
Birinden veya bir durumdan nefret ettiğinizde, o kişi ve o durum sizin zihninizi işgal eder. Bilincinizde yer kaplarlar ve yavaş yavaş onlar gibi olursunuz..
Birinden nefret etmek, kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüktür.
Bu bencenin önemli olduğunu düşünüyorum.. Bir kişi veya durum hakkında olumsuz düşünceler beslediğimizde, aslında kendimize zarar veriyoruz, bunu anlamak çok önemli, ve ne olursa olsun minnettar olmayı ve içimizde sevgi beslemeyi öğrenebilmek daha daha önemli. Kendimizi bu negatif duygularla doldurduğumuzda, etrafımızdaki her şeyi olumsuz bir şekilde algılamaya ve etkilemeye başlıyoruz. En önemlisi kendimizi olumsuz etkiliyoruz.
Önce bir durumdan veya insandan nefret etmeye başlıyoruz, sonrasında tamamen insanlardan nefret ediyoruz, sonra dünyadan ,ve sonra kendimizden.. En sonunda nefretin kendisine dönüşüyoruz. Nefret içinde yaşadığımız bir hayattan ne bekliyoruz ki? Mucize mi? Mutluluk mu? Sevgi mi? Işık mı? Gözümüz nefretten başka bir şey görmezken, ne görmeyi bekliyoruz? Veya nefretin kendisine dönüşmüşken ne hissetmeyi bekliyoruz? Neşe mi? Şükran mı? Nefretin olduğu yerde bu tür duygulara yer yoktur..
Ne kadar sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmeye ve sağlığımıza dikkat etmeye çalışsak da, içimizde nefret yaşıyorsa, bu hiç bir işe yaramaz!
Nefret, nefret edene zarar verir. Nefret eden kişi onun yıkıcı etkilerine maruz kalır. Hem fiziksel hem de zihinsel birçok hastalık bu duygudan kaynaklanır.
İnsanlar genellikle nefret etmeyi ancak nefret edilen kişi ölürse bırakabileceklerini düşünürler. Ancak bu nadiren rahatlama sağlar. Yıllardır nefret besledikleri ve değer verdikleri kişinin öldüğünü öğrenince rahatlarlar, hatta ona üzüldüklerini anlarlar. Şikayetler küçük ve önemsiz görünmeye başlar. Ve sonra tahmin edersiniz ki, hayatının yarısını nefretle geçirmiş olan bir kişinin, ikinci yarısını suçluluk duygusuyla kendine eziyet ederek geçirme şansı vardır.
Bu arada, intikam planları yapmak için çok zaman harcayan veya sadece sürekli olarak nefret nesnesini düşünen, bu nesnenin kaybıyla birlikte, nefret eden kişi hayatın anlamını kaybeder. Kulağa ne kadar korkutucu gelse de bu gerçekten oluyor.
Yani görüyorsunuz ki insan bir şeylerden nefret etmeye başladığında, kendi hayatını yaşamayı bırakıyor. Tamamen o durum ile veya o olay veya o kişi ile yaşamaya başlıyor. Korkunç geliyor öyle değil mi? Ancak ne yazık ki insanların %80i bu durum ile yaşıyor.
Nefret sizin için yıkıcı bir duygudur ve kendi hayatınızı yaşamanıza engel olur. Kendinize odaklanmanıza engel olur. (Odak noktanız neredeyse orası büyür, bunu unutmayalım) Ne kadar çok nefrete odaklanırsanız o kadar büyüyecektir (sorunlar, sıkıntılar vb.)
Dolayısıyla bu tür duygular yaşarsanız, tüm gücünüzle ondan kurtulmaya çalışmalı, nefret etmeyi bırakmalısınız. Peki, nefreti bırakmaya hangi eylem ve duygu yardımcı olur derseniz, ben buna MİNNETTARLIK/ŞÜKRAN derim. Duygular zincir gibidir, kendinize nefrete kaptırırsanız acı, hüzün, keder, tükenmişlik vb. duygular ardından geliyor ve hayatı kaplıyor, ona göre durumlar ve insanlar çekiyorsunuz. Kendinize minnettarlığa kaptırırsanız, ardından affetme, sevinç, tatmin, mutluluk, neşe, ve en önemlisi SEVGİ geliyor. Anladığınız üzere ona göre insanları ve durumları çekiyoruz. Minnettarlığa ve sevgiye, ve en önemlisi kendinize odaklandığınızda bunlar büyüyecektir.
Bir kişi yıkıcı düşüncelerle konuşur veya hareket ederse acı onu takip eder. Ancak kişi saf niyetlerle konuşur veya hareket ederse mutluluk onu takip eder.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar