Düşünme, Tefekkürden Nasıl Farklıdır?

Sevgili KS üyeleri sizleri basit bir felsefi alıştırma yapmaya ve şu soruyu yanıtlamaya davet ediyorum: Düşünme, tefekkürden nasıl farklıdır?

Biraz durun ve cevabı kendiniz bulmaya çalışın.

Bir metni okumak düşünmektir, önemsiz olmayan bir soruya cevap bulmaya çalışmak ise tefekkürdür. Her zaman daha fazla enerji gerektirir. İşte bu yüzden her zaman düşünürüz (uyurken bile), ama çok nadiren tefekkür ederiz.

Düşünme, alışılmış zihinsel işlemlerin gerçekleştirilmesidir. Fiziksel emek bile düşünmekten çok daha kolaydır. Oturup düşünmektense ellerimizle çalışmaya çok daha istekliyiz, çünkü beyin en çok enerji tüketen organımız ve düşünmek de en çok enerji tüketen süreçtir.

Sonuç olarak bu durum hep aynı noktaya yol açıyor. Her zaman çok fazla olan, mevcut rutinle, şu anda başa çıkmayı tercih ediyoruz; oturup arzu ettiğimiz geleceği düşünmek yerine.

Korkuların ve patolojik şüpheciliğin yabani otlarından arzularınıza nasıl ulaşacağınız tamamen belirsizdir.

Peki gerçekten içinde bulunduğumuz durumu iyi anlıyor muyuz, yoksa sadece beynimizin yarattığı tanıdık manzarayı mı görüyoruz?

Düşünme, Tefekkürden Nasıl Farklıdır?

Her zamanki yol en iyisi değildir

Avcı ile av arasında hiçbir fark yoktur; çünkü ikisi de hareketlerini otomatik olarak yaparlar. Kendimize "Şimdi ne yapmam gerektiğini zaten biliyorum, o zaman neden uzun vadeye bakayım? " dediğimizde otomatik olarak düşünür ve hareket ederiz.

Bir şeyi alışkanlıktan dolayı yapmak, bulunduğumuz yerde kalmak anlamına gelir. Ve yeni bir seviyeye geçmek için yeni bir şeyler yapmaya başlamanız gerekir. Yeni bir şey, üzerinde düşünerek anlamayı gerektirir.

Tereyağını çırpmaya devam etmektense ara vermek çoğu zaman daha faydalıdır.

Etrafınıza bakın ve kendinize sorun: Neden yaptığım şeyleri yapıyorum? Sonunda ne elde edeceğim? Nereye varacağız? Bu yol beni nereye götürecek? Aslında nereye gitmek istiyorum?

Varlığın yeni bir niteliksel düzeyine geçmek için, mevcut değerlendirmelerden değil, nihai istenen sonuçtan hareket etmek gerekir; çünkü mevcut tüm değerlendirmeler, gerçeğin çarpıtılmış bir algısından ibarettir. Duygularımız, korkularımız ve içsel engellerimiz tarafından çarpıtılmalardan bahsediyorum.

Bir hayat planı "A" noktasından değil, "B" noktasından yazılır, çünkü "B" noktası, kulağa ne kadar tuhaf gelse de, belirlenmesi daha kolaydır. "A" noktası -bizim bakış açımıza göre- her zaman kendini kandırmaktır. Ve gerçeği olabildiğince yeterli bir şekilde algıladığımıza ne kadar çok inanırsak, nesnel gerçeklikten o kadar uzaklaşırız.

Düşünme, Tefekkürden Nasıl Farklıdır?

PEKİ GELECEĞİ NASIL DURUP DÜŞÜNÜRSÜNÜZ Kİ BÖYLECE ZAMAN KAYBINA DÖNMEZ?

1. Bir kağıt ve kalem alın.

2. Tamamen mutlu bir insanın hayatını resmedin.

3. Daha sonra onu mutlu eden şeyleri madde madde listeleyin.

4. Elinizdekilerle karşılaştırın.

5. Mutlu olmak için neyin eksik olduğunu belirleyin.

6. Listeden “eksik” olan ama en önemli olan şeyi seçin.

7. Bu en önemli şeyi başarmak için hangi görevi çözmeniz gerektiğini belirleyin.

8. Günlük hayatınızda neler yaptığınızı düşünün: Bu problemi mi çözüyorsunuz, yoksa başka bir şeyle mi meşgulsünüz?

9. Programınızda değişiklikler yapın, eğer yoksa bir program oluşturun ve ona uyun.

10. Yolunuzdan sapmamak için her gün rotanızı kontrol edin.

Sevgiler..

Düşünme, Tefekkürden Nasıl Farklıdır?
Cevapla