Merhabalar [: Şizofreninin ilgi çekici olduğuna inanıyorum. Bu sebeple hastalığımın detaylarını sizle paylaşmak istedim.
Şizofreni Öncesi Dönem
Çocukluğum genel anlamda normal geçti. Farkında olmadan bazı şizofreni belirtileri yaşamış, bunları normal sanmıştım.
Örneğin güneş ışığı beni çok rahatsız ederdi astigmattan dolayı sanardım. Dışarı çıkmak istemezdim.
Işıkları herkesten daha parlak ve biraz daha katı görürdüm.
Güçlü bir sosyal fobim vardı, markete girip bir şeyler almaya bile çekiniyordum.
Rüyalarım neredeyse gerçek dünya kadar gerçek olurlardı, bu yüzden zaman ilerleyince geçmişe dönük bazı rüyalarımı gerçek sanabiliyordum.
Duygusal olarak çok dengesizdim, aşırı mutluyken bir anda mutsuz olabiliyordum sebepsiz yere.

Şizofreninin Başlangıcı
2016 sonlarına doğru güçlü bir depresyona girdim. Odamdan çıkmak istemiyor, okula gitmek istemiyordum. Tüm gün uyumakla geçiyordu. Kendimi insanlardan izole etmiş olmam kendimle baş başa kalmama sebep olmuştu. Bu yoğun düşüncelere kapılmama sebep oldu. Bu sırada düşüncelerimin düzensizleştiğini fark ettim. Belli bir konu üzerinde dakikalarca düşünemiyordum, konudan konuya atlıyordum. Bu konuşmama da yansımıştı, insanlar benle konuşurken konudan konuya atlamama sinir oluyorlardı.
Odamda düşüncelere daldığım sırada sandalyenin üstünde gece bir karartı gördüm. Kediye benziyordu, göz yanılgısı olduğunu düşündüm. Sabah olduğunda karartı hala orada duruyordu. Beni izler gibi bir pozisyonda duruyordu ve benim için aşırı rahatsız ediciydi. Daha sonra odamda beni bekleyen, bana zarar verecek kötü bir varlığın saklandığına inanmaya başladım. Bunları ailemle paylaştıktan sonra psikiyatriste gittik. Ancak bana şizofreni tanısı 2017 sonlarına doğru kondu.
Kliniğe Yatırılışım
Hastalığımın başlarında kafamda konuşmalar duymaya başladım. Bunlar bazen erkek, bazen kadın sesi oluyorlardı. Benim dış dünyadan izole olmamı istiyorlardı. Kimseyi sevmediğimi, kimsenin de beni sevmediğini, kendimi kandırmamam gerektiğini söylüyorlardı. Onların isteklerini gerçekleştirmediğimde, örneğin babamla sohbet ettiğimde bana cezalar veriyorlardı. Bu cezalar endişe, korku gibi olumsuz duyguların yoğun yaşanması üzerineydi. Bu sebeple her dediklerini yapıyordum. Bir gün ilaçlardan fazla içmemi istediler. Dediklerini yaptıkça ilaç aldıkça bir daha almamı istediler. Bu şekilde 28 hap yuttum, yoğun bakıma kaldırıldım. Bunun sonucunda doktorlar kliniğe yatırılmamı uygun gördüler.

Klinik Süreci
Kliniğe iki kez yattım, tüm süreci tek başlık altında anlatacağım.
Klinikte insanlar genellikle 30 yaş üstüydü, en genç bendim. Sosyal izolasyonuma klinikte de devam ettim kimseyle iletişim kurmadım. Verdikleri ilaç beni resmen zombiye çeviriyordu ancak duygu durum bozukluğunu da engelliyordu. Bu süreçte hayal dünyam gelişti. Hayal dünyamda çeşitli insanlarla tanışıp, etkinlikler yapıyorduk. Ancak hayal dünyamda da mutlu olmamı engelleyen kötü karakterler vardı.
Zamanla insan yüzleri korkunçlaşmaya başladı. Hasta bakıcıyla yüzüne bakmadan konuşmaya çalışıyordum. Bir gün aynada kendimi yüzümü görünce kelimenin tam anlamıyla delirdim. Çığlık çığlığa ağlamaya başladım. "Neden ölemiyorum" diye bağırıyordum ve kendimi ısırmaya başladım. Bu sebeple yatağa bağladılar.
Verdikleri ilaçlara tolerans göstermeye başladım. Duygu bozukluğu tekrar geldi. Yoğun korkular, panikler, üzüntüler yaşıyordum ve hepsi sebepsizdi. Yeni ilaçlara geçtikten sonra duygularım yine pasifleşmeye başladı. Yine zombi oldum.
Yaşadığım halüsinasyonlardan biri de duyduğum seslerin; örneğin ezan sesi, insan sesi, müzik sesi gibi kafamda geceleri sürekli yankılanmasıydı.
Bu dönemde biraz sakinleştiğim için eve dönmem uygun görüldü. İyileşme aşamasında olduğumu düşünerek seviniyordum. Ancak bir gün uyandığımda öldüğüme ve bir çeşit arafta kaldığıma, odamın tabut olduğuna inanmaya başladım. Bunun korkusu inanılmazdı, araftan kurtulmak için bulduğum tüm hapları içtim ve bana yine klinik yolu gözüktü.
Klinikte sürekli yatakta olduğumdan sanırım yanımda yatan birinin olduğunu hissetmeye başladım. Güçlü kuvvetli bir erkekti bu. Ona nedense "kurt" adını takmıştım. İlk başta çok iyi hissetmemi sağlıyordu. Bazen öpüyor, çoğu zaman sarılıyordu. Ancak o da zamanla toksikleşmeye başladı. Sarılırken sertçe sıkıyor ve uyku felci yaşamama sebep oluyordu.
İnsanlara karşı gerçeklik algımı yitirdikçe objeler canlı gelmeye başladı. Sandalye, çatal gibi cisimlerin ruhunun olduğuna inanıyor, önlerinde üstümü değiştiremiyordum. Bazen onlarla konuşmaya çalışıyordum.
Bu dönemde izolasyonum iyice arttı, görüş problemleri yaşıyordum. Cisimlerin büyüklüklerini uzaklıklarını ayırt edememeye başladım. Konuşmak ve anlamak da zorlaşıyordu konuştuğumda tuhaf cümleler kuruyordum.
Bu dönemde Depersonalizasyon (bedenden kopma) yaşadığım için iyice ulaşılamaz olmuştum. Kendimden "o" diye bahsediyordum. Kuşlardan büyük olduğum için suçlu hissediyordum.
Yeni ilaçlar beni stabil hale getirdi ve eve döndüm.

Şu An Nasılım?
Şu anki durumum eskiye kıyasla stabil. Halüsinasyon ve sanrılarım azalmış olsa da ufak şeyler (ellerin devasa olduğunu görmek gibi) yaşayabiliyorum ama hayatımın gidişatına etkisi olmuyor. Şu anki en büyük sorunum agorafobi. Uzun zamandır geceleri hariç evden dışarı çıkamıyorum. İnsanlarla zaman geçirmek korkunç bir deneyim benim için. Bunun dışında biraz depresyonum var. Antisosyal kişilik özelliklerim var. Ama gördüğünüz üzere düşünsel bozukluklar ve konuşma bozukluğu geçmiş durumda.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer