
Bugün "kendini sevmek" ile ilgili bir soruya denk geldim, bu konunun pek çok faktörü olduğu ve benimse benceyi kısa ve öz tutma isteğim olduğu için bugün karanlık tarafımıza değineceğim, kanaatimce kendini sevme yolunda, en en önemli nokta burada başlıyor.
Kendi karanlık tarafınızla yüzleşmeden, o tarafı dürüstçe görüp hayal kırıklığına uğramadan kendinizi sevmeye başlayamazsınız, çünkü kendinizi sevebilmek için önce kendinizi tamamen kabul etmeniz gerekir. Kabullenme demişken bu benceyi okumanızı şiddetle ve sevgiyle tavsiye ederim Yoğunlaşmış Sıkıntılar!
Ruhumuz, kendi içimizdekilerden rahatsız olacak şekilde tasarlanmıştır. Buna "gölge tezahürü" denir. Bu ne anlama geliyor diye soracak olursanız, mesela belirli bir şeyin yasak olduğu veya tabu olarak dayatıldığı bir ailede büyümek gibi basit bir durum olabilir. Yani uzun süre gelen duygu ve istekler nedeniyle yasaklanan, bastırılan şey, zamanla yasakların konulmasıyla gölge alanına taşınmış olur yani karanlık tarafımıza.
Doğal olarak, ruhumuz bu şekilde dönüşmeye başlar ve kendini daha sonra dış dünyada da benzer bir şekilde, ancak saldırgan bir ifadeyle gösterir. Yani, eğer belli şeyleri giymemiz yasaklanırsa, sadece sosyal sorumluluğu düşük insanların böyle giyindiği anlatılırsa, yaş ilerledikçe bu tür insanlarda çok fazla olumsuz duygu oluşacaktır.
Veya siz samimi olarak bir şey yapmak istiyorsanız ve sosyal çevrenizde bu durum “kötü” olarak değerlendiriliyorsa, bunu yapan insanlar da belli bir damgaya sahipse, siz bu arzuları ve tezahürleri kendinizden ve ruhunuzdan dışarı itersiniz. Ve eğer bir başkası sizin bir zamanlar kendinize yasakladığınız ve bastırdığınız bir şeyi yaparsa, o zaman bu insanların eylemleri sizde büyük bir öfke ve hiddet dalgasına sebep olur. Aslında fenomenlerin, ünlülerin veya kendi çevrenizden linç yemenizin kökü buradan gelir, insanlar kendi yapamadığı ve kendine yasakladığı şeyleri bir başkası yaptığı zaman tetiklenir (trigger).
"Benzer benzeri çeker, dış görünüş içtekinin yansımasıdır."
Bunlar bir zamanlar istediğimiz, arzuladığımız ama yapmadığımız, yasaklayıcı tutumların, tabuların, etiketlerin, zorunlulukların, çevrenin, içinde yaşadığımız toplumun sosyal kültürünün etkisi altında, derinlerimizde sakladığımız şeylerdir. Yani gölge, içimizde olan, içimizde yaşayan ama tezahürlerini fark etmediğimiz bir şeydir.
Gölge tezahürünün mekanizmalarından biri de Projeksiyondur. Yani kendimizde olumsuz olan duygu, düşünce ve isteklerimizi, belirli bir durumdaki insanlara aktardığımız psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Bu şekilde, suçluluk ve utanç duyguları, başkalarından kaynaklanan her türlü deneyim ve kınama, kaynağı başka insanlar olacak şekilde başkalarına yüklenerek ortadan kaldırılır.
Gölge, bir insandaki tüm kötülüğün tecessümü değil, kuvvetin ve manevi potansiyelin deposudur. Gölge, ruhun ayrılmaz bir parçasıdır; onu tanımalı, onunla dost olmalı, onu kabul etmeli ve bilinçli bir şekilde kullanmayı öğrenmelisiniz.
- Carl Gustav Jung
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer