"O kız" benim. Şimdi, size hikayemi anlatacağım...
Her şey, on üç yaşımda başladı.

O gün ailecek anneannemin evine yemeğe gitmiştik. Sofrada oldukça koyu bir muhabbet vardı. Bir ara annem "... nasıl, doktora gitti mi" diye sordu. Anneannem "evet, doktorlar şizofreni teşhisi koymuş" dedi. Onlara kimin hakkında konuştuklarını sordum. Bahsettikleri kişi uzak bir akrabamızmış ve şizofreni hastalığı yüzünden zor günler geçiriyormuş.
Bu hastalığı ilk kez duymuştum ve çok merak etmiştim. Eve döndükten sonra internette araştırma yaptım.
Şizofreninin genetik bir hastalık olduğunu öğreninceye dek hiçbir sorun yoktu.

Hastalıkla ilgili kapsamlı bir araştırma yaptım çünkü gerçekten ilgimi çekti. Özellikle olmayan sesler duyma ve halüsinasyon görme kısmına çok şaşırmıştım. Ayrıca böyle ağır ve tehlikeli bir ruh hastalığına sahip olmadığım için sevinmiştim. Ancak sonra o korkunç yazıyı gördüm: "Şizofreni genetik bir hastalıktır. Ailenizdeki şizofren bireylerin varlığı, sizin hasta olma ihtimalinizi arttırır." Bu yazıyı okur okumaz aklıma "doktorların şizofreni teşhisi koyduğu uzak akrabam" geldi.
Hastalığa olan ilgim iyice artmıştı ve sürekli araştırma yapıyordum.

Şizofreni hakkındaki bütün yazıları okudum, videoları izledim, televizyon programlarını takip ettim. Hastalığa öylesine takmıştım ki onu düşünmeden duramıyordum.
Zaman geçtikçe kendimde bir takım değişiklikler fark ettim. Eskisinden daha mutsuz, şüpheci ve düşünceliydim. İnternete "şizofreni hastalığının belirtileri" yazdığımda çıkan bazı sonuçlar bende de belirmeye başlamıştı. Örneğin yolda yürürken birilerinin beni takip ettiğini sanıyordum, insanlarla konuşurken onlardan şüpheleniyordum, çevremdekilerin benim düşüncelerimi okumalarından korkuyordum, bazen geceleri uyuyamıyordum.
Sonunda kararımı verdim. Ben gerçekten şizofreni hastasıydım.
Halüsinasyon görmeyi beklediğim günler oldu.

Hastalığın pek çok belirtisini deneyimlemiştim ancak hala en önemli iki şeyi yaşamamıştım; olmayan sesler duyma ve sanrı görme. Aileme şizofren olduğumu söylemeye çekiniyordum ve hastalığımın daha da artmasını diliyordum. Böylece benim açıklama yapmama gerek kalmadan, durumumu fark edeceklerdi.
Sürekli gerçekte olmayan sesler duymayı ve halüsinasyon görmeyi umuyordum. Hatta bir keresinde annemin sesini duydum ve bunun bir sanrı olduğunu düşündüm. Ancak biraz sonra annem yanıma geldi ve bana seslendiğini söyledi. Bir gün kapalı televizyonda bir takım gölgeler gördüm ve bunların halüsinasyon olduğunu düşündüm ancak daha yakından bakınca duvardan televizyon ekranına yansıyan gölgeler olduğunu anladım.
Bir süre sonra "paranoid kişilik bozukluğu hastası" olduğumu düşünmeye başladım.

Akıl sağlığımın bozulmasından çok korkuyordum ve kendime hastalık tanısı koymaya çalışıyordum. Şizofreniden sonra paranoid kişilik bozukluğuna takmıştım ve bu hastalığa sahip olduğuma yüzde yüz emindim. Aileme durumumu nasıl açıklayacağımı düşünüyordum ve endişeleniyordum. Günlerim kendi kendime hastalık teşhisi koymakla ve endişeyle geçiyordu.
Ancak benim gerçek hastalığım, hasta olduğumu sanmamdı.

Ben çocukluğumdan beri endişeli, stresli, takıntılı hatta saplantılı biriydim. Birçok fobim vardı. Yaşadığım, gördüğüm, duyduğum her şeyi takıntıya ve korkuya dönüştürebiliyordum.
Örneğin çok uzak bir akrabamın şizofren olması beni korkutmuştu ve şizofreni hastalığını takıntı haline getirmiştim. Öyle ki hasta olmadığım halde bazı hastalık belirtilerini yaşamıştım.
Zaten düşüncelerim ve savlarım çok mantıksızdı. Şizofreni hastalığının genetik etkenlere bağlı olduğu doğruydu ancak bunun için kişinin birinci veya ikinci derece akrabasının hasta olması gerekiyordu. Benim şizofren akrabam ise bana çok uzaktı. Ayrıca bu hastalık on beş-yirmi yaşlarından sonra ortaya çıkıyordu ve ben henüz on üç yaşındaydım. En önemlisi de şizofren bir insan, gördüğü/duyduğu sanrıların gerçek olduğunu zanneder ve hasta olduğunu kabullenmezdi. Ben ise ısrarla hasta olduğumu söylüyordum ve sanrı görmeye çalışıyordum. Ancak hiçbir zaman gerçekte olmayan sesler duyamıyordum veya görüntüler göremiyordum.
Özetle; insan neye inanırsa onu yaşar.

Eğer beyninizi hasta olduğunuza ikna ederseniz, gerçekten hastalanabilirsiniz. En azından bazı hastalık semptomlarını hissedebilirsiniz... Şu durum, bütün konular için geçerli. Kötü düşünürseniz ve kötüye inanırsanız, başınıza kötü olaylar gelebilir.
Bu yüzden en doğrusu, olumsuz şeyler düşünmemeye çabalamak...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer