Fikri Olmadan Zikri Olanlardan Olmamak İçin Okuyan Bir Toplum Olalım..

Hala devam ediyor mu bilmiyorum ama çoğumuzun liseyi bitirmeden önce söylediği bir sözdür bu; 'Bir daha ne kitap görmek istiyorum ne de adını duymak. Gazete bile okumayacağım!'


Fikri Olmadan Zikri Olanlardan Olmamak İçin Okuyan Bir Toplum Olalım..


Sonraki yıllarda gerçekten de öyle olur. Hiçbir kitabın kapağı açılmaz. İçinde yazı olan tüm nesnelerle aramıza kalın bir duvar çekilmiştir sanki.


Buradaki paylaşım ve Bencelerde de çok sık rastlıyorum; 'Okumadım', 'Çok uzun okuyamam', 'Özet geç'..


Nedir bizi okumaktan bu derece soğutan? Kitaba bağımlı kılan ezberci eğitim sistemimiz mi, tembelliğimiz mi yoksa hayatımızın ilk yıllarında edindiğimiz alışkanlıklarımız mı?



Bu sözlerin hepsi bahane! Okumuyoruz çünkü alışmamışız, alıştırılmamışız.


3-5 cümle olduğunda okuyan insanımız neden birkaç cümle daha fazla olunca sıkılır anlamış değilim.


Bu yazıma da okumadım diyenler olacaktır, olsun. Benim yazılarım okumayı, anlamayı ve üzerinde düşünmeyi sevenlere hitap ediyor. Beğenin ya da beğenmeyin ama ben de uzun yazanlardan, uzun olsa dahi okuyanlardanım ve öyle de devam edeceğim.


Uzun yazılardaki can alıcı fikirlerin, farklılıkların, önemli düşüncelerin nerede saklı olduğunu bilemezsiniz. Okumadan insanları anlayamaz, fikirleri öğrenemez, doğru ve yanlışları ayırdedemezsiniz.



Okumadan ufkunuzu açmak ve düşünme yeteneğinizi geliştirmek mümkün değildir.


Bu yeteneği geliştiremeyen insanlar da kulaktan dolma bilgilerle yaşamaya veya başkalarının doğru olup olmadığı bile belli olmayan fikirlerinin gölgesinde kalmaya mahkumdur.



Batı ülkelerinde insanların çoğunun seyahat ederken hatta otobüs beklerken bile okuduklarını gördüm. Yanlarından kitapları hiç eksik değildir. Bunu zaten kitap ve gazete tirajları ve okuma oranlarına baktığınızda da anlayacaksınız.



Okumaktan bu kadar kaçınmamızın temelindeki sorunlardan birisinin de ailemiz dolayısı ile edindiğimiz ilk alışkanlıklar olduğunu düşünüyorum.


Bir çocuk ele avuca sığmayacak ve çevresinde olup biteni anlayabilecek bir yaşa geldiğinde hele biraz da haylazsa ona kitap okumak veya bol görselli kitaplar almak yerine televizyon karşısına oturtup zaptetmesini seven bir milletiz.



Böyle hazır eğlencelerle büyüyen bir neslin de okuyup öğrenerek eğlenmesini de beklemiyorum elbet.


Çocukluğum televizyonun karşısında değil, kitapların arasında geçti. Hala da öyledir. Küçükken, 'Hediye olarak ne istersin?' sorusuna 'Kitap!' diye cevap vermişimdir hep.


Televizyon dadı değildir, eğitim aracı hiç değildir. Teknoloji dikkatli kullanılmazsa yarar yerine zarar getirir.



Okumadan yetişen bir birey de televizyonda gerçek bilgi yarışmaları ya da belgeseller yerine çoğu beş para etmeyen sitcomlar ile bize birşey katmayan ve eski çağlardaki arena dövüşlerini andıran, bilgiye değil ama güce dayalı yarışma programlarını seyredip alkışlıyor, onlarla vakit öldürüyor. Şaşmamak gerek!


Sonra da kendimizi sınamak için değil de cebimizi doldurmak için çıktığımız bilgi yarışmalarında madara olup en kolay sorularda pes ediyor, bilgi birikimi fazla olanları gördüğümüzde ya dalga geçiyor ya da uydurduğunu sanıyoruz.



Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin. / W. E Channing



Bu söz herşeyi çok güzel açıklıyor aslında. Okumadığımız için karşımızdakini anlama zahmetine de katlanmıyoruz. Bu yüzden de farklılığın farkında değiliz.


Farklılığı bilinmeyen olarak, bilinmeyeni de korku olarak algılıyoruz.


Okumayı sevmediğimiz gibi bilene de tahammülümüz yok. Okumuyoruz ama çok biliyoruz! Okumadan ve öğrenmeden eleştiri yapmakta da üstüne olmayan bir milletiz.


Ne güzel sözdür;



Önce fikir sahibi olun sonra zikir.



Okuyun, okumaktan okuyandan zarar gelmez. Kötülük; cahilden, cahillikten gelir.




Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. - Bacon




Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır. - Franz Kafka




Okuyanlar iki misli daha iyi görür. - Maender



Dinin ilk emri bile 'Oku!' olmuştur.


Okuyanla okumayan hiçbir zaman bir olmaz.


Okumak at gözlüklerinizi yırtar. Dünyaya ve insanlara geniş perspektiften bakmanızı sağlar.


Nerede ne zaman vaktimin olacağını bilemediğimden çantamda ve başucumda daima bir kitap bulunur ve okurum. 'Zamanım yok!' demeyin isterseniz gayet güzel zaman bulabilirsiniz.


20 dk'larımızı nelere harcamıyoruz ki. Hergün yalnızca 20 dk yararlı olabilecek birşeyler okuduğunuzda göreceksiniz ki kitaplar en iyi dostunuz olmaya başlayacak.



Onların büyülü ve engin sayfalarında gezinirken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.


Kitaplardan da, uzun yazılardan da, okumaktan da korkmayalım.



Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kâğıttır. - Jonathan Swift



Sizi yargılamayacak en iyi arkadaş kitap, karşılık beklemeden veren tek dostunuz ise okumaktır.


Diğer dostlar ise gelip geçicidir.

Fikri Olmadan Zikri Olanlardan Olmamak İçin Okuyan Bir Toplum Olalım..
Cevapla