Neden mutlu değiliz ?
Neden mutlu olamıyoruz bir çoğumuz az çok biliyoruz bu sorunun cevabını.
Ben gördüklerimden yola çıkarak ''Neden mutlu değiliz ?'' bunun üzerinde durmak istiyorum...
Neden mutlu değiliz ?
1. Mükemmeliyeti arıyoruz.
2. Hep başkalarından bekliyoruz.
3. Geçmişe takılıp orada yaşıyoruz.
4. Gereksiz konuları fazla takıyoruz.
5. Kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslıyoruz.
6. ‘Hayır’ demeyi beceremiyoruz.
Sorunların kaynağına inme vakti geldi.
1. Mükemmeliyeti arıyoruz.
Gerek iş gerekse eş seçimlerimizde hep mükemmeli istediğimiz aşikar. Ama hepimiz biliriz ki ''Mükemmel İnsan Yoktur ve Olmayacakta !'' Hala diretiriz eş seçimlerimizde özellikle: "Benim eşim 4 /4 olacak". 4/4 birisini aramaktan vazgeçin! Her insan muhakkak hata yapar. Unutulmamalıdır ki hatalar insanlar içindir. En iyisi olmak içinde hatalardan ders çıkarmak gerekir.
Başarıyı hedef alın, mükemmel olmayı değil, yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmelliyetçiliğin arkasında korku yatar, insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin, daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz.
-David M. Burns
Bir işi, kimsenin yanlış bulamayacağı kadar kusursuz yapmak isteyen insan, hiçbir şey yapamaz.
-H. Newman
Mükemmeliyetçilik bir hastalıktır ve insana zarar verir .!
2. Hep başkalarından bekliyoruz.
Hep başkalarından bir şeyler bekliyoruz.
Mesela ikili ilişkiler de ilk mesajı, hoşlandığın kişi ise ilk adımı, minik bir tebessümü ya da selamı hep karşı taraftan beklemek. Ve istediğimiz gibi gitmediğinde büyük hayal kırıkları yaşamak. Bütün bunları ilk adımı, ilk mesajı, ilk tebessümü biz versek ne kaybederiz ?
Duyarsız olan onlar mı biz mi bir düşünmek gerek .
İkili ilişkilerde, arkadaşlıklarda, dostluklarda ya da evliliklerde aradaki sevgiye, saygıya sadık kalmalarını beklemek, ama aynı titizliği, aynı hassasiyeti göstermeden yaşamak… Kendi mutsuzluğumuzu dahi başkalarına yüklemek, mutluluğu onlardan beklemek; sadece kendi içimizde olduğunu fark etmeden hayatı ıskalamak…Kolaycılığa kaçmak, kendimize veremediğimiz şeyleri başkalarından bekleyerek çelişkiye düştüğümüzün farkında olamamak…Birinden bir şey isterken, bir şey beklerken kendi yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı düşünebilsek önce. Daha mutlu daha kendine güvenen kimseden bir şey beklemeyen biri olabilriz aslında.

3. Geçmişe takılıp orada yaşıyoruz.
Mutsuzluğun baş rol oyuncusu : Geçmişe takılıp kalmak.
Bir çoğumuz ister istemez yapıyoruz bunu.Geçmişimizde ki anılardan en kötüsünü seçip kendimize hayatı zehir ediyoruz. Unutmak varken neden hatırlar ki insan geçmişini ? Geçmişte kaldı sonuçta... Çocuklar neden mutlu sanıyorsunuz ? Çünkü geçmişini çabuk unuttukları için mutlular.
Geçmişteki başarısız sonuçlara takılıp kalmayın. Anatomik yapımızdaki bilgeliğe dikkat edin. İnsanın fiziksel yapısı,nasıl yaşaması gerektiğinin bir işaretidir. Eğer sürekli geçmişimize bakarak yaşamamız istenseydi,gözlerimiz ensemizde olurdu ! Geçmişteki başarısızlıklarımızın sürekli gözümüzün önünde olması gerekseydi, şakaklarımızda dikiz aynası olurdu ! Akıl her şeyden üstün olmasaydı, vücuttaki en üst noktaya beyin konmazdı !
-Mümin Sekman.

Ne geçmişini unut ne de geçmişini büyüt !
Geçmişinize fazla takılıp kalmayın yoksa mutluluğu elinizden kaçırırsınız!
4. Gereksiz konuları fazla takıyoruz.
Bazıları takmıyordur belki fakat bir çoğumuz takıyoruz ne yazık ki en ufak şeyleri. Kimisi eşinin şakasına takılıyor kimisi patronunun bir sözüne takılıp bütün gün aklından çıkarmıyor. Bir hafta sonra unutacağı şeyleri fazla takan insanlar mutlu olamıyor haliyle…
Sizi hoşnutsuz eden kelimeleri, sözcükleri erteleyin !
Mesela geçmişinize baktığınızda hani o kafanıza taktıklarınz konuları şu an hatırlıyor muyuz ? Cevabı ‘Hayır’ olacaktır. Bundan sonra da aynı şekilde erteleyin. Mesela 5 yıl sonra ya da 1 yıl sonraya. Göreceksiniz ki birkaç gün sonra unuttuğunuzu.
Büyük kedi, kuyruğuyla oynayan küçük kediye sordu:
– Neden kuyruğunu kovalayıp duruyorsun?
Küçük kedi şöyle yanıt verdi:
– Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğumda olduğunu öğrendim. Kuyruğumu kovalıyorum, kovalıyorum..Sonunda onu yakaladığım zaman, biliyorum ki, mutluluğu yakalamış olacağım.
Yaşlı kedi gülümsedi;
– Gençken ben de senin gibi, mutluluğun kuyruğum olduğuna inanıyordum. Yıllar geçtikçe anladım ne zaman ki kovalasam o benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam, o hep peşimden geliyor.
5. Kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslıyoruz.
Nasıl ki annelerimiz zamanın da bizi komşunun çalışkan çocuklarıyla kıyasladı... Bizde bunu aslında kendimize yapıyoruz. Bizde şimdi aynı yoldan ileriliyoruz. Kendimizi başkalarıyla kıyaslıyoruz. Ve zamanla kendimizi yetersiz hissedebiliyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki, her insan eşsiz ve temelde aynı haklara sahip. Bu yüzden bir kişinin, bir diğerinden üstün olması, daha iyi olması, mantık olarak pek de mümkün değil. Bunun aksini iddia eden herkes, olayı kendi bakış açısıyla gördüğü için, o da buna inandığı ve içinde yetersizlik yaşadığı için size de bunu aşılamaya çalışıyor olabilir. Önemli olan, sizin buna inanıp inanmamayı seçmeniz.
Eğer gerçekçi olarak bakarsak, kendimizi kimle karşılaştırırsak karşılaştıralım, elimizden gelen en iyi şey kendimiz olabilmek ve bu zaten mutlu olmamız için yeterli. Duygusal bağımsızlığımızı elde etmemiz için kendimizi diğerleriyle kıyaslamayı bırakmalıyız.
Sonuç olarak hayatta sahip olmamız gereken en önemli ve gerekli hislerden birisi “Nasıl olursam olayım ben yeterliyim. Sevilmeye ve ait olmaya değerim” hissidir.

6. "Hayır" demeyi beceremiyoruz.
Birçok insan ’hayır’ diyemediği için zor duruma düşüyor. Halbuki ’hayır diyebilmek’ de bir erdemdir. ’Hayır’ diyemediğimiz için çoğu zaman kendimize olan güvenimizi yitirir, istismara açık bir insan oluveririz. Bunun için hoşlanmadığımız, istemediğimiz ya da suistimale açık şeylere ’hayır’ diyebilmeliyiz.
Nasıl "hayır" demeli?
’Hayır’ cevabını almak pek çok kişi için tatsız bir durumdur. Bunun için "hayır"ı karşımızdakinin duygularını incitmeyecek bir tarzda fakat aynı zamanda kendinden emin ve kesin bir şekilde dile getirmemiz önemlidir.
Beden dilinizin ve ses tonunuzun söylediklerimizle uyumlu olmasına dikkat edin. Karşımızdakiyle göz kontağı kurarak, gündelik sakin bir konuşma tonu kullanın.
’Hayır’ dedikten sonra kısa ve net şekilde sebebini belirtin: "Sana ödevinde yardım edemeyeceğim, çünkü öğretmen herkesin ödevi yardım almadan yapması gerektiğini söyledi."
"Şu anda seninle konuşamayacağım, yarın erken kalkmam lazım ve kendimi çok yorgun hissediyorum."
Uygun durumlarda isteği başka bir zamana erteleyin: "Bugün müsait değilim fakat önümüzdeki hafta görüşebiliriz."
Uygun durumlarda farklı bir şekilde yardımcı olabileceğinizi belirtin: "Senin için bu raporu yazamam fakat istersen sen yazarken sana okuyabilirim."
Bazı durumlarda düşünmek için süre isteyebilir ve düşündükten sonra karar verebilirsiniz: "Sana borç verip veremeyeceğimi, bu ayki harcamalarıma bir göz attıktan sonra söyleyebilirim."
Dürüst ve açık olun: "Seninle vakit geçirmek hoşuma gidiyor fakat gideceğimiz yerlere hep sen karar veriyorsun. Aslına bakarsan, oraya gitmek istemiyorum." Çiğdem Alparslan Karakuş
İnsanların size nasıl davranacaklarını, siz öğretirsiniz.

Hayır diyebilmek güçlü bir beceridir ve içinde kendimize karşı kocaman bir “evet” barındırır.
Sürç-i lisan ettiysem affola.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar