Behzat Ç. ve Gazoz Kapakları


İyi olan her şeyin bitmek zorunda olduğu bir dünya bizimkisi.


Bahar mesela. Ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlayamazsın. İğde kokularının ne zaman yerini yaz gelip de ekşi ter kokularına bıraktığını anlayamazsın. Bahar en sevdiğim isimdir de koyamadım kızlarımın adını; onlar da hemen bitmesin diye korkumdan.


Geceler mesela, gereksiz her türlü kalabalığın çekildiği, kendinle baş başa kaldığın o muhteşem zaman dilimi bile bitiyor. En sevdiğim şeydi geceyi sokaklarda uğurlamak. Hiç kimsenin olmadığı boş sokaklarda_ hayat kadar_ birazdan tıklım tıklım koşturmacalar içinde kimsenin birbirinin yüzene bakmadığı kalabalıklardan uzakta; kuş sesleriyle, başıboş köpeklerle selamlaştığım. Açık bir çorbacı bulup biraz sohbet ettiğim uğurlamalarla bitirdiğim gece yalnızlıkları. En acı veren dakikaların bitip de ortalıkta hiç kimsenin olmadığı dakikaları sevmek, sonradan kazandığım bir alışkanlık benim için.



Bitiyor her güzel şey.


Çocukluğum, gazoz kapaklarım ve Behzat Ç.



Behzat amirimin yalnızlığı bana hep babamı hatırlatır.


Kar taneleri birbirine benzemez, cesetler de benzemez, ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman ve her erkek yalnızdır aslında, yokmuş aslında “benim de şöyle bir derdim var” diyebildiği kimsesi; sen gidince anladım ben bunu.



…ve yine bitiyor bir gece daha, senin bana sevdirdiğin o günün en muhteşem zaman dilimi hayatın. Bir keresinde gece sabaha kadar benimle oynadığın o gazoz kapakları yok artık ve sadece gecelerin karanlık yüzü kaldı bana mutlu olabilmek için.


Koşan atlar, düşen atları hatırlatıyor…


...ve artık biten her şey babamı hatırlatıyor.


Behzat Ç. ve Gazoz Kapakları


Behzat Ç. ve Gazoz Kapakları
Cevapla