Gün geçtikçe iyi ya da kötü yaşadığımız her şeyi daimi belleğimize kaydediyoruz. Bunlar atacağımız adımlarda, alacağımız kararlarda, kısa ve uzun vadede her yapacağımız davranışlarda etkin tecrübeler olarak rol oynuyor. İnsanlarla olan ikili ilişkilerimizde ve genele bakarsak birçok etkileşimden geçiyoruz. Kimileri bizde kalıcı izler bırakırken kimileri de sadece geçiş aşamalarında birtakım idealara sahip olmamızı sağlıyor.
Şahsen çok düşündüm, şöyle bir tanıdığım ne kadar insan varsa gözümün önüne getirdim ve hemen hemen hepsinden bir şeyler öğrendiğimi, çıkarımlarda bulunduğumu fark ettim. Belki size de faydası olur diye bu bence başlığı altında paylaşmak istedim.

Kimse siz iyisiniz diye size mükemmel davranmak zorunda değil.

Hani kendimizce gerçek sandığımız bir hayal ürünü düşünce varsa o da budur. Ben iyiyim deyip köşeye çekilemiyoruz maalesef. İnsanların gözünde bir değer algısı var ve bize ona göre davranıyorlar. Dünyanın en iyi insanı da olsanız bundan beklentinizi çok da yüksek tutmayın derim ben. Çünkü her insanın kendince bir algısı ve olaylara bakış açısı var.
Fazla tevazunun sonu, vasattan nasihat dinlemektir!

Gönlünü bu kadar alçaltma, gün gelir en sıradan insan bile seni yerden yere vurur. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu bilmen gerekir. Karşındaki insana kalp kapakçıklarını ardına kadar açarsan o kapıyı inadına hızlıca çarpar, kalbin kırılır. Hatta bunu yaptığın için kırılmıştır bile değil mi? Yapma!
Kimse güvenli limanınız olmamalı. Gün geliyor yapmaz dedikleriniz de çekip gidiyor.

Güvenin tek kullanımlık olduğunu, kaybedilince bir daha aynı bedene tekrar dönmediğini söyleye söyleye dilimde tüyler imparatorluğu kurdum yahu. Güvenmeyin, asla yapmaz demeyin. Öyle bir şaşırtır ki sizi, o insanı hiç tanıyamamışım dersiniz.
Hayatınızda tek bir önemli insan olmamalı.

Tüm hayatınızı bir kişinin etrafına sermeyin. Mesela sevgiliniz varken, diğer insanları harcamayın. Bırakın kankanız da olsun, iş arkadaşınız da. Aile bireylerinizden birinden bile kendinizi soyutlamayın. Bakın o tek insanı merkezinize koyuyorsunuz sonra sonu hep hüsranla bitiyor.
İlişkide kartlarınızı asla karşıdakine açmayın. Bu sizi zayıf gösterir.

Zaaflarınız, duygularınız yani diyorum ki zayıf noktalarınızı insanlara belli etmeyin. Bunu aleyhinize kullanabilirler. Günümüzde ortalıkta çokça çakal görünümlü insanlar var unutmayın. Dost acı da söylese doğruları konuşur. Açık oynamayın, bırakın tanıdıkça ufak ufak tüyolar verin hakkınızda ama asla hepsini değil.
Kişisel alanınıza asla müdahale ettirmeyin, kimseninkine de müdahale etmeyin.

Adı üzerinde 'kişisel', kişiye özel. Niteliklerini sizin belirlediğiniz belli olgulara başka kişileri dahil etmeyin. Herkes kendi penceresinden bakar olaylara o yüzden başkasına da müdahale etmeyin. Bırakın herkes kendince hareket etsin, ortak paydada illaki bir şekilde buluşursunuz.
Sürekli bir araya gelmek için sen öncü oluyor ve bunu alışkanlık haline getiriyorsan üzülecek olan kişi sensin.

Lider rolü oynamaktan vazgeç. Biraz da ekip çalışmasına yönelmen gerekiyor. Diğer insanlar da fikirlerini sunsunlar. Onların da bir şeyler yapmasına izin ver. Beklenti sürekli senin üzerinden dönmemeli. Arkana yaslan ve sadece izle. Seninle olmak isteyen gelir seni bulur.
Masadaki en zeki insan sensen yanlış yerdesin demektir.

Asla anlaşılamayacak olmanın verdiği hüzün ne acı değil mi? Seni algılayamayan insanlardan uzak dur. İnsanlar, iletişimde oldukları karşı tarafın zekasının kendininki ile benzer ya da daha kıvrak olabileceği ayrıntısını atlıyorlar sürekli.
Kişi kendinden bilir işi.

Sürekli itham eden insanlar bilin ki yaralarından dolayı gocunur. Aslında sizin yaptıklarınızı değil kendi yapacaklarının potansiyelini empoze etmeye çalışırlar. Tanıdığınız insanların çokluğu hayatınıza renk katmaz. Kazık ve stres çeşidi artar ve menü genişler.
Ne çok samimi ne çok mesafeli, gerektiği kadar ilişki keyfe kafi.

Bol kepçeden ilgi dağıtmayın. Fazla samimiyete gerek yok. Ha bunun yanında deveye hendek atlatacak kadar da mesafe olmasın insanlarla aranızda. Orta yolu bulacak derecede adımlar atın. Hep siz ilerlemeyin, bir adım atıp bekleyin. Biraz da onlar gelsin. Fazla samimeyetin tez ayrılık getirdiğini unutmayın. Kafanızı rahatlatırsınız en azından. Derin ilişkilerin sonunda mutluluklar da hüzünler de aynı derinlikte bir girdaba dönebiliyor.
Kişisel bütünlüğünü sağlayamamış çocuk-yetişkinlerden uzak durun!

Onlar ne istediklerini tam olarak bilmezler. Böyle kişilerin hayatları birbirinden bağımsız gibidir. Durup vakit harcamayın, iç sesiyle dış sesi ayrı tellerden çalar. Tamamen vakit kaybıdır, geçin bu insanları da. Hem de üzerlerinde hiç düşünmeden kaçın, uzaklaşın.
İnsanların işine yaradığın kadar hayatlarındasın.

Sen de herkes gibi bir çıkar aracısın. Evet evet sana diyorum, ben mi diye sorgulama arkadaşım! Sevgilin, arkadaşın hatta ailenden biri bile seninle çıkar ilişkisine düşmedi mi hiç? Hah işte ben de ondan bahsediyorum tam olarak. İnsanlar işine yaradığın sürece seni omuzlarda taşır, ne zaman ki istediklerine ulaşırlar omuzlardan yerlere düşmen saniyeler almaz. Çıkma kimsenin omzuna falan çıkar aracı olma.
Kan bağını her şeyden üstün görmek oldukça yanlış.

Sırf aranızda kan bağı var diye akrabalarınıza katlanmak zorunda değilsiniz. Onlara karşı realist olun, sevimsizlerse tavrınızı ortaya koyun. Hayır kimse biyolojik bağlardan dolayı ayrıcalıklı falan değil efendim!
Ayrıca, fazla merhametli olmak da iyi değildir.

Bakın merhamet de güven duygusu gibi çabuk suistimal edilebilecek zayıf bir yanınızdır. Defalarca merhamet göstermenize rağmen bir gün suratınıza dahi bakmazlar. Nankördür insanlar, bunu çok rahat yaparlar. Merhameti sadece hak eden kişilere gösterin, fazladan merhamet dağıtmayın!
Yetişkin standartlarıyla sevmiyoruz...

İçimizdeki hiç büyümemiş minik bazen öyle absürt şeylere kırılıyor, öyle noktalara takılıyor ki seven tarafımızın alınganlığı, hayatın diğer alanlarındaki sağlam standartlara göre değerlendirildiğinde anlamsız kalıyor.
"Yetişkin" mantığıyla anlayıp kabullenemeyeceğiniz şekilde darılırsınız, gücenirsiniz, korkarsınız. Bunlar aktif duygular değillerdir; tortu olarak içinizde kalırlar. Duygularınızı uzun süre kendinize ve karşınızdakine karşılıklı olarak ifade edecek arındırıcı bir yol bulamazsanız, içgüdüsel olarak geri çekilmek ve kendinizi korumaya almak istersiniz.
Ancak bu durumu "sıkılma/soğukluk/uzaklaşma/anlaşamama" olarak tanımlarsınız. Çünkü seven benliğinizin kırıldığı, istediği şeyleri yetişkin benliğinizin dile getirmesini aşağılayıcı bir durum olarak görüp konuşmaktan imtina edersiniz.
Şimdi insanları daha çok gözlemleyin, haklarında hepsi olmasa da birçok şeyi öğrenin. Sosyal varlıklar olarak birlikte yaşamaya mecburuz. Bundan dolayı herkesi en üst skaladan tanımaya çalışın.
İnsan yalnızlığa alışır, bununla hayatta kalabilme becerisini gösterir. Ancak bir gün birisi çıkıp gelip senin arkadaşın, sevgilin olacağım deyip sonra o insana ortada bir şey yokken bir gün sırtını dönerse o insan ölür. Çünkü artık bir daha yalnızlığa dönmek istemiyordur, hayatta kalma becerisini yitirmiştir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar