Suçlu Mu Olunur, Suçlu Mu Doğulur?

Bugün bir suçlunun zihnine yolculuk yaparak; bir insanın suçlu mu doğacağı yoksa suçlu mu olacağı ikileminin üzerinde duracağız.


Uzun zamandır tartışma konusu olan bu konu, insanları ikiye bölmüştür. Suç, toplumun insanı mecbur bıraktığı bir durum muydu yoksa genlerin bir etkisi miydi? Toplumsal kabullerde bebek, masum doğar ve saflığın sembolü olan bu varlığa genlerin etkisiyle suçlu kavramı atfedilmez.


Çocuğun masumiyeti ve insanlığın kirletme gücü sonsuz. / Livaneli

Suçlu Mu Olunur, Suçlu Mu Doğulur?


Genin kişideki etkisi nasıldır?

Suç işlemeye meyilli olan zihinlerde görülen yatkınlıklar arasında; hasarlar, anormallikler, yetersiz ve dengesiz hormonal etkiler görülebilmektedir. Duygudan yoksun; vicdan, empati ve suçluluk duygularını hissetmezler. Bu yoksunlukla kendilerini tutma gereği duymamaları da kendilerince oldukça olağan kabul edilir.


Yapılan araştırmalarda, psikopatların zihinleri laboratuvarda incelendiğinde az önce bahsettiğim duygusal yoksunluklar ve psikopat kişilik özellikleri gerçekten de var olduğu gözlemlenmiştir.


Peki bunların varlığında bir kişi suçlu olmaya yeterli midir? Bazen evet, bazen ise hayır. Ne gibi durumlarla genetik faktörler harmanlanırsa kişi artık suçlu olabilir? Elbette ki çevresel etkenlerle harmanlandığı durumda suç, kaçınılmaz olabilmektedir.


Bu ikili kombinasyonla kişi ne yazık ki canavarlaşabilir. / Cansın Özel

Suçlu Mu Olunur, Suçlu Mu Doğulur?

Çevresel etkenler kişide nasıl etkiler bırakır?

Ailede yaşanan; zihinsel, fiziksel, cinsel istismarlar, ailede yaşanan veya tanık olunan şiddet davranışları, ebeveynle yaşanan bağlanma sorunları, ailedeki ilgi yetersizliği (duygusal ihmal), sert disiplin ve aşırı korumacılık, akran zorbalığı, kötü çevre koşulları, uyumsuzluk ile beraber şiddeti normalleştiren ve kabul edilebilir alt zemin oluşturan toplumsal normlar, kanunların etkisizliği çevresel faktörler arasında yer alır.


Bu çevresel faktörlerle ahlaksal dürtüleri, toplumsal olguları ve etik anlayışları normal bir bireyden oldukça farklı gelişir. ‘Ayıp’ veya ‘yanlış’ algılarının değeri olmadığının ve aslında toplumsal değerlere uymadığının farkında olsalarda bunu hissedemiyorlar. Çünkü kişinin doğruluk algısı içinde bulunan ailede şekillenmiş ve deforme olmuştur.


Esas nokta bu deformasyonun temelinde bulunan ‘aile’ kavramıdır. Genetik ve biyolojik yapıda taşınan olumsuzlukları, sağlam ve sağlıklı bir aile ve çevre ile dönüşümü sağlanması mümkün. Aile her yaşta kişinin üzerinde izlerini taşıdığı bir olgudur. Hem bireyin hemde toplumun gelişiminde rol oynar. Bu sağlıklı yetkinlik sağlandığında genetik faktörlerin ve çevresel koşulların etkisi düşürülebilir.


Çocuklar, anne ve babalarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe, yeni bir dünya kurulamaz. /Alexis Carrel

Suçlu Mu Olunur, Suçlu Mu Doğulur?
Cevapla