Toplumumuzda genellikle olgun insan deyince 40 yaşına dayanmış veya geçmiş insanlar olgundur gibi bir genel algı vardır. Belki de bunda dini bazı kavramlarında payı vardır. Hz. Muhammed'in 40 yaşında peygamber olması da 40 yaşın bir tekamül noktası olduğu algısını uyandırır. Sonuçta 40 yaşın olgunluk için bir referans yaş olduğu düşünülür. Peki gerçekten öyle midir? Olgunluğun kriteri yaş mıdır yoksa yaşanmışlık mıdır gelin birlikte değerlendirelim.

Affedici ve Hoşgörülüdür
Olgun insan sadece benim bildiğim doğrudur, benim doğrularım mutlak doğrulardır, diye bakmaz. Dünyada 8 milyar insan varsa 8 milyar farklı doğru olabileceğini, bunların hepsinin de kendi mentalitesi, hayat dinamikler ve sosyo-kültürel kodları çerçevesinde ayrı ayrı doğru olduğunu kabul eder. Dolayısıyla olgun insan kimseyi sorgulamaz, yargılamaz ve yaftalamaz. Herkese, her görüşe, her tecrübeye kendine göre doğru olmasa da saygı duyar. Saygı duymakla kabul etmenin ince ayrımını da iyi bilir. Olgun insan bu nedenlerle insanları hoş görür, her hatadan dolayı herkesi üstünü çizip hayatından çıkarmak yerine toleranslı davranmayı seçer.

Mütevazi ve Doğaldır
Olgun insan yükseldikçe eğilmeyi bilen insandır. Bir makam, mevki, güç, yetki veya etki sahibi olduğunda çevresindekileri hor görmek, tahkir etmek, aşağılamak, küçük görmek gibi davranışlara girmez. Olgun insan böbürlenmez, kibir yapmaz. Çevreye hava atmak, kendi konumunu kullanarak insanlara baskı yapmak gibi basit ve bayağı davranışlardan kaçınır. Makamı, mevkii ne olursa olsun insanlara her zamanki doğallık ve samimiyetle yaklaşır. Çocuklarla konuşurken onlara yukarıdan bakmak yerine onunla göz hizasına inerek konuşur.

Olgun insan yapmacık ve sahte davranışlardan uzaktır. Rol yapmaz, mış gibi yapmaz. İçi dışı birdir, kendini ne olduğundan büyük, ne olduğundan küçük göstermeye çalışmaz. Prof. Ahmet Aslan hocaya bakın mesela. Harran'ın toprak damlı evlerinde doğup büyümüş. Bu onun için bir eksiklik veya utanç kaynağı değildir. Anlatmaktan da çekinmez, utanmaz. Ahmet Aslan hoca neyse odur.
Kavgayı Değil Gönül Almayı Seçer
Olgun insan kavgacı değildir, agresif değildir, baskıcı değildir. Kendi fikri veya sözüne uyulmaması durumunda ya da bir haksızlığa uğradığında çözümü bağırıp çağırmada, tehdit savurmada ya da kavgada değil makul ve mantıklı konuşarak ortamı sütliman etmeyi tercih eder. 9. cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel'in bir anısı gelir aklıma. 1990'lı yıllardır ve O zaman başbakan olarak Ege'de bir parti mitingindedir. Bakın işte ben şu barajları yaptım, şu yolları yaptım, Elektrik santralleri yaptım, Boğaz köprüsünü yaptım derken en önde izleyen bir köylü bağırır: Babanın parasıyla mı yaptın ne konuşuyorsun diye. Koruma polisleri köylünün üstüne atlar, Demirel koruma polislerine bırakın adamı, doğru konuşuyor der. Ve döner köylüye: Babamın parası olsa bu kadar şeyi yapmaya yeter mi? Sizin vergilerinizle yaptım bunları. Sizin vergilerinizle size hizmet getirdim. Bu benim vazifemdir bunu yaptım. Size daha önce gelmesi gerekirdi, o da benden öncekilerin ayıbıdır der. Aynı köylü bu defa doğru söylüyor helal sana baba diye alkışlar. (Birilerinin yaptığı gibi kendini eleştiren vatandaşa "Ananı da al git lan" demez yani)

Konuşması Keyif Verir
Olgun insanın konuşması insanlara keyif verir. Halk deyimiyle boş yapmaz, geyik muhabbeti yapmaz. Konuştuğu şey, anlattığı hikaye veya hatıra, örnek gösterdiği insan veya olgular bir yandan da dinleyenin ufkunu açar. Olgun insanı dinleyen sıkılmaz, ortamdan kopmaz. Çünkü olgun insan konuşurken herkesin gönlüne dokunmayı, yüreğini okşamayı bilir.

Mutluluk ve Huzur Dışarıda Değil İçindedir
Olgun insanın mutlu olması için lükse, şatafata, gösterişe ihtiyacı yoktur. Ya da neşelenmesi için illa kalabalık ve gürültülü ortamlara ihtiyacı yoktur. Olgun insan Prof. Ali Muhtar Tiftik gibi iş makinalarının gürültüsüne küfretmez çünkü o gürültülerin arasından ötücü bir kuşun sesini duyup ona odaklanarak ondan mutlu olmayı bilir. Olgun insan kendiyle barışıktır, kendini sever ve kendine saygısı vardır. Olgun insan bilir ki kendine saygısı olmayana kimse saygı duymaz. Çevresine ve doğaya saygı duymak için önce kendine saygı duyması gerektiğini bilir.

Yaş ve Yaşanmışlık Ayrımı
İnsanı yaşı değil yaşadıkları olgunlaştırır. Ünzile şarkısının sözleri gelir aklıma
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
12'sinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Hayat insanı öyle bir cendereye sokar, öyle bir zorunluluk ve sorumluluk yükler ki çocukluğunu bilemez. 12 yaşında enne olur, 12 yaşında hayatın bütün zorlukları sırtına yüklenir. Ya da 14'ünde babası ölür, sakat kalır. Çalışıp bir evi geçindirmek zorunda kalır. Arkadaşları top oynarken onları hüzünle izler. Feleğin çemberine erken düşen insan 20 yaşında bile olgunlaşır. Hayat onu farklı bir şekilde eğitmiştir. Zorlu Holding'in kurucusu Ahmet Nazif Zorlu böyle bir adamdır mesela. Diğer yandan 1990'larda zamanın başbakanı Tansu Çiller'i bile dolandırmış ünlü sahtekar Selçuk Parsadan'ın oğlu mesela. Bundan birkaç yıl önce ağır kış şartlarında İstanbul'da belediyenin sokaklardan alıp bir spor salonuna yerleştirdiği insanlar arasında o da vardı. Bir zamanlar profesyonel basketbolcuydu üstelik. Babası gibi o da büyük paralarla oynamıştı. Bir gazete onunla röportaj yaptı. Gördük ki son derece çiğ birisi. Memleketin en ünlü dolandırıcılarından biri için "Benim babam heykeli dikilecek adamdı" dedi.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer