Türkiye Cumhuriyeti 1952 yılından bu yana mafyalar tarafından yönetiliyor. Daha öncesi genelevlerin, meyhanelerin, tefecilerin kabadayı raconu sayılan mesele, özellikle NATO'ya girmemiz ile birlikte tamamıyla devlet politikası haline gelmiştir.
Özellikle Doğan Öz cinayetinde net olarak ortaya çıkan ve Ülkücü kadronun itiraflarıyla berraklaşan, devlet tarafından yetiştirilen, büyütülen mafyaların mevcudiyetidir. Eğer 1970'leri incelerseniz mafyalarin en çok ürediği, 1990'larda da en güçlendiği yılları göreceksiniz. Ki Türkiye ilk defa Susurluk Kazası'yla bu gerçekle yüzleşmişti. Yıllar sonra bugün yeni bir çatışmanın ortasında kaldık sadece.
Peker kendisini bitirmeye çalışan Ağar ve ekibinden rahatsız. Bu konuda Soylu'ya güveniyor. Soylu ise herkese yakın, herkese uzak. Herkesi bitirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de herkesle gerekli gereksiz yakınlık kuruyor.
Bu çatışma doğru kullanılırsa Türkiye'nin yararına olacaktır. Ne var ki Ağar ve çetesi buna izin vermez... Ki kendisinin yapılanması belgeler ile zaten ortaya defalarca kondu.
Olayın en olumlu tarafı aynı ailenin çocuklarının birbirine girmesidir.
Doğu Perinçek okuyan bir umut der, okumayan ise bu dönemi ancak ağzı açık şaşkınlıkla seyredurur.
Not: Kavga sizin de farkında olmadığınız gibi, Süleyman Soylu ile Sedat Peker arasında değil. Lakin bir anda Peker - Soylu savaşına döndü.
Tıpkı dediğim gibi: Ağar aradan sıyrıldı, ifşa amacını aştı.
Asıl gündem halkın çektiği ekonomik zorluk. Enflasyon almış başını gitmiş insanlar zor durumda ama dillendirebilen yok. Zira padişah hazretleri buna asla müsaade etmez. İnsanlar hâlâ Türkiye uçuyor, dünya bizden korkuyor, reis herkese kafa tutuyor kafasında. Millet aç aç