mukadderat kelimesinden duyduğum rahatsızlık, serdar ortaç'tan another brick in the wall'ı dinlerken hissettiklerime benziyor. kelimeyi okurken iki "d"nin yanyana gelmesi tıpkı söz konusu şarkıda serdar ortaç'ın "buralara.. buralara.." diye mırıldanması gibi. sevmiyorum kısaca.
anlamından mütevellit son bir haftadır epeyce kullanmak zorunda kaldım bu kelimeyi. çünkü sadece yanlış anda yanlış noktada bulunduğum için ölüyordum az kalsın. bir saniye veya bir metre farklı bir konumda/zamanda olabilirdim. trafik kazası olay, akhisar'dan izmir'e doğru seyrederkene önümdeki aracın sol arka tekeri kopup benim arabanın altına girmek suretiyle takla atıp tavanın üzerinde 100 metre kadar sürüklenmeme sebep oldu. neyse ki emniyet kemeri sayesinde olayı sinemada film izler gibi izledim. kafamı kaldırdığımda önümden akan asfalt, şerit çizgileri, kıvılcımlar ve kulak tırmalayan metal sesi ürkütücüydü tabi ama bende gereksiz bir soğuk kanlılık vardı. neyse sağ salim yekpare çıktım arabadan.
çalıştığım şirket biraz büyükçe ama kötü haber bu, hızlı yayılıyor. genel müdüründen yardımcısına, direktöründen koordinatörüne kadar insanlar geçmiş olsun dilemek için telefon açtılar. sağolsunlar. olayı benden dinlediler ve istisnasız hepsi "mukadderat" dediler. başkalarına da belki yüz defa anlattım ve hepsinde de mukadderat deyip bağladım hikayenin sonunu. başka bir kelime bulamadım çünkü.
çok anlık bir olay başımdan geçen, tamamen rastlantısal ve olasılık çok düşük. hesaplamak imkansız. final destination sahnesi vari. böyle olunca sorguluyor insan ister istemez. birbirinden bağımsız onca olayın kesiştiği noktada ve zamanda olmak korkutuyor çünkü. çünkü çaresizliği hissediyorsun. çıkan tekeri görüp frene asıldığımda hissettim ben de, bastığımda araba yerden kesilmişti çünkü. kafamı ellerimin arasına alıp etrafta başka bir tehlike var mı diye sağa sola bakmaktan başka bir şey yapamadım.
içimde olayın muhasebesini yaparken tümden geldim. karmadır dedim önce. sonra tanrıdır dedim. paralel evrenler de dedim ama önceden planlı bir suikast girişimi bile daha ağır bastı. dönüp dolaşıp mukadderata geliyordum ve geldikçe daha çok rahatsız ediyordu.
velhasıl kadere inanmak zorunda kalmak rahatsız ediyor beni. her şeyi bir mantığa, bir matematiğe, bir değer yargısına oturtmak zorunda hissediyorum kendimi. yapamazsam başıma ağrılar giriyor. algım ve kontrolüm dışında gelişen her şey potansiyel baş ağrısı sebebi benim için. evet, bu bir problem ve ben bunun farkındayım.
en sonunda vazgeçtim. bön bön baktım aynaya. boşverdim. benim bir isim koymam, bir mantığa veya diyalektiğe oturtmam bir şeyi değiştirmeyecekti sonuçta. daha fazla yormadan kendimi devam etme kararı aldım. zor oldu ama kolayına kaçtım. üstelik motive ettim bir de kendimi. daha yapacak işlerim var dedim heralde, ölmemem gerekiyormuş dedim. başım daha az ağrıyor şimdi.
öyle işte.

Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar