Kadınları anladığım kadarıyla..

Herkese merhaba..


Birazdan anlatacağım ve aktaracağım küçük bir yazı dizisi 18 yıllık hayatım boyunca(hatırladığım 7 falan :D) kadınlarımız ile ilgili gördüğüm düşündüğüm ve çıkardığım çıkarımlardan oluşmaktadır. 'Bu yaşta sen ne bilecen oğlom' tarzında cümleler sarfetseniz bile, tecrübesiz olduğumdan yakınsanız bile bu önyargınızı yenin ve yazıyı okumaya devam edin..


Öncelikle bu yazıyı yazmamın temel nedeninin: görüşlerinize ulaşmak dikkatinizi çekmek yeni bir çığır açmaktan ziyade, görüşlerimi düşüncelerimi ve bu konuda ki soru işaretlerine verdiğim cevapları dışarıya çıkarmak olduğunu bilmenizi isterim. Bu 'bence' yazısı 1 kere tıklanmamış olsa bile zerre kadar umrumda değil. Tek isteğim düşüncelerimi,içimi dökmek; ve bunu bir kısım insanın görebileceği bir yerde paylaşmak istemekti. Bu kadınları anlama olgusunun forumda yoğunca tartışıldığını gördüm ve bende birkaç kelam etmek istedim şimdiden teşekkür ederim..


Gel gelelim 'bence'mize ve 'bence'mizin konu başlığına içeriğine vesayre vesayre.


De hayde sadede gel seslerini duyar gibiyim..


İlk olarak 'kadın' kelimesinin kökenine inmek istiyorum.


Kadınları anladığım kadarıyla..



Kadın olarak nitelendirdiğimiz kelime kendi türümüz içerisinde ve kendi dilimiz içerisinde kadınsal özelliklere sahip olan varlıklara genel olarak verdiğimiz addır. Bu yazıda kadınsal özellikleri açmayacağım. Çoğumuz hemen hemen biliriz zaten. Bu yazının amacı kadınsal özelliklere sahip bu varlıkların iç dünyasına ulaşmaya çalışmak veya tahmin yapmak.


1) GEÇMİŞ-YETİŞTİRİLME BİÇİMİ-İÇ DÜNYA


Toplumumuz kadının geçmişini biraz irdeleyecek olursak; genel anlamda toplum tarafından fazla değer görmeyen veya gereken değeri görmeyen olarak nitelendirebileceğimiz bir geçmişi vardır kadınlarımızın. Kız çocuğu olan bir baba bundan pek mutlu olmaz hatta kimi zaman doğan kız çocukları 'gerek yok' düşüncesiyle diri diri gömülmüştür.Daha çocuk yaşta yorucu ve önemsiz işlerle boğuşmaya bırakılan kadınlarımıza eğitim hakkı bile tanınmamıştır. Bu ezikliğin getirdiği bu baskının getirdiği içine kapanıklık ve korku; şu zamanlarda ergin diye nitelendirebileceğimiz kadın varlıkların çoğunun içine kapanık, sönük genel olarak bulunduğu evden çıkmayan, veya farklı işlere farklı eylemlere odaklanmayan farklı güzel ilgi duydukları aktiviteleri olmayan 'yaşayıp giden' tarzda varlıklar olmalarını ortaya çıkarmıştır. Tabii ki bu monotonluğun erginlik ve yaşlılık çağı arasında olan babalarımızın amcalarımızın dedelerinizin yetiştirilme biçimi de etki etmektedir. Yani geçmişten bu yana kadına verilen değer ortada ve kesinlikle gerektiğinden daha azdır. Bunun yanlış olduğunu inkar eden varsa bunu farklı bir yazıda tartışabiliriz..


2) ŞİMDİ-YETİŞTİRİLME BİÇİMİ-İÇ DÜNYA


Yaşadığımız zamana baktığımızda eğitime verilen değerin artmasıyla ve ülkemizde ki sanayi ekonomi ve teknolojideki gelişme ile birlikte toplumun bilinçlenmesinin bir sonucu olarak kadın tanımına verilen değer olağanüstü bir biçimde artmıştır. Kadının toplumdaki önemi, yeri, yaptıkları ve yapabileceklerini görmekle birlikte kadına verilen değer gün geçtikçe artmakta ve artacaktır da. Küçük bir kız çocuğu doğduğunda aile havalara uçar ve hemen hemen bütün ilgi onun üzerindedir. Eskisi gibi bırakın aileyi hüzün sarmasını, anne baba iş yerinde doğan kız çocuğunun resimlerini arkadaşlarıyla paylaşır 'sosyal medya' da paylaşır. Yani işin aslı kız çocuğumuz doğduğu anda bütün ilgi ve alaka onun üzerindedir. Eskisi gibi doğsun büyüsün hemen çalışsın olayı yoktur. Anneler babalar doğan kız çocuklarına göz bebeklerinden öte bir değer verir. Kız çocuğumuz doğduğu anda fazlasıyla ilgi alaka ve değer görürler aynı şekilde bu erkek çocuğumuz için de geçerlidir fakat erkek ve kız çok ayrı kafalarda olduğu için ikisinde ortaya çıkacak sonuçlar aynı olmaz. Bu minik kzımızın doğduğundan itibaren tüm ilgiyi kendi üzerinde hissetmesi ve değer görmesiyle birlikte insani olarak farkındalık denilen duygu ortaya çıkmaya başlar. Kendisine duyulan bu değerin farkına varan kızımız kadınsal özelliklerinin de yavaş yavaş ortaya çıkmasıyla birlikte kendisini muazzam bir biçimde önemli hissetmeye ve güçlü hissetmeye başlar. Kadınlarımızın bu yetiştirilme biçimlerinde ki olağanüstü değişimden ve toplumda çok kısa bir süre içerisinde ortaya çıkan bu imkansal gelişimden yola çıkarak belli başlı 'bunalım' olarak nitelendirebileceğimiz düşkünlükleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Peki nedir bu düşkünlükler?


A) İLGİ(Bu kısmı okuyan bir kadının bu kısmı doğru bulma olasılığı bence %2)


Her kadın yapısı gereği ilgi görmek ister fakatküçüklüğünden itibarenkiyetiştirilme biçimi ve olanakların gelişmişliği onları ilgiye bağımlı kılmıştır. İlgi gösterirseniz daha fazlasını ister daha fazlasını ve daha fazlasını.. Bu hiçbir zaman bitmek bilmez ve kesinlikle bu istekle baş edilemez. Burada tüm kadınlar böyledir görüşü söz konusu değildir. Genel olarak kadınlara baktığımızda benim gördüğüm budur. Şimdiki kızlarımız gösterilen ilgiden mutlu olsada herzaman istemsiz bir biçimde daha fazlasını ve daha fazlasını isterler. Demek istediğim ilginin sürekli olması değildir. İlginin sürekli artıyor halde olmasıdır. Bir kıza bugün gösterdiğiniz ilgi onu bugün mutlu etsede yarın göstereceğiniz ilgi aynı düzeyde olursa bu onu mutlu etmez. Çünkü yarın göstereceğiniz ilgi onun için rutinleşmiştir ve bu gösterdiğiniz rutin ilginin herzaman daha fazlasını ve daha fazlasını isteyecektir. Bunu ne karakteristik bir zaaf olarak nitelendiriyorum ne de bir erkek olarak kızlarımıza suç buluyorum. Tek söylemek istediğim 'Kader utansın' :)


Tabiiki de burada bahsettiğim özellik tüm kızlar için geçerli değildir. Benim genel olarak şu yaşımda hissettiğim genel anlamda ki özelliklerdir.


B) DİKKAT ÇEKMEK(Bu kısmı okuyan bir kadının bu kısmı doğru bulma olasılığı bence %0.7)


Kadınların dış görünüşlerine önemli bir ölçüde (bazılarında saplantı halinde) değer verdiğini çoğumuz inkar etmeyiz. Biz erkekler de dış görünüşümüze önem versekte bu konuda bir kadın ile baş edemeyiz. Peki nedir bir kızın-kadının dış görünüşüne önem vermesinin altında yatan ana neden?


Hayatımdan örnek verecek olursam; birçok kıza-kadına (annem ve akrabalarım dahil olmak üzere) niçin dış görünüşlerine önem verdiklerini, niçin dışarıya çıkarken makyaj yaptıklarını, kendince 'güzel' olarak nitelendirdikleri elbiseler, giydiklerini defalarca sormuşumdur. Tahminimce %95i 'Kendimi iyi hissediyorum' cevabını vermiştir, bu cevabın kadınları kendi içsel doğruları açısından en tatmin edici cevap olarak görüyorum.Peki niçin kadınlar güzel oldukları zaman kendilerini iyi hissederler? Benim bu soruya verdiğim cevap 'başkalarının onları güzel olarak nitelendirdiklerini düşündükleri için.' oluyor. Bir kadın aynaya baktığında 'güzelim' diyor. Bu onu inanılmaz biçimde mutlu ediyor. Peki bu mutluluğun kaynağı sadece kendisi açısından güzel olduğu sonucuna varmış olması mı, yoksa kendisi açısından güzel olduğunu değerlendirmesi, onu başkaları açısından da güzel olarak değerlendirileceği sonucuna ulaştırıyor olması mı? Bana sorarsanız yanıt ikinci cevap. Bu yanıtı kızlarımızın kabul etmiyor olmasına da şaşırmıyorum. Bazen beynimiz bize öyle oyunlar oynuyor ki, bu yanıttan bu yanıtın gerçek olması bizi o kadar korkutuyor ki bu yanıtın kesinlikle yanlış olduğu sonucuna ulaştırıyor bizi beynimiz. Şizofreni gibi düşünebilirsiniz :D 'Hayır tabii ki dikkat çekmek için değil sadece kendimi güzel bulduğumda mutlu oluyorum bu kadar basit. Hem senin işin gücün yok mu ya bücürrr!'


Bu dikkat çekme olayını yalnızca karşı cinsi etkilemek olarak algılamayın, çevresinde güzel bulduğu bir arkadaşı varsa o arkadaşı da onu güzel bulsun tarzında bir düşünceyle onun da dikkatini çekmeyi istiyor olabilir. Yani burada ki dikkat çekmekten kastım her türlü insani varlığın dikkatini çekmek. Bunu bir istek doyumsuzluk olarak algılamayın bu çok doğal bir davranış. Tabii ki yaşa göre değişir ve zannımca git gide azalır.


Bu ulaştığım sonuç bir erkek olarak beni her ne kadar üzse de hayatın bu kısmının böyle oluşuna lanet ettirse de yine kızlarımıza, kadınlarımıza kızamıyorum. Onlarında elinde değil. Tek söylemek istediğim 'Hayat bu'


C) TATMİN OLMAK


'Tatmin olmak' dediğim zaman aklınızı hemen kötü şeylere yormayın. Bu kelime ikilisinde kast ettiğim şey hemen hemen her açıdan tatmin olmak. Bu olayı farklı başlıklar altında açıklamak istiyorum.


c1) Para


Hayat devam ediyor, insanlar doğuyor ölüyor büyüyoruz biz de öleceğiz. Hayatın getirdiği zorluklara katlanmak için, daha güzel bir hayat yaşamak için ve bunun gibi birçok hedeften ötürü ihtiyaç duyarız paraya. Peki 'para' kızlarımızda-kadınlarımızda nasıl bir etki yaratıyor.


Eğer bir kızın-kadının hedefi, hayali ve isteği var ise paraya ilgi duyar. Zaten bunu kesinlikle yanlış bulmuyorum hepimiz paraya ilgi duyarız çünkü para hayallerimize isteklerimize ve hedeflerimize ulaşabilmemizde ki en güçlü yollardan biridir.


Eğer bir kızın hayatının merkezinde 'güzellik malzemeleri' olgusu yatıyor ise güzellik malzemelerine takıntı düzeyinde ilgi duyuyor ise karşısına çıkan erkekte arayacağı ilk özellik paradır. Çünkü kızımız bilir güzellik malzemelerine ulaşmak için gerek duyulan şeyin para olduğunu. İşte paraya kızlar tarafından duyulan bu aşırı ilginin altında yatan saçma neden 'isteklere ulaşma hırsı'dır. Bunu saçma bir örnek olarak nitelendirebilirsiniz konu ile uyuşması açısından laf olsun torba dolsun diye söyledim.


Daha az saçma ve daha genel bir örnek verecek olursak bir kızın merkezinde 'çocuk sahibi olma, çocuğun geleceği, eğitimi ve mutluluğu' tarzında şeyler var ise erkekte arayacağı ilk özelliklerden biri 'para' olur. Çünkü kızımız bilir parası olursa yavrucağının iyi bir eğitim göreceğini, büyük olasılıkla daha mutlu olacağını falan filan. İşte kızımızın ilgi duyduğu 'çocuk sahibi olma' konusu da isteğe dayanır ve karşı cinste yaşadığı para beklentisi onun 'çocuk sahip olmak' isteğine ulaşma hırsına dayanır. İşte kızlarımızın-kadınlarımızın paraya yüksek boyutlarda ilgi duymasının ana nedeni isteklere ulaşma hırsıdır.


Bir kızın isteklerine ulaşmaya yetecek kadar paraya sahip olması, onun açısından para konusunda 'tatmin olması' ile aynı anlama gelmektedir. Para olgusunu 'tatmin olmak' başlığı altında açmamın nedeni de buydu.


'Tatmin olmak' başlığı altında daha birçok neden yatmakta, Dış görünüşe verilen değer, ilişkiler vesayre vesayre. Ama bu düşüncelerimi Kadınlarda AŞK 'bence' si altında paylaşmak istiyorum ve yazının çok sıkıcı olmaması açısından burada bitiriyorum.


Okuyan okumayan her okura-yazara teşekkür ederim.


Bunun bir 'bence' yazısı olduğunu aklınızda bulundurmanızı isterim lütfen bana çok kızmayın. Yaşımın getirdiği toyluğunda etkisi olduğunu düşünün ve ona göre eleştirin. Saygılar..

Kadınları anladığım kadarıyla..
Cevapla