Bu yazımda Schopenhauer gözüyle Mutlu olmak nasıl sağlanır bunlara göz atıyoruz.
Schopenhauer gözüyle diyorum çünkü hayata, insana bakış açısı farklı bir filozofumuz olur kendisi. Kısaca Schopenhauer'e göre yaratıkların en mutsuzu insandır ve her türlü oluşun kaynağı olan irade, dünyadaki bütün kötülüklerin çıkış noktasıdır. Dünya kötü bir yerdir ve kötülüğünün en belirleyici yönü, acı ve mutsuzluğun her yerde hazır ve nazır oluşudur.
Kişisel olarak ben bu kadar karamsar ve kötümser değilim ancak dediğim gibi Mutlu Olma Sanatına kitabının sahibi olan Schopenhauer gözüyle bakıyoruz bu yazımızda.

En başta pozitif ve kusursuz bir mutluluğun imkansız olduğu önermesi yer alır; oysa sadece nispeten daha az acı çekilen durum beklenmelidir. Eğer bu konuyu kavrarsak hayatın bize izin verdiğince mutluluğa erişmemiz mümkün olabilir.
Mutluluğun özünün ne olduğunu ise şu küçük kavramlar ile aktarmakta.
-Neşeli bir mizaç: Mutlu bir ruh hali, acı ve sevinç kapasitesi.
-Beden Sağlığı: Mutluluğun vazgeçilmez koşulu.
-İç huzur: Anlayışlı olabilmek, herşeye karşı.
-Dışsal şeyler
- HAYAT KURALI No.1
Dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle dolu olarak adım atarız ve kader bizi hoyrat bir şekilde yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin ona ait olduğunu gösterene kadar bunu gerçekleştirmeye yönelik o aptalca umudu koruruz; nitekim kader yalnızca sahip olduğumuz ve edindiğimiz bütün her şey üzrinde değil, aynı zamanda kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, hatta yüzümüzün ortasındaki burnumuz üzerinde bile tartışmasız bir hakka sahiptir.
Dünyadaki en iyi şeyin acısız, sakin, tahammül edilebilir bir varoluş olduğunu kabul etmeliyiz. "Aklı başında kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir" - Aristotales
- HAYAT KURALI No.2
Hiçbir şey kıskançlık kadar uzlaşmasız ve acımasız değildir. Yine de kıskançlık uyandırmak için durmaksızın çaba harcarız. Başkasının mutlu olmasından rahatsız oluyorsan asla mutluluk beklentisinde olamazsın.
"Önünde ne çok kimsenin olduğunu görürsen ne çok kimselerin de arkanda olduğunu düşün"
Kıskançlıktan kaçınmalıyız

- HAYAT KURALI No.3
Dünya üzerindeki fiziki yolumuzun yüzey değil de her zaman sadece düz bir çizgi olmasından ötürü, Bir Şey'i tutup ona sahip olmak istediğimizde hayattaki sayısız başka şeyden feragat ederek bunların sağından solundan geçip gitmek zorunda kalırız.
Bu nedenle salt isteme ve yapabilme kendi içinde henüz yeterli değildir, aynı zamanda insan ne istediğini bilmelidir ve ne yapabildiğini bilmelidir.
Bu nedenle insan kendininkine değil sadece başkasının karakterine uygun olan, aslında kendini mutsuz hissedeceği, muhtemelen tahammül bile edemeyeceği konum ve koşullara kıskançlık duymamalı. Zira nasıl ki balıklar suda, kuşlar havata, köstebek toprağın altında rahatsa, insan da sadece kendine uygun atmosferde rahat eder; nitekim saray havası da herkes için solunabilir değildir. Örneğin bir ülkenin başkanı olmak veya yüksek konumda bir CEO olmak arzulanan kariyer, zenginlik, refah ve birsürü şeyi sizlere getirir ancak bunun sorumluluğunu almak herkese göre değildir.
Kendi doğasına karşı güçlükle elde ettiği şeyse ona zevk vermeyecektir; bu şekilde kazandığı edinim ölü kalacak, hatta etik bakımdan saf, dolaysız bir güdüden değil bir kavramdan, dogmadan kaynaklanan, kendi karakterine göre fazla asil kaçan eylem, peşi sıra bencilce bir pişmanlıkla onun gözünde bile bütün değerini yitirecektir.
Yani güçlü ve zayıf yönlerini bil, ne ve kim olduğunu bil, sahip olmadığın güçlükleri göstermeye kalkışma. Zira insan iradesinin tezahüründen ibarettir, insanın kendi olduğundan başka türlü olmayı istemesinden daha yanlış birşey olamaz.

- HAYAT KURALI No.4
İnsan istemeyi aklından geçirmediği malların yokluğunu kesinlikle hissetmez, bunlar olmadan da tümüyle memnundur. Öte yandan yüz kat fazlasına sahip olan birisi istediği şey onda olmadığı için kendini mutsuz hisseder. Yani insan ulaşabilmesi muhtemel şeylerin ufkuna, vizyonuna sahiptir.
Memnuniyetsizliğimizin kaynağı, isteklerin katsayısını yukarı çekme çabamız sürekli yenilenirken bunu önleyen diğer katsayının hareketsizliğinde yatar.
Yani memnun olmak istiyorsak istediğimiz şeylerin 100 kat fazlasını düşünmek yerine ölçülü olmalı, görebildiğimiz uzaklıktaki isteklerimizle memnun olmaya bakmalıyız.
- HAYAT KURALI No.5
"Zor zamanlarda itidalini korumayı, güzel anlarda da aşırı sevincini dizginlemeyi hatırla."
Ölçüsüz sevinç de çok şiddetli acı da sadece aynı kişide bulunabilir. Her ikisi de şu an bulunduğun duruma göre değil, geleceğe dair öngörüde bulunarak üretilir.
Ölçüsüz sevinç hayatta bulunması hiç mümkün olmayacak birşeyi bulmuş olma kuruntusuna dayanır.

- HAYAT KURALI No.6
Bir işe girişmeden önce enine boyuna düşünülmelidir. Fakat iş olduktan ve sonuç beklemeye başladıktan sonra olası tehlikeleri tekrar tekrar düşünüp korkuya kapılmamalıdır. Tam tersine artık bu işten tümüyle kurtulmalı, zamanında herşeyi detaylıca düşünüp tarttığına kendini inandırarak yatıştırmalı ve düşünme faslını kapatmalıdır.
Yine de kötü sonuç alınırsa her şey rastlantıya ve hataya tabi olduğu içindir.
- HAYAT KURALI No.7
Bir talihsizlik gerçekleşip de elimizden birşey gelmediğinde, her şeyin başka türlü olabileceği fikriyle kendimizi şımartmamalıyız. Aksi taktirde insan "kendi kendinin işkencecisi" olur. Buna en güzel örnek iki çiftin ayrılması sonrasındaki duygu durumu hali olabilir veya iş ile ilgili maddi kayıp olabilir.
- HAYAT KURALI No.8
Hiçbir şey insanın dikkat çekmeyecek şekilde davranması ve başkalarıyla pek az, kendiyle ise bol bol konuşması kadar fayda sağlamaz.
Sohbetin baştan çıkarıcı bir yanı vardır, usul usul sokulur ve tüm sırları açığa çıkartır. Hiç kimse duyduğu şeyi kendine saklamaz.
- HAYAT KURALI No.9
İnsan neşeliyse, neşeli olmak için her açıdan nedeni olup olmadığını düşünerek kendinden izin istemez.
Zengin, genç, güzel, onurlu bir insanın mutluluğu hakkında yargıda bulunulacak olsa "neşeli" olup olmadığı tartışma götürür. Oysa insan neşeliyse genç, yaşlı, fakir, zengin olup olmadığının önemi yoktur: Mutludur.
-Bu nedenle, ne zaman olursa olsun, neşeye kapı açmalıyız.
Şu halde neşe diğer her şeyin yerini alabilecek ama hiçbir şey onun yerini alamayacağı bir servetse, o zaman bu serveti edinmeyi başka her şeyin üzerinde tutmamız gerekir.

- HAYAT KURALI No.10
Bazı gamsızlar fazlasıyla mevcut anda, bazıları da korkaklar ve tedirginler fazlasıyla gelecekte yaşarlar; ölçüyü tutturanlar nadirdir.
Kesin olmayan ya da belirsiz sıkıntıların bütün hayatımızın huzurunu kaçırmaması için bunları ya hiç olmayacakmış gibi ya da kesinlikle şimdi olmayacakmış gibi kendimizi alıştırmamız gerek.
- HAYAT KURALI No.11
Hayatın yaşattığı bütün aksaklıklarda sakin kalan bir adam, hayatın olası sıkıntılarının ne kadar çok ve çeşitli olduğunu bildiğini ve dolayısıyla da mevcut sıkıntıyı olabileceklerin çok küçük parçası olarak gördüğünü belli eder. Ve tersine, bu sonuncuyu bilen ve dikkate alan kişi, daima sakin kalır.
Sheaksper bir oyununda şöyle demiştir ; O kadar çok sevinçli ve acılı anlar yaşadım ki, ister sevinç olsun ister büyük acı, tepki göstermem işin başında.
- HAYAT KURALI No.12
Tüm mutluluk ve zevkler negatif, acıysa pozitif nitelikte olduğundan, hayat zevk alacak birşey değil atlatılacak, savuşturulacak bir şeydir; bu yüzden hayatı atlatmaya bakmalı.
"Sana görünen defne çelengi, Mutluluktan çok acının işareti."

- HAYAT KURALI No.13
Refahımız ve sıkıntılarımız, umutlarımız ve korkularımızla ilgili bütün her şeyde hayal gücümüzü dizginlememiz gerekir.
- HAYAT KURALI No.14
Hayatın bizi ilgilendiren meseleleri dağınık, bölük pörçük, birbiriyle ilintisiz, en keskin zıtlık içinde, bizim meselemiz olmaktan başka bir ortaklık taşımadan ortaya çıktıklarından ve karmakarışık olduklarından, onlar üzerine düşündüğümüzün ve endişe edişimizin de aynı şekilde bölük pörçük olması gerekir ki bunlarla uyum içinde olsun.
Demek oluyor ki soyutlayabilmeliyiz, her meseleyi ona ait olan zamanda düşünmeli, yerine getirmeli, tadını çıkartmalı, ona katlanmalı, diğer her şeyle ilgili olarak endişelenmeyi bir kenara bırakmalıyız.
Yani sevinci de, acıyı da ona ait olan zamanda yaşamalıyız.
- HAYAT KURALI No.15
Çoğu talihsizlik iyimserlikle desteklenen cehaletten kaynaklanır.

- HAYAT KURALI No.16
Sahip olmadığımız şeylere bakarken; " Benim olsaydı nasıl olurdu ?" diye düşünme eğilimindeyizdir ve işte böylece yokluğu hissederiz. Oysa bunun yerine sahip olduğumuz şeyler için sık sık şunu düşünmemiz gerekirdi: " Bunu kaybetsem nasıl olurdu ? "
Bizden daha iyi görünenlerdense daha kötü durumda olanları gözlemleyin. Asıl kötülüğümüz için başkalarının çok daha büyük acılar çektiğini gözlemlemekten daha etkili bir teselli yoktur.
- HAYAT KURALI No.17
Çabalamak ve direnerek mücadele etmek, insan doğasının en temel ihtiyacıdır. Rahat keyif anlarıyla bütünüyle yetinecek bir hareketsizlik, insan için pek mümkün değildir. Engelleri aşmak, insan varoluşunun en büyük zevkidir.

- HAYAT KURALI No.18
Mutluluğumuzun onda dokuzu sağlıktan kaynaklanır. Ayrıca sağlık ve ona eşlik eden neşe herşeyin yerini alır ama hiçbir şey onların yerini alamaz.
Sağlık olduğunda herşey zevk kaynağıdır. Bu nedenle sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan mutludur.
- HAYAT KURALI No.19
Kişi geride bıraktığı hayatına bakıp da kaçırdığı mutluluğu, bitmek bilmeyen talihsizliği -yani "hayat labirentinde kaybolduğunu" görünce kendini suçlamakta aşırıya kaçabilir.
Oysa hayatımız hiç de bizim kendi eserimiz değildir, nitekim iki faktörün, bir takım olaylar dizisi ile kararlar diziliminin ürünüdür.
İlk faktör bilincimiz, ikinci faktör bilinçaltımız.

- HAYAT KURALI No.20
Hayat planlarımızda en sık, hatta neredeyse zorunlu olarak dikkate almadığımız ve hiç hesaba katmadığımız şey, zamanın bizde meydana getirdiği değişimlerdir. Elde ettiğimizde artık bize uygun olmayacak şeyler için didinip durmamız ya da bir işin farkına varmadan gücümüzü çalan hazırlık çalışmalarıyla yıllarımızı harcamamız bundandır.
Emekli olmak için 40 yıl çalışıp rahata kavuşacağını düşünmek gibi..
- HAYAT KURALI No.21
Hayatımızın en rastlantısal olaylarının da arkasında duran gizli güçten ötürü her olayı gerekli olarak görmeye alışmamız gerekir; kaderciliğin teskin edici bir yanı vardır ve esasında doğrudur.
Gerçeklik, olasılığın öncülleri sağladığı bir sonun sonucudur.

Buradan anlaşılıyor ki çoğu zaman sadece kader ve sahip olduklarımız hesaba katılsa da mutluluğumuz aslında kim olduğumuza, bizim bireyselliğimize bağlıdır. Kader düzelebilir ve yetingenlik ondan çok şey talep etmez; fakat ahmak her zaman ahmaktır ve ruhsuz bir hödük sonsuza dek ruhsuz bir hödük olarak kalır, isterse cennette çevresini huriler sarsın.
"En büyük mutluluk kişiliktir."
Yazımın sonuna daha doğrusu Schopenhauer'in eserinden okuyup ilgimi çeken kısımlarını yazıya döktüğüm bu Bence'nin sonuna gelirken Aristotales'in Nikomakhos'a Etik kitabından Mutluluğa dair bir sözüyle kapatmak istiyorum.

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer