Dinlesek gülüyoruz aga gelmiş aç insan varsa muhalefet doyursun diyor sen doyurmucaksın niye baştasın
Ülkede kıtlık yok diyor ama her şey ateş pahası
Savaştan dolayı fiyatlar yükseldi diyor sanki savaştan önce normaldi
Başa geçmeden önce ülkede sorun varsa hükümet suçludur diyodu şimdi hükümette kaç yıldır ülkede sorun üstüne sorun
Her şey ithal geliyor madem ithal geliyorsa dolar kurunu korucaksın onuda başaramıyor üretim yapmaya zaten meyilli değil yani çok şey tartışılır bir ülke böyle yönetilmez üstüne üstlük bide yalan söylüyor halkta inanıyor ya
Aga inan ki çok absürt ve basit konuşuyorlar azcık aklı başında olan kişi zaten kalkıp bunu desteklemez burdan şunu çıkartıyoruz ülkenin. En az yarısının aklı başında değil
“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni (çok övünen) sevmez.”,
aynı surenin 19’uncu ayetinde
“Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!”,
buyurmuştur.
Hayatta en nefret ettiğim insan özelliklerinden ikisi kibirlenme ve yüksek sesle konuşmadır. Sürekli kibirlenen, her şeyin en iyisini bildiğini ve yaptığını söyleyen, yüksek sesle hatta bağırarak konuşan insanları gördüğümde hemen o ortamdan ayrılırım.
Karşıt fikirlere her zaman sayılı olan birisiyimdir. Bu nedenle sayın Başkan Erdoğan’ı genellikle dinlemeye çalışırım. Sesini yükseltip bağırarak konuştuğunda veya kibirli kibirli konuşmaya başladığında, -ki konuşmalarının %90’ına tekabül ediyor bu durum- kesinlikle kanalı değiştiririm.
Aziz Nesin “Siz bu halkın cahilliğini fazla hafife alıyorsunuz!” demiş, çok da doğru söylemiş. Kanal değiştirmemin bir diğer sebebi de bazı siyasetçileri dinledikçe Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir kısmından nefret etmemek istemem. Bu teranelere hâlâ inananların olduğunu gördükçe ülkeden umudum tükeniyor. Umudumu yitirmemek için kanal değiştirmeyi tercih ediyorum.
Şu sıra eskiden yağ kuyrukları vardı, mazot kurukları vardı, ekmek kuyrukları vardı sözlerini dinliyorum. Yeniler bilmez hatırlatmamız lazım dediler. Dediklerini yaptılar. Eskiler gerçekten zormuş
Yoo aslında eskiden olan kuyruklar, o zaman ki toplumu o kadar da rahatsiz etmiyordu bence. En azından bizim aile için durum böyleydi. Zira yokluk yaşamış bir nesil vardi ve satin alma gücü oldukça kuyruk beklemek halkta ciddi bir hoşnutsuzluk yaratmazdi. Ekmek fırını önünde, ceşmede su bidonu doldurma sırasında, hastanelerde.. vs akla gelebilecek birçok yerde sıra beklenirdi. Eski zaman insanı yoklugu iyi bilir ce buna gocunmazdi. Ne zaman ki biri yiyip, diğeri bakmaya başladı, o zaman toplumda huzur bozuldu.