Bu sıralar epeyce düşündüğüm, kafamı kurcalayan bir konu var. İyi insanlar. Nerede yaşarlar? Ne yaparlar? Bozuk düzenin içinde kendilerine neden yer bulamazlar? Bir dünya sorular silsilesiyle baş başayım anlayacağınız. Her gördüğümüz insanı iyi sanıp değerlendirmemiz de cabası tabii ki. Bu nadir canlıları sıklıkla bulamamanın verdiği kederi eklemiyorum bile.
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip neden gittiler ki? İnsanın en kötüsüne, çiğ sütü lıkır lıkır içenine kaldık. Ben bu iyi insanlar hakkında belli şeyleri kendimce birleştirdim ve bir konu bütünlüğü oluşturdum. Bakalım benim iyi insandan kastım neymiş. Gelin hep birlikte okuyalım, ben de sayenizde tekrar etmiş olurum.

Benim sevdiğim iyiler karşısındakinin mutluluğunu önemseyenler oluyor. Yüksek empati, duyarlılık ve içtenlik de ortak özellikleri.

Aslında tamamen kimseye iyi diyemiyorum. Fakat bu özellikteki insanlar iyi olmaya daha yakın gibi duruyor. İnsani olan bu duygulara sahip kişiler hayatınızda en iyi dost, sevgili ve aile bireyi olabiliyor yeri gelince.
Ruhu güzel insanların iyilikleri yüzlerine yansır.

Bazı insanlar görüyorum, yüzlerinde devamlı bir tebessüm. Yanlışlıkla çarpsa dönüp özür diliyor gülümseyerek mesela. Bu nasıl bir naifliktir, iyilik resmen beden diline bile yansımış. Pozitif insanlar kötülük düşünecek negatif idealara sahip olamıyor buna kanaat getirdim.
Her kötülüğün içinden iyiliği çekip çıkartıyorlar. Belki sen de böylesin hiç düşündün mü?
Karşısındaki insan onun kalbini paramparça etse bile sesi çıkmaz!

O kadar iyiler ki, "Saf mısın sen?" tepkisine bile maruz kalabiliyorlar. Kalpleri de çabuk kırılır da efendiliklerinden belli etmez bu insanlar. Sevdikleri insana zarar vermemek için susarlar.
Kin falan da gütmezler ha, hemencecik unuturlar. Yine yüzlerinde koca bir tebessüm, size dolu dolu gözlerle bakarlar. Tehlike falan hissetmezsiniz.
Sürekli kaybederler!

İyilikleri takdire şayandır ama sanki kendilerine çare olamazlar. Aşkta sürekli kaybederler mesela. Çünkü aşk iyileri gözden çıkarır, hızlıca harcar. Hassas kalpler için cehennem olan bu dünya, iyi insanların hatrına döneyim falan da demeyecek kadar bencildir. Kaybetmenin acısını içlerine gömüp iyi görünmeye devam ederler.
İyi insan lafının üstüne gelir.

Bilmiyorum belki de bir enerjidir bu, karma falan. İyi bir arkadaşınızdan ya da tanıdığınızdan bahsettiğinizde hemen orada beliriverir. Hissediyor mu acaba? Diyorum ya, enerjileri çok yüksektir.
Her zaman suistimal edilen taraftadırlar.

Bu naçizane iyi insanları anlayamayan, işlerine geldiği gibi görenler onları masumca iyi niyetlerini sömürürler. Kullanılıp atılan bir peçeteden farksız eylerler. Tüm iyi niyetlerini sunmanın karşılığını kazık yiyerek alabilirler zira. Ne kadar acı değil mi?
Çok ama çok nadir bulunmalarına ne diyeceksiniz peki?

Haydi şimdi bana parmak sayınız kadar tanıdığınız iyi insan gösterin. Birçoğunuz, daha elinin birinin parmaklarını bile bitiremedi eminim. Çünkü iyi insanlar alelade ortalıkta "Ben iyi insanım!" diyerekten dolaşmazlar. Ötekileştirildikleri ve anlaşılamadıkları için yalnızdırlar.
Tıpkı pelerin takmayan süper kahramanlara benzetiyorum ben iyi insanları. Usulca iyiliklerini yaparlar ve biz bazen isimlerini bile hatırlayamayız onların.
İyi olmak için bir çaba harcamamaları!

Sorarız onlara, "Nasıl iyi olabiliyorsun, bunun sırrını bana da versene?" diye. Cevapları biraz komik ve düşündürücüdür. "Ekstra bir şey yapmıyorum, ben sadece insanım." derler. Düşünürsünüz, o insansa siz nesiniz? Mümkün mü ki böyle bir ortamda iyi kalabilmek... Hiç kötülük düşünmeden sadece iyilik yapmaya programlanmak. İnsani duygularını üst seviyelerde yaşayıp, her türlü olumsuzluğu görmezden gelebilmek. Koca bir "Vay canına!" çekersiniz içinizden.
Kendi hallerinde olmaları, etliye sütlüye karışmamaları ve kimseye kendini kanıtlamaya çalışmamaları.

Tamamen şahsına münhasır olurlar. Taklitten çok örnek olma felsefesi edinmişlerdir.
Tüm çıplaklığıyla ortadadır iyi insanlar, şeffaftırlar. Onların kendini övme, egolarını okşatma gibi bir gayeleri falan da yoktur hani. Her zaman dobra olup rol yapmaya ihtiyaç duymazlar. Bolca saygı gösterirler karşısındakilere, hiçbir negatifliğin içine atlamazlar.
İlk evvela düşünür bu kimseler, ömürlerinin yabana atılmayacak kısmı düşünmekle geçer.

Sonra adalet duygusu ve vicdan sahibidirler. Uykuya daldıklarında vicdanları huzursuz olmaz, rahat rahat uyurlar. Kendileriyle çelişmezler, ince eleyip sık dokuyarak en ince ayrıntısına kadar düşünürler. Düşünürler ki, nasıl daha iyi olabilirler bunu idrak etsinler. Altın gibi kalpleri vardır, o kadar değerlidir ki kötü emellere alet edildiklerinde kırılabilir.
Diğer canlılara saygılı olmaları, sadece insan haklarından değil tüm canlı haklarından haberdar olmaları.

Mahallemizde hep görürüm, yaşlı teyzeler, amcalar kedi ve köpeklerin sularını değiştirir, mamalarını tazeler. Sürekli onlarla sohbet ederler. O kadar iyilerdir ki insan dahil bütün canlıları eşit görürler, gözetirler. Bir kedinin başını okşayan insandan kötülük gelmez. Köpeğe safça gülümseyen insan sizi üzemez.
Dost ya da yabancı kaygısı taşımadan özelikle de tanımadığı insanlara çıkar beklemeden, karşılıksız yardım edebilmeleri.

Hiç tanımadığı kimselere bile seve seve destek olurlar. Maksat karşısındaki kişiyi mutlu etmektir burada. Tanımasına ne gerek var ki hem? Tüm insanlar birbirinin yansıması değil midir? Karşılık beklemeden herkesin yardımına koşmaya çalışırlar.
Acil butonu gibilerdir iyi insanlar, nerede yardıma muhtaç orada bitiverirler.
İyi olmaya çalıştıkları tüm insanlardan daha çok sıkıntı ve üzüntü barındırmaları.

Gülüş sadece bir maskedir bizler için. İyi insanın içinde ne fırtınalar kopuyor, ne gemiler batıyor da bir gram belli etmiyor bilseniz. Onun tek amacı güler yüzden ödün vermeden, mutluluk dağıtabilmek. Terzi kendi söküğünü dikemiyor işte. Yarasını içeriden kapatmaya, kabuk bağlatmaya çalışıyor. Ah be iyi insan, senin de belli ki iyilere ihtiyacın var.
İyi insanı tanımak için önce kötü insandan bahsetmek gerekir. Böylece geriye kalan herkes otomatikman iyi insan olur.

İyi insanı kategorize etme veya etiketleme uğraşı başlı başına kötü insan özelliğidir. İyi insanları kendi haline bırakalım. Onları bilmeyelim. Onlar sadece var olsun.
Kötü insanlar her konuda fikri olan, dini bir inancı, bir ideolojisi ve felsefesi olan ve bunu başkalarına dikte ve empoze etmeye çalışan insandır. İnandığı veya savunduğu fikir ne olursa olsun, ne kadar yüce olursa olsun. Bunu başkaları ve diğerlerine uygulamanın doğru olduğunu düşünen ve diğer her şeye ve herkese siz haksızsınız ve yanlışsınız, doğru ve haklı olan benim diyen insandır. İyi, temiz ve masum insanlar bu kötü insanlardan kalan herkestir.
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur. Sırf uzaklaşmak için ve geride kalanlar birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini bir türlü tam olarak anlayamazlar. Charles Bukowski
İki yetişkin birbiriyle kavga edip sırtlarını dönseler bile içlerindeki çocuk iletişim halindedir. Eğer telafisi imkansız bir hata değilse bağışla ve sev!

Çünkü içindeki çocuk öyle yapardı. İçinizdeki çocuğun iyiliklerini hiç kaybetmemeniz dileğiyle. Şu yozlaşan düzende, o iyi insanların binip, çekip gittiği atlardan mı edinsek acaba birer tane, biz de iyiliklerin olduğu çok uzaklara mı gitsek? Ya da kalıp iyi olmayı sürdürmek adına mücadele mi etsek? Kararı sizlere bırakıyorum, değerli KizlarSoruyor üyeleri.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar