Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Çok gülüyorum, aşırı pozitifim, çocuk ruhluyum diye hep eleştiriliyorum. Yahu ben size somurtun demiyorum ki, siz de gülün. Ama yok bakıyorum hiç kimse gülmek istemiyor, suratları bir karış. Bazen yalandan taktıkları güler yüz maskelerini kimsenin görmediği yerlerde çıkarıveriyorlar. Gülmeyi, hayattan zevk almayı unutan bir topluma dönüşüyoruz da farkında değiliz sanırım. Peki ama neden gülmüyor bu insanlar, sebepleri nelerdir? Biraz kafa yordum, olabilitesi yüksek ama hiçbir zaman asıl neden olarak görülemeyecek olumsuzlukları bir araya getirdim. "Hiçbir zaman asıl neden olarak görülemeyecek" diyorum, çünkü insan ömrü 79 yıl kadar. Dolu dolu geçirmek varken sadece mutsuzluğu dillendirmek bir tercih olsa gerek.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Tüm belalar, yalnız kalma yeteneğimizin olmayışından gelir başımıza.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

İnsan sosyal bir varlıktır felsefesi yine karşımıza çıkıyor. Ne kadar soyutlamaya çalışsak da kendimizi bu toplumun bir parçasıyız. Eğer ki negatifliğe şartlanırsak mutsuz olmamız kaçınılmaz öyle değil mi? Diğer insanlarla über seviyelerde samimi olun demiyorum, ama tamamen de onları yok etmeyin. Yalnızlık bazen en büyük düşmanınız olabiliyor.

Bence bu durum tamamen kişinin hayata bakış açısıyla ilgili.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Şimdi sen buluttan bile nem kapıyorsan nasıl mutlu olabilirsin ki? Her yaşadığından bir anlam elbette çıkar, bu seni iyi hissettirecekse üzerinde alabildiğine düşün. Ama takılıp kalma. İlerleyemezsen mutsuzluk girdabının içine çekilirsin de anlamazsın bile. Bakış açınız at gözlüklerinden arınmış bir şekilde olmalı. Tek düzlemden değil de çokluk kuramından ilerlemenizde fayda var.

Yanlış seçimler. Ve ne yazık ki yanlış olduğunu bildikleri halde bu seçimleri sürdürmeleri.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Şimdi burayı iyi oku, çünkü belki de tüm yazıda en çok burada kendini bulacaksın. Deliler gibi aşık olduğun eski sevgilini kaç kez affedip de aynı hayal kırıklıklarını tekrar tekrar yaşamadın ki? Geceler boyu içine dert ettiğin arkadaşına bir fırsat daha verip onun seni yine kandırmasına sebep olan sen değil misin? Bile bile lades dersen mutsuzluğa davetiye çıkarırsın. Hayatı kendine zehir etmenin anlamı yok. Olmuyorsa zorlamayacaksın.

Tutkunun kalmaması.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

O içindeki heyecanı öldürürsen tabii ki de mutlu olamazsın sen. İşinde, ilişkilerinde aklına gelen ne varsa tutkuyu öldürmeyeceksin. Soğuk bir kış gününde şöminenin alevini harlamak gibi düşün bunu. Ateşi güçlendirmezsen bir süre sonra sönme aşamasında seni ısıtmaz bile. Tutkunu kaybedersen tıpkı üşüyen bir insan gibi sen de buz kesersin.

Doyumsuz olmak.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Kimi insanlar tabiri caizse obez bir bünye gibi sürekli ilgiye, şana şöhrete, paraya, sevgiye bilimum aklınıza gelebilecek her şeye doymuyorlar. Maymun iştahlılığın baş gösterdiği bir bedende onları hiçbir şey mutlu etmiyor. Çünkü hep daha fazlasını istiyorlar, sınırları yok. Minimalist olun elde edebileceklerinizi isteyin sadece.

Kendi olamaması.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Maskeli baloya falan mı katıldık? Cevap hayır ise bu insanların yüzündeki samimiyetsizlik kokan samimiyet maskeleri ne peki? Evet, çoğumuz bunu yapıyoruz. Kendimiz olmayı reddedip başka başka karakterlere hayat veriyoruz. Ütopyamızda olmak istediğimiz birtakım roller oluşturuyoruz ve onu oynuyoruz. Sonra bunu kendi kişiliğinize entegre etme aşamasına gelince de asıl karakteriniz ortaya çıkıyor ve işler tamamen bulanıklaşıyor. Siz olduğunuz için, kimsenin tarafınızı kabullendiğini görememek üzüyor. Başkalaşım karakterlerde olan yanınıza o bütün saygı ve sevgiler...

İsteklerinin yerine gelmesi için kılını kıpırdatmadan beklemeleri.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

İstemek başarmanın yarısıdır sözünü kendinize kalkan edinmeyin. Bir işi tam olarak başarabilmek için çeşit çeşit aşamaları vardır. Siz sadece düşünceyle başarılı olamazsınız. Aksi halde düşünüp de yapamamak suretiyle mutsuz ve karamsar olursunuz. Artık sence de düşünmeyi bırakıp harekete geçme vakti değil mi?

Aşırı derece bencil olmamız.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Buram buram da ego koktu hani. Bunu diyen de sanki bencil değil. Herkes bencildir, ben bunu kabul ediyorum. Fakat dozu öyle önemlidir ki hayatınızın her alanını etkiler. İnsan ilişkilerinde fazla bencillik olmamalı. Şimdi sen kendini düşünüyorsun da karşındaki neden sadece seni düşünsün? O da kendini düşünüyor belki. Tam bir paradoks.

Eksiklik hissiyatıdır.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Artık neyin yokluğunu çekiyorsanız o içinizde ukde olarak kalır. Kapanmayan, sürekli enfeksiyon taşıyan bir yara gibi iyileşmek de bilmez. Sevgiliniz, aileniz, paranız yoksa, birtakım temel ya da sizin önem arz ettiğini düşündüğünüz niteliklerden eksikseniz korkarım ki üzülmek baba mesleğiniz olacaktır.

Ondan beklenenleri karşılama kaygısıdır.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Sürekli çevremizdeki insanların bizden beklentilerini karşılamak için kendimizi parçalıyoruz. Bu beklentileri karşıladığımız oranda mutlu, karşılayamadığımız oranda ise mutsuzuz. Bence kendimiz için yaşamayı öğrenmemiz gerek. Başkalarını takmadan yalnızca kendi mutluluğunuz için yaşamalıyız. Evet çözüm bu, kesinlikle.

İçten içe yaşanan kıskançlık duygusu.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

Birçoğumuz sürekli başka insanların ne yaptığını nasıl yaşadığını hangi arabaya binip hangi evde oturduğunu neyi yeyip içtiğini nerelerde gezdiğini merak ediyoruz ve bunu standart olarak belirleyip o seviyeyi hayal ederek mutsuz oluyoruz. Halbuki kendimizi mutlu ettiğimizi sanıyoruz bir yerde. Asıl mutluluğun bu olmadığını uzun vadede onlara imrenerek kendimizi kandırdığımızı er ya da geç anlıyoruz. Kıskanmak sadece bizi harekete geçirip "Ben de onlar gibi olabilirim!" ideasını tetiklemedikten sonra boş bir eylemdir.

İnsan kendisini üzen ve kendisini hırpalayan bir mahluktur.

Kendini sevmemek, kendini gerçekleştirememektir.

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!

İnsanlar mutluluğun peşindedir. Mutlu olmak ve öyle kalmak isterler fakat Freud'a göre önemli olan, dış dünyadan ne miktarda gerçek tatmin umduğumuz, kendimizi dış dünyadan bağımsız kılmaya ne ölçüde niyetli olduğumuz ve son olarak dış dünyayı kendi arzularımız doğrultusunda değiştirmek için sahip olduğumuza inandığımız gücün ne kadar olduğudur.

Eğer mutlu olmak için dış dünyanın bize getireceklerine bağlıysak, kendimizi dış dünyadan az da olsa soyutlayamıyorsak ve dış dünyalarımızı kendi isteğimiz doğrultusunda yeniden tasarlayamıyorsak, kısacası teslim olmuşsak, mutsuzuzdur.

Kimseyi kutsallaştırmayın, ana odaklanın ve yaşamayı unutmayın. Kendinizi önemseyin, en çok değeri hak eden sizsiniz bunu kulağınıza küpe olarak iliştirin. Şimdi kocaman bir gülümseme fena olmaz diye düşünüyorum, sence?

Varoluşsal Sancı Çekmeyen Herkes Mutludur, Farkındalığınız Arttıkça Mutsuzluğunuzun Artmama Şansı Yoktur!
Cevapla