Aslında biz istediğimiz hayatları yaşamayız. Kurgulanmış bir oyunun senaryosunu oynarız yaşam denen bu zorlu yarışta. Ne yapacağımız çok önceden bellidir. Çok küçük yaşlarda daha bunu öğreniriz. Sabah erkenden kalkmayı. Birçok çocukla aynı formaları giyip aynı sırada oturmayı... 
Bu yüzden herkes gibi davranmayı ezber biliriz. Tam gözümüzün açıldığı noktada daima bizi susturan birileri mutlaka olur: TOPLUM

Sonra hayat bize ışık olması gerekirken ruhumuzdan parçalar götürmeye başlar. İnsanlar gözümüzde bir makineden farksızdır. Bizde aralarına karışır ve... Aynı şeylerden hoşlanan, aynı şeylere gülüp ağlayan canlılar oluveririz fark etmeden. İşte o zaman 'Ben' parçalanmaya başlamış, biz olmak bir yana kalabalık içinde kaybolup gitmiştir.

Sonra öylesine tuhaf gelir ki insan halleri çareyi yalnız olmakta bulur insan...
Bunu fark edebilen nadir insanlar vardır. İşte bu insanlar sonsuz boşlukta yalnızlığın tadını almaya başlar. Anlar ki yalnız olmak aslında kişinin kendisi olabilmesidir. Öyle sert duruşlar gösterir ki toplum onu beğenmez ve 'asosyal, yabani' gibi yaftalanmalarda bulunur. Birden dışlamaya başlar.
Ruhunu dinleyen birinin yabani olmaktan ziyade ne tür bir huzur bulduğunun farkında bile değildir. Onlar kendi seslerinden o kişinin sesini duyamazlar. O nasıl bir kalabalıktır öyle?
Herkesin bir ağızdan konuştuğu, herkesin birbiriyle yarıştığı ve bir gram yol alamadıkları bir kalabalık. Yalnız insanın gözünde bunlar eğreti durmaya başlar ve...

İnsanların neden böyle olduklarını anlama çalışır.
Oysa kalabalıklar hiç susmaz. Yalnızlığı seçenlere acımaya başlar. Artık onların bakışlarından bile bellidir ondan rahatsız oldukları. Bilmezler ki yalnızlık bir mecbur kalış değil bir seçimdir. Bu yüzden yalnızlığı seçen insanlar derin düşünürler. Onlar kendilerine çarparak büyümüş insanlardır nihayetinde.
Hakkında söylenen dedikolulara kulak bile asmazlar. Sevdikleri kadın ve ya erkek farkındalık sahibi değilse onları fark edemez. Fark etseler bile anlaşmaları güçtür. Bu yüzden yalnızlık trajik bir olaydır. Öyle olmasa bilr bizlere yansıyan hali budur.

Fakat herkes gibi olamanın bedeli büyüktür. Bu yüzden yalnız insanlar çok daha güçlü yetişmişlerdir. Pes etmeyi bilmezler. Duruşları sağlamdır. Yüreğinde kopan fırtınalar enerji kaynakları olur. Ve onlar yalnızlığın karşıdan göründüğü gibi olmadığını bilirler. Yalnızlık bir seçimden de öte yaşam biçimidir, ruhsal bir durumdur.
Benim diyeceğim kenarda sessiz duran biri varsa oklarınızı atmadan önce bir düşünün. Onu tanımaya çalışın. İlla ki derdi olduğunu zannederiz. Durum öyle olmayabilir. O dünyaya yalnız geldiğimizin ve yalnız gideceğimizin farkındalığını elde etmiş olabilir. Yalnız insanları tanımaya hatta anlamaya çalışın. Çünkü onların en çok anlaşılmaya ihtiyacı var.
Bu ilk bence paylaşımımdı arkadaşlar. Okuduğunuz için teşekkür ederim şimdiden.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer