''Bağımlı'' sıfatı çok rahatsız edici bir etikettir. Kişi kendine bunu hiç bir zaman yakıştıramaz. Bir şeye bağımlı olma fikri, aslında bizim irademizin aciziyetini ortaya koyar ve kişi bu durumdan rahatsız olur. Bu kadar güçsüz oluşuna kendini inandırmak istemez.
Peki kimlere bağımlı deriz? Sadece uyuşturucu kullananlara mı? Alkolik diye adlandırdığımız kişilere mi? Bağımlılık bu kadar sığ bir kavram değil. Kişi hayatı boyunca üzerine yapışan ve çıkarmakta çok zorlandığı, bazen de çıkarmak istemediği bir bağımlılığa sahiptir. Ben de taze sigarayı terk eden biri olarak böyle bir bence paylaşmak istedim. Keyifli okumalar diliyorum..

Kişi hayatının bir döneminde bu bağımlı olduğu şeyle kendini, hatta hayatını bütünleştirir. Yaptığın günlük işlerde dahi hayatının bir parçası haline gelir bu. Aslında vücudun gereksinim duyduğu ve seni aciz kılan kimyasallardan ziyade, psikolojik bir durumdur ve temelinde tamamen senin ona yüklediğin anlam yatar. Beynin kendini şartlandırmasıyla ilgili bir durumdur. Örnek vermek gerekirse; yemek sonrası sigara içmeye alışkın biri bu yoksunluğu çekecektir çünkü bununla yemeği birleştirmiştir. Kahve içen biri sigarayı isteyecektir çünkü kahve deyince aklına direkt sigara gelir. Bu beynin şartlandırmasıdır.
Alkol bağımlılığı yaşan kişilerin durumuna baktığımızda; genellikle bir isyan ve kabullenememe durumuyla karşı karşıya kalırız. İç dünyalarında halledemedikleri bir problemi ya da problemleri, bu yöntemle bastırmaya çalışırlar. Geçmişe duyulan öfke, hayat' a duyulan öfke, aileye duyulan öfke gibi bir dizi sıralayabiliriz ve temelinde ''kabullenememe'' yatar.

Sigarayı bırakmassan ölürsün! ya da Alkolü bırakmazsan siroz olur ölürsün! gibi kavramlar insanları motive etmek için yeterli değil. Böyle olsaydı şu an dünyanın en çok kazanan sektörlerinden biri sigara ve alkol olmazdı. Global sigara ve alkol şirketleri her yıl milyarlarca dolar ceplerine indirmezdi.
Peki insan sadece bunlara mı bağımlıdır? Elbette hayır. Bir kişiye bağımlılık, bir nesneye, bir fikre, düşünceye bağımlılık... İnsanlar bağımlı olduğu şeyin elinde yavaş yavaş yitip, tükenir.

Bir örnek daha vermek gerekirse; Hitler 1. dünya savaşında onbaşı rütbesiyle Alman kuvvetlerinde bir askerdi. Savaşın kaybedilmesi ve Alman halkının uğradığı hem ekonomik hem de psikolojik baskı, onun kendi iç dünyasında bir düşünceye evrildi. Saf aryan ırkı ve Alman imparatorluğu düşüncesi onun bağımlılığıydı. Hitler için bir fikre, idea' ya bağımlı insan diyebiliriz.
Hiçbir bağımlılık sonsuza dek sürmez. Ya sen onun ellerinde can verirsin, ya da o senin. Kişi bu bağımlılık her ne olursa olsun, terk etmeye karar verdiği an, günden güne özgürleşir. Her gün üzerine yapışan o pislik bir nebze daha temizlenir. Bu elbette kolay bir şey değildir kişi için ama imkansız da değildir.
Özetlemek gerekirse; İster psikolojik ister fizyolojik olsun kişi, hayatında bir şeyin vazgeçilmez bir unsur olduğunu fark ettiği an, ondan uzaklaşmalıdır. ''Onsuz naparım'' dediği her ne olursa olsun, bunu dediği an terketmelidir. Güçlü bir irade' nin çözemeyeceği hiç bir içsel sorun olamaz bana göre ve bu, kişiye kendini çok daha güçlü hissettirir. Bağımlı olduğun şeyleri yönetebilmek, herkesin yapabildiği bir şey değildir..
Teşekkür ederim..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
