Sanal Dünyayı Ciddiye Almak: Gerçekte Olmasını ya da Olmak İstediklerimiz Bir Yanılsama Mı?

Sanal Dünyayı Ciddiye Almak: Gerçekte Olmasını ya da Olmak İstediklerimiz Bir Yanılsama Mı?

Bu konu hakkında bazı yazılar okudum. karşılaştığım yazılar da ilginç sorular gördüm;

"İnsanlar, gerçek dünyadaki yaşam koşulları ve psikolojik ihtiyaçları nedeniyle mi sanal sosyal alanları bu kadar ciddiye alıyor?"

"Sanal dünyada kendimize yeni bir kimlik yaratmaya çalışırken, gerçek kimliğimizi ne kadar koruyabiliyoruz?"

Gerçek Dünyadaki Sosyal Kısıtlılıklar
Sanal Anonimlik ve Özgürlük
Sanal Dünyada Psikolojik Tatmin ve Kimlik Arayışı,
Sanal Dünyanın Zaman ve Mekan Sınırsızlığı
Sanal Hayaller ve Gerçeklik Arasındaki Farksızlıklar

Liste bir hayli uzayıp gidiyor.

Yaklaşık altı ay önce, ilk kez bir dijital sosyal platforma üye oldum. Bu süre zarfında yaşadıklarım ve gözlemlerim, sanal alemin insani yönünü sorgulamama neden oldu. Daha önce bu sanal dünyadan uzak durmamın bir sebepleri vardı. Çünkü bu sanal denilen alem, her ne kadar bazılarına bireysel faydalar sağlıyor gibi görünse de, genel anlamda insanlık adına olumlu bir etkisinin olduğunu duymak pek mümkün olmadı dolayısı ile söylemek de oldukça güç.

Evet, ticari kazançlar, kariyer fırsatları ya da bilgi paylaşımı gibi alanlarda sanal dünyanın sunduğu olanaklar yadsınamaz. Ancak bu yüzeyin altına indiğimizde, kelimenin tam anlamıyla "sanal" bir dünya ile karşılaşıyoruz. Sanal kelimesi, "gerçek olmayan, gerçekle ilişkisi bulunmayan, varlık temeli olmayan" anlamına geliyor. Peki, gerçekle hiçbir bağlantısı olmadığı halde, bu alemde neden gerçek duygular, hisler ve insani ilişkiler varmış gibi görünüyor?

Bir rüyanın İçinden gerçeklerin arayışımı?
Bir insan "Rüya gördüm, gerçek gibiydi." dediğinde nasıl bir algı oluşur? Rüya, gerçeğin bir simülasyonu olabilir ama asla gerçek değildir. Sanal alem de bundan farklı değil. Herkesin bir takma isim kullandığı, kim olduğunun, nasıl yaşadığının ya da gerçek dünyada ne yaptığına dair hiçbir bilgi sahibi olmadığımız bu platformlarda, sevgi, saygı, nezaket ve insani erdemler aramak ne kadar mantıklı?

Sanal bir kimliğin ardında belki bir öğretmen, bir doktor ya da sıradan bir birey vardır. Ama aynı şekilde, bir dolandırıcı, bir suçlu, hatta bir terörist de olabilir. Gerçekten bu kadar bilinmezliğin içinde, bu ortamı ciddiye almak ne kadar doğru? Eğer bu dünya bu kadar güvenilir ve samimiyse, neden kimliklerimizi gizleme ihtiyacı hissediyoruz?

Gerçek İlişkiler mi, Yoksa Bir Yanılsama mı?
Sanal dünyanın bir başka yanılsaması da gerçek duyguların bu ortamda yaşanabileceği fikridir. Sevgi, saygı, hayranlık ya da kırılma gibi hislerin dijital bir dünyada var olabileceğini düşünmek, insanın doğasına ters düşmez mi? İnsan, temasla, yüz yüze iletişimle ve gerçek bağlarla anlam kazanır. Ancak sanal alem, bunların hiçbirini sunmaz.

Düşünmemiz gerekiyor mu?
Bu yazımı, sanal alemi reddetmek ya da tamamen kötülemek için yazmadım, onun ne olduğunu aslın da doğru anlamaya çalıştım. Bu sanal dünyada geçirdiğimiz zamanın ve verdiğimiz değerlerin, gerçek hayatta da bir önemi var mı?, Bir sorumluluk taşıyor mu? Şayet var der isek. Bu ne kadar anlamlı ve doğru olduğunu sorgulamak durumunda kalmaz mıyız?. Sanal alem, gerçekliğin yerini alamaz deniliyor; yalnızca bir araç, bir platformdur deniliyor. Lakin ciddiye alınacak durum ve konular nelerdir?

Bir şey ne kadar gerçekmiş gibi görünürse görünsün gerçek olamaz, sanal dünya da ne kadar cazip görünürse görünsün, gerçek dünyanın ve yaşamın yerini tutamaz.

Sanal Dünyayı Ciddiye Almak: Gerçekte Olmasını ya da Olmak İstediklerimiz Bir Yanılsama Mı?
Cevapla