Görme ve Tat Orucu Nedir?

Duyuların orucu; doğaya, hayata ve kişisel yaşama karşı oluşmuş olan duyarsızlık potansiyelini küçültmek ve hatta eritmek içindir. Özgücün öz-gürleşmesi demektir.

Görme orucu

Görme orucu
Görme orucu

22 Mart-21 Haziran, ilkbahar: İlkbaharda karaciğer oldukça yoğun çalışır. Gözler, karaciğerin dış doğaya açılan kapılarıdır. Örneğin; öfkelendiğinde karaciğer yangın halinde olduğundan, gözler de kızarır ve kaşınır. “Öfkeden gözü döndü!” deyimi bu bağlantıyı ifade eden, eski ve doğru bir yaklaşımdır.

Gözlerin yoğun olarak çalıştığı mevsim ilkbahardır. Gözler ancak bu mevsimde iyileştirilebilir. Gözde herhangi bir sıkıntı yoksa, bu mevsimde görüyü daha da keskinleştirmek mümkündür. Görüden yoksun kalındığında gözler daha çabuk iyileşmeye başlar. Milyonlarca rengi, resmi ve görseli görüntüleyerek enerji kaybetmediğinde, hasarlı yapısını düzeltmeye koyulur. Görü orucu için ilkbaharın en güçlü ve faydalı zamanı 21 Nisan ile 21 Mayıs arasıdır. Bu bir aylık süreç içinden uygun bir hafta seçilir ve gözler bu hafta boyunca kapalı gezilir. Sabah saatlerinde bağlı gözlere ışık sızmasına engel olmak için uyku gözlüğü kullanmak daha uygun olabilir. Görü orucu için benim tavsiye edebileceğim tarih 1 Nisan-8 Nisan haftasıdır. Her an için aralıksız bir şekilde görmeye programlı olan gözler, uzun süre kapalı kaldığında başlangıçta rahatsızlık duyulacaktır. Kaşınacak ve övülmak isteyeceklerdir. Göz kapaklarına inatlaşmak ve ne olursa olsun uyku gözlüğünü çıkarmamakta kararlı olmak gerekir. İkinci günün sonunda gözler, maruz kaldıkları işleme alışmaya başlayacaktır.

Görü orucu, karaciğeri de onarır. Zira karaciğer de görüye harcadığı enerjiyi bu kez kendisini iyileştirmeye odaklayacaktır. Görme orucu süresince yağlı yemeklerden kaçınmak gözlerin ve karaciğerin onarım ve güçlendirme işlemine büyük katkıda bulunacaktır. Bu uygulamayla birlikte, ilk fark edilecek değişim asabiyetteki düşüş olacaktır. Sakinleşme başlayacaktır. Görme orucuyla birlikte kişi normal şartlarda sinirlenip tepki verdiği konuların ne kadar da önemsiz olduğunu fark eder. Suldenin, sünenin ve özütünün dinlendiğini hisseder. Ne kadar da önemsiz konularla ilgili kendisini yıprattığını algılar. Sevdiği insanı duyuyor, kokluyor ve ona dokunuyor olsa da göremiyordur ve bu süreç içinde sevdiği insanı daha fazla dinlemeye başladığını, onu daha yoğun öpebildiğini, daha derin bir anlamla koklayabildiğini deneyimler. Algısı ve hisleri gelişir. Bu yüzden görme orucu, soyut aleme girişin ilk ve en önemli adımıdır.
Bir haftanın sonunda, gözler hemen açılmamalıdır. Loş bir ortamda ışığa yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Önceleri soluk görünen doğa artık daha dopdolu ve canlı renklerle ışıldamaya başlayacaktır.

Tat orucu

Görme ve Tat Orucu Nedir?
21 Haziran-21 Eylül, yaz: Bu dönemde tat alma duyusu oldukça yoğun çalışır. Tat almak yürekle bağlantılıdır. Dil, yüreğin dış doğaya açılan kapısıdır. Her ne yeniyorsa ya da ne içiliyorsa her birinin tadı önce yüreği etkiler. Kötü bir şeyin tadı alındığında yürekteki neşe kaçabilir. Neşe yoksa yemek yeme arzusu da yoktur. Karnımız aç olsa bile içimizden yemek yemek gelmez. “Ağzımızın tadı kaçtı!” deyimi bu yüzden çok anlamlıdır.

Bebeklerin tat alma duyuları ak süt kadar saf olduğu için neşelidirler ve gülüşleri yürekleri ışıtır. Bebeğin bildiği tek tat süt olduğundan dolayı yüreğinin saflığını ve temizliğini koruyabilir. Ne var ki abur cuburla tanıştığında bu saflığı bozulmaya başlar. Çocuklar abur cubur sayesinde, yüreğindeki merhamet duygusunu kaybeder. Merhamet, anlayış, saygı, hürmet gibi doğuştan gelen erdemler yapay yiyeceklerle körelmeye başlar.

Doğadaki tüm varlıklar yediklerine dikkat ederler ve bu yüzden de yürekleri saf kalır. Dil, yürek kadar hassastır. Yılanlar ve diğer sürüngenler dilleriyle havayı koklarlar ve havadaki tehlikenin tadını alabilirler. Dilin tatma duyusunu körelten bir diğer faktör de kötü düşüncelerdir. Sesli düşünceler sanıldığı gibi duyulur düzeyde konuşmak demek değildir. Ses duyulmadığı halde ses tellerinin çalıştığı konuşmalardır. Örneğin, şarkıcıların sesleri kısıldığında konuşmaları ve şarkı söylemeleri yasaklandığı halde ses tellerinin tembelleşmemesi için şarkıları düşünerek söylemeleri tavsiye edilir. Bu şekilde ses duyulsa da duyulmasa da aslında ses telleri çalışır, hareket eder. Buna göre ses tellerimiz olmasa aslında kelimelerle düşünmemiz de mümkün olmaz. Ses telleri ağzımızın bir parçasıdır. Olumsuz şeyleri içimizden sesli düşündüğümüzde, kendi kendimize kızıp sessizce kavga ettiğimizde, birine içimizden ya da dışarıdan küfür ettiğimizde, bela okuduğumuzda, dedikodu yaptığımızda, o düşüncenin enerji niteliği anında tükürük vasıtasıyla dilimizi sarar. Tükürük elektrik iletkenliğine sahiptir ve sesli düşünceler de birer elektrik akımı olduklarına göre, doğrudan tükürükle yüreği etkilemiş olur.

Atalarımız zamanında “Kimse hakkında bırakın kötü bir söz söylemeyi, düşünmeyin bile, bu yüreğinizi karartır” diyerek tembihte bulunmuşlardır. Buna karşılık güzel düşünceler de yüreği aklaştırır, pisliklerden arındırır. Merhamet, hoşgörü, hürmet, samimiyet gibi olumlu erdemler yüreğin arındığına ve tat alma duyusunun bebeğinki kadar saf ve tertemiz olduğuna işarettir. Karamsar düşünceleri olanların yapabilecekleri en iyi şey o düşünceyi derhal tükürmektir. Böylece olumsuz düşünce kişiyi terk eder.
Samanlar dışarıda bir dışkı gördüklerinde bile tükürürlerdi zira dışkıyı gördüklerinde dışkının adı ses tellerinde titreştiği ve onu sesli olarak içlerinde duydukları için kötü enerjinin yüreklerine inmesine fırsat vermeden tükürürlerdi. Dildeki duyunun onarılıp güçlendirilmesi için bir hafta boyunca sudan başka hiçbir şey içmemek ve yememek gerekir.

Bu oruç en kolay uygulanabilen duyu orucudur. Başlangıçta ilk birkaç gün dilin alışkın olduğu tatlara karşı duyduğu bağımlılıktan dolayı küçük bir zorlanma söz konusu olabilir. İkinci günün sonunda bu zorluk da asılmış olacaktır. Tat orucu, dili ve yüreği saflaştırır, bedeni bütünüyle temizler. Yaz mevsiminde gerçekleştirilmesi de işi ayrıca kolaylaştır zira sıcak havalarda kimsenin canı çok yemek çekmez. Güneşin gücü bedene büyük ölçüde yeter. Tat orucu için en uygun zaman 1-8 Ağustos arasıdır. Bu süreçte bedeni bütünüyle güneşe teslim etmek gerekir. Böylece; bedenin gözenekleri gün ışığını yüreğe emebilir.

Görme ve Tat Orucu Nedir?
Cevapla