Son 100 yılda teknolojinin hızla artması bizlere insanların neler başarabildiğini gösteriyor. Bu durum karşısında birçoğu kibrine yenik düşüyor. Kendisinden daha zayıf bir kimseyi mağlup etmesini büyüklük olarak görüyor. Peki insanoğlu, bakalım sen ne kadar büyüksün?
Savunmasız olanlara yürüdünüz, peki durumu eşitlersek ne olur?

Bir kural vardır, ''Güçlü olan kazanır.'' diye. Peki gerçekten güçlü olanla adilce karşı karşıya geldin mi? Zayıf bir kadını ve çocuğu ezmek vicdani bir durum ancak doğada bir hayvana zulüm gösterirken vasıflarını mı kullandın yoksa hilebazcılığını mı? Afrika'nın bazı bölgelerinde timsah kapanları var. Moda uğruna ölümü bekleyen timsahlar yakalanır ve farklı bölümlere konur. Bu sayede birbirleriyle kavga edip derilerine zarar vermeleri önlenmiş olur. Ve derisinin sökülmesine az kalmıştır. Elinde uyuşturucu bir tabancayla kafesine girer ve önce bayıltır. Ağzı bağlanır, ayıldıktan sonra da kesilir. Peki çıplak ellerinle kafesine girmeye cesaret edebilir misin?

Hani sen mükemmel bir varlıksın ya, her şeyden güçlüsün ya, çenesi 2 ton basan bir hayvanın derisini estetiksel ihtiyaçlarına kullanabilecek kadar büyüksün ya; o zaman girsene kafesine. Ellerinle boğmaya çalışsana! Neden yaradılış hünerini kullanmıyorsun? Korkuyor musun yoksa? Hani en güçlü sendin, hani en büyük sendin? Tonlarca ağırlığın üzerinden sudaki köpek balıklarını gereksiz yere avlamasını biliyorsun. Peki suya düştüğünde neden kalbin korkudan hızlıca atmaya başlıyor? Neden yardım istiyorsun? Aslında durumu eşitlediğimizde o kadar da güçlü biri değilmişsin.
Bazen denizi seyretmek bile güzel gelir insana, ta ki kızgın ifadesini görene kadar.

Üzerinde yaşadığımız gezegenin %71'i sularla kaplı. Yani insanın temel yaşam kaynağı. Bu sıcak yaz günlerinde en çok tercih ettiğimiz kaynaklar arasında. Bazen dalganın sesi bile güzel gelir kulağa. Karşısına geçer kitabını okumaya ya da kulaklığı takıp müziğini dinlemeye dalarsın. ''Diğerleri umurumda değil!'' diyerek dünyayla ilişiğini kesersin.

Ve gün gelir, o sevdiğin, seni ve sevdiklerini içine alır. Kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Ne binalar dayanır, ne çelik fabrikalar, ne de insan kalbi. Bir zamanlar karşısında keyif yaptığın o, kaçmana bile izin vermez.
Çok büyük boyutlarda görkemli yapıtlar inşa edersin ama gelir birisi üfürür ve yerle bir eder.

''Ev boğaz manzaralı olsun, yeşillik alana baksın.'' dersin ama yer sarsıldığı zaman ''Şu boğaz manzaralı villada oturuyordu, en iyisi onun evine dokunmayayım.'' der mi sence? Yakıp yıktığı zaman fakir-zengin ayırımı yapar mı? Onun gözünde en zengini de çaresiz, en fakiri de. Yakarışlara bakmaz, sadece gücünü ve yaptıklarınızı kırık vaziyette önünüze serer.
Rüzgarın seni umursadığını mı sanıyorsun?

İçinde biriktirdiklerini yanına alıp bir dağın zirvesine çıkarsın. Sanki o dağ da seni bekliyordu, ''Gelse de sırtıma bir tırmansa.'' diyordu. İçini haykırırsın rüzgara. Bir umut, haykırdığın rüzgarın mesajını taşıyacağını umut edersin. Ama sen rüzgarın umurunda mısın ki? Türünü ve yaptıklarını savurup süpürdükten sonra ondan medet ummak ve en önemlisi enerjisinden faydalanmak esasen ne kadar aciz olduğunu gösteriyor. Çünkü sen rüzgara ceza kesemezsin. Ona meydan okuyamazsın. Sen sadece kendinden küçük olanlara büyüklük taslayabilirsin.
Şurada emanetten nefes alıyorsun.

Üzerinde yaşadığın gezegen aslında o kadar küçük ve zavallı ki. Ama sırf sen nefes al diye bitkilerin yaşamına olanak tanıyor. Başınıza gökten taş yağmasın ve Güneş'in kavurucu sıcaklığı seni küle çevirmesin diye dışı bir koruyucu levhayla kaplı. Bu cisimden milyarların milyarlarcası kadar büyük ve uzakta olanlar var. Romantik dolu bir gecede gördüğümüz ve sevdiklerimize lütfettiğimiz yıldızlar bile sadece bir kâsenin içinde. O kâsenin bir ucundan diğer ucu, Dünya'nın çevresini 1 saniyede 7,5 tur atan bir hızla 100 bin yılda ancak tamamlanabiliyor. O kâseden daha başka milyarlarca kâse var. Birçoğu kristal kadar parlak ve değerli. Büyük tepsiler var, milyarlarca hem de. Hepsi kendi işlerine bakar. Bu kadar büyüklüğün içinde, cismin sorgulanamayacak kadar küçüktür insan. Ama sendeki kibir ve ego, bu gayenin de çok ötesinde. O kâsenin içindeki leblebi tozundan bir tanesi kaysa o çok anlamlar yüklediğin ve esiri olduğun Dünya'yla beraber yok olur gidersin. Hiç de umurlarında olmazsın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar