boyutu var yani.. ya değişim gerekiyorsa o zaman napcaz? kendin olduğunu sandığın kişiden vazgeçip asıl olman gereken kişiye dönüşmen gerekiyorsa dönüş ve değiş..
Eski ben olsam alttan almaktan bir dağ idim. Sırf kırmamak adına kendi isteğimi değil karşımdaki o yücelttiğim insanın isteklerine kulak verirdim. O a diyorsa bende a diye dusunur kendimi yok sayardım. Ama bir daha aynı hataya düsmek istemiyorum ben iyi olduğumu sanıyordum böyle yaparak fakat ben kendimi mahvediyormuşum bunu bilinclenince farkettim.
Öylede olmuyor eninde sonunda yine erkek kadının dediği b diyor Yine kadın erkeğin dediği a diyor anlaşma böyle sağlanıyor Ama senin dediğin gibi ben hep b diyicem olursa anlaşma olmaz
Bukowski Mandıra filozofunda adı sık sık geçen şahıs olsa gerek :) Latife bir yana olduğundan farklı olmak demek sağlakken bir ömür boyu sol elinizi kullanarak yaşamak gibidir. Yani sürdürülebilir ve rahat değildir. İnsanı yorar ve yıpratır.
Bir çok şeyden Vazgeçtim ama karakter değişmiyor. Bazılarına kalsa onu da değiştirecekler. Olduğu gibi kabul edemedikleri birini şekillendirip değiştirince ne özelliği kalacak bunu düşünemiyorlar.
Vazgeçmeyin. Siz bir tanesiniz. Kimse için kendinden vazgeçmeye değmez. Zaten özgüvensiz insan hayatt var olamaz. Gereksiz işlere girişmeyin kendiniz olun kendinizi sevin.
Seni olduğun gibi kabul etmeyen bir insanın hayatında yeri yoktur. degismeye gelirsek, varsa kötü bir alışkanlığın bırakman için çaba harcıyorsa o insanında en doğal hakkıdır.
Sorularını çok iyi buluyorum. Farkındalık yaratmak için bire birler. İnsanlar onaylanma, sevilme ihtiyacı duydukça benlikleri değişime zorlanıyor. Ama gerçekten bizi biz olduğumuz için benimsenme hissi daha cazip geliyor bana... Bu yüzden kemikleşmiş her şeyimi seviyorum. Bunlardan vazgeçemem. Kimse de vazgeçmesin.
İçimizdeki sesi ne zamana kadar bastırabilir ki elbet bir gün patlayacak oda çevremizdekilere zarar verecek en iyisi baştan ayarlayıp kendimizi patlatmamak
Vazgeçmem. Bana ters gelen durumlarla karşılaştığında da o kişiden uzaklaşıyorum. Uyarsam benim için tekrarlamamaya çalışacak bir süre. Sonra yine normale dönecek.
Başkası için değişmem. Karşı tarafın eleştirisini düşünürüm, bana da uygun gelirse değiştirmek istediğimi değiştiririm kendimde. Ama tamamen başkasının istediği gibi biri olmam.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
O kadar maymun iştahlıyım ki, beğendiğim, hoşuma giden, hayran olduğum kişiler gibi olayım istiyorum, ama sonuç olarak bir baltaya sap olmuşluğum yok yerimde sayıyorum vazgeçmiyorum galiba kendim olmaktan