Çoğumuz kendini bile tanıyamaz iken başkaları tarafından tanınmak hatta sevilmek istenmiyor mu? Kaç kişiyi gerçekten tanımaya değer gördük peki bugüne kadar ya da kaç kişiyi sevmeye değer gördük? Kaç sayfa doldurdunuz bu hayatta en sonunda yeter diyerek kaç kere yeni bir sayfa açtınız?
Kaçımız kendini tanımaya değer gördü? Kaçımız kendi sınırlarını merak etti? Şanslı olup o sınırlarda dolaşmayı da hiç merak etmedik belki de. Suçlamak kolay geldi. Beklemek kolay geldi bize. Yapamadıklarımız, başaramadıklarımız için ailemizi suçladık, arkadaşlarımızı suçladık, sevgilimizi suçladık, patronumuzu suçladık ama hiç bir zaman kendimizi suçlamadık. Kendi sorumluluğunu almayan bir insan kendini nasıl tanıyabilir? Hayatta nasıl mutlu olabilir?
Pek çok kişinin hayatta mutlu olamadığını, öz güven sorunu olduğunu, aradığı sevgiyi aşkı asla bulamadığını görüyorum. Peki neden şu hayatta tek yapmamız gereken şey mutlu olmak iken neden yapamıyoruz?
Sınırlar
Hayatta herkes yetenekler ile doğar. Ancak hepimizin yetenekleri farklıdır. İnsan doğduğunda keşfedecek milyonlarca şey olan bir gezegene gelir ama ilk önce keşfetmesi gereken şey aslında kendisidir. Yetenekleriniz ile hayal gücünüzü birleştirin. Sıradan yetenekleriniz olmak zorunda değil. Size özel ve sizin olan bir şey olması yeterli. Bu yetenekler sınırlarınızı belirler ve hayatınız boyunca genişler tabii bunları kullanırsanız. Bu yetenekler sizin kim olduğunuzu belirler ve çevreniz tarafından kabul edilmenizi sağlar. Öz güven bundan sonra kendiliğinden oluşacaktır zaten. Temeli olmayan hiç bir şeye bina inşaa edemezsiniz.
Sorumluluk
Yaptıklarınız ya da yapamadıklarınız için kimseyi sorumlu tutmayın yalnızca kendinizi sorumlu tutun. Başkaları sizi ilgilendirmez ya da başkalarını suçlamak size bir şey kazandırmaz ancak sorumluluktan kaçmanıza yardımcı olur. Başarılı oldu iseniz zaten memnun kalırsınız daha fazlasını yapmak istersiniz başarısız olursanız ise hayatta bir ders daha almış olursunuz. Başarılar kadar başarısızlıklarda hayatın bir parçasıdır ve bizi geliştirirler tabii onları kabul ettiğimiz sürece.
Kitaplar
Bir kitap size binlerce şey katabilir ya da binlerce kitap size hiç bir şey katmayabilir. Kitaplar yalnızca okumak için değildir aynı zamanda düşünmek içindir. Kitabın anlattığını kendi hayatına göre yargılamaktır gerekirse uygulamaya çalışmaktır. Hayata farklı bir pencereden bakıp kendi manzarasını değiştirebilmektir. Aksi halde okuduğunuz her kitap yalnızca bilgiden başka bir şey değildir.
Çalışma
Hepimiz ağustos böceği ile karıncanın hikayesi ile büyüdük. Bize hep daha fazla çalışmamız söylendi. Hep daha fazlasına sahip olmamız söylendi hep daha fazlası istendi bizden. İhtiyacımız olmayan bir ev ya da araba almak istedik. Ya da aynı işi gören binlerce teknolojik alet aldık. Ya da hep daha fazla paraya sahip olmak istedik. Peki bu gelecek kaygısı, bu içinde bulunduğun andan memnun olamama ve asla yeterli olmaması sorunlarını ne yapacağız? Hatta daha kötüsünü yaptık daha fazlasını kazanmak için sağlığımızı hiçe sayıp daha fazla çalıştık sonra sağlığımızı kazanmak için elde ettiğimiz her şey hastaneye verdik. Peki bu bizi nereye getirdi? Ne kazandık gerçekten. Elde etmemiz gereken şeylere yaşamak için gerçekten ihtiyacımız var mı yoksa yalnızca elde ettiğimiz de kazanacağımız kısa süreli hazzı mı tatmak istiyoruz.
Aşk
Neredeyse herkes gerçek aşktan bahseder. Bazıları inancını kaybetmiştir çoktan. Bazıları hala daha aramaya devam eder. Bazılarının aşka ayıracak vakti yoktur. Belki gerçekten seviyoruz bazen belki sevdik zannediyoruz. Kendimizi tanımaya ayırmadığımız vakti başkasını tanımaya da ayırmıyoruz. Bizim ruh ikizimiz olmalı birlikte olmak için yaratılmış olmalıyız gibi düşüncelere kapılıyoruz. Kimse karşısındakini tanımaya çalışmıyor kimse nasıl birlikte yaşamayı öğrenebiliriz diye çabalamıyor. Bir gün yolsa karşımıza çıksın ve tüm hayatımız değişsin istiyoruz belki de masalların en kötü yanı insanlara buna inandırması olmuştur. Aşk özgürce yaşanmak ister beklenti değil. Aşkta standart belirleyemezsin, istediğim gibi olsun diyemezsin ya seviyorsundur ya sevmiyorsundur bu kadar basit. Kendini sevmeden başkasını sevemezsin. Sevmeyi öğrenmek gerek ilk başta.
Kişisel gelişim üzerine binlerce kitap okuyabilirsiniz. Ancak size yalnızca kısa süreli ego takviyesi yaparlar çünkü ilk önce temel olmalı aksi halde hiç bir şey işe yaramaz. Bu başlıklarda bu temelin bir kaç direği. Yalnızca okuyan için saçmalamış olabilirim, okuyup düşünen için mantıklı gelebilir, okuduktan sonra kendi hayatını yargılayan ise hayatında ilerlemeyi sürdürebilir hatta belki gerçekten mutlu bile olabilir.
Hayatınızı gözlerinizin önüne getirdiğinizde kaç sayfa olduğunuzu düşündünüz. Kaç hayal, kaç anı, kaç mutluluk sığdırdınız o sayfalara...
En İyi Cevaplar