Deprem Nedir? Nasıl Cereyan Eder? Kaba Taslak Bir Anlatım

Doğrudan konuya gireceğim. Televizyonlarda hocalar anlatıyor ama, ya çok teknik kavramlar kullanıyorlar ya da "halk dili" diye aşırı basite kaçıyorlar. Bu ikisi arasında bir denge kurmaya çalışacağm.

1) Giriş ve Genel Bir bakış

Bazı kavramları ve olguları bilmemiz gerekiyor. Ayağımızı bastığımız kütle sabit değil. Yerkabuğu, daha ağır, sıcak ve sıvımsı magmanın üzerinde yüzen parçalardan müteşekkildir.

Yerkabuğu Hareketleri
Yerkabuğu Hareketleri

Bu parçalara tektonik levha diyoruz. Okyanus kabuğu da tektonik levhadır, daha ağır ve yoğun olduğu için daha derindedir. Yerkabuğu dediğimiz bir çok levha ile kaplanmış durumda ve hareket etmektedir. Hareketin nedeni de magmadaki sıcaklık değişimlerinin neden olduğu konveksiyon akımlarıdır. Sıcak havanın yukarı çıkıp soğuyup aşağı inmesi gibi.

Konveksiyon Akımları
Konveksiyon Akımları

Hâl böyle olunca, yerkabuğunu oluşturan bu levhalar birbirine yaklaşır, çarpıp dağları oluştururlar, biri öbürünün altına girer dağları oluştururken volkanizmaya neden olur, bazen de birbirlerine yanal bir şekilde sürterler. Yani ortalık tam bir keşmekeş.

Tektonik Levhalar
Tektonik Levhalar

Görselde ana levhalar resmedilmiş. Bunun gibi daha küçük bir çok mikro-levha ya da bloklar da vardır. Türkiye bu açıdan oldukça "zengin" maalesef. Bu yüzden Türkiye'deki tektonik yapı araştırma açısından Dünya'da en karmaşık ve zor olanıdır. Mesela Japonya'da daha büyük depremler olur ama bu kadar karmaşık değildir. Türkiye 3 büyük levhanın kesiştiği bir bölge olmanın yanında bu sıkışmaların neden olduğu ve hâlâ tartışmalı olan bir dinamizme sahiptir.

Ana hatlarıyla Türkiye Tektoniği
Ana hatlarıyla Türkiye Tektoniği

Türkiye'yi biraz detaylandıracağım. Görselde Anadolu Levhası, Arap Levhası, Afrika Levhası ve devasa Avrasya Levhası vardır. Dikkât ederseniz Ege'de pek bir şey yok gibi gözüküyor. Tartışmalı dediğim yer de orası. Orada küçüklü büyüklü bir çok farklı faylar vardır, ama konumuz bu değil.

Görüldüğü üzere Arap levhası Kuzeybatıya doğru bir hareket hâlinde, bu da Anadolu levhasını batıya doğru ittirirken, Afrika levhası, Avrasyanın altına girerken arada Anadolu levhasını bir de sıkıştırıyor. Yani, Türiye tam bir tekntonik cehennemdir. Karmaşıklığını ve dinamizmini anlayın diye bunları yazıyorum.

2) Faylar, Deprem ve Sarsıntı

Bahsettiğimiz levhalar belirli yönlerde senede ortalama 1cm hareket etmeye çalışırlar. Ama bu hareketler levhalar arasında bir sıkışmaya neden olur. İki koca kayayı birbirine sürtmeye çalışır. Ne kadar ittirseniz de bir yerde takılacaktır. İşte TV'larda hocaların "enerji birikmesi" dediği şey bu. Sürekli gerilim artıyor artıyor ve bir noktadan sonra "çat" diye kırılıyor. İşte tam da bu kırılma deprem üretiyor ve arkasında bir fay kırıkları bırakıyor. Bunlar cm boyutundan 100lerce km de olabiliyor. Arazide gözlemleyebiliyoruz.

Arazide Faylar
Arazide Faylar

Görseldeki fay kırıkları yaşadığımız deprem felaketinde gözlenen tipte değil, kafanız karışmasın. Son deprem felaketindeki fay tipi Doğrultu Atımlı Fay'dır. Yani iki levhanın birbirlerini yanal olarak ittirmesi.

Fay tipleri. Son 3 deprem de Doğrultu Atımlı idi.
Fay tipleri. Son 3 deprem de Doğrultu Atımlı idi.

Bildiğiniz üzere, öyle bir kırık oldu ki son depremlerde Arap levhası ile Anadolu levhası birbirlerine göre 3,5 metre yol katetti. Bu büyük bir olay, çünkü Arap levhası gibi dev bir kütle Türkiye'nin yüzölçümünün 3 katı falan.

Peki bu kırılma nasıl deprem üretiyor. Şimdi depremde kırılmanın olduğu noktaya (aslında nokta değil bir alan, ölçüp biçemediğimiz için hesaplamalarda "nokta" denir) Deprem Odağı ya da Hypocenter denir. Bu şok dalgalarının en kısa mesafede yüzeye vurduğu bölgeye de Merkez Üssü ya da Epicenter denir. Bu şok dalgası üç boyutlu bir şekilde ilerler kabuk içerisinde. Ses dalgaları da aynı şekildedir. Görseldeki dalgalar Cisim Dalgalarıdır.

Gene görseldeki kırık da bizim yaşadığımız depremi üreten fay tipi değildir, aklınızda bulunsun.
Gene görseldeki kırık da bizim yaşadığımız depremi üreten fay tipi değildir, aklınızda bulunsun.

Bu cisim dalgalarına ek olarak, bu yetmezmiş gibi bir de Yüzey Dalgaları vardır, ki asıl yıkıcı da bunlardır. Yani cisim dalgaları yüzeye vurduğunda yüzey boyunca her yöne ilerler ve farklı sarsıntı biçimleri tecrübe ederiz.

Cisim dalgalrı P ve S dalgalarıdır. Aşağıdaki görselde göreceksiniz, ama küçük bir bilgi vereyim. P dalgaları hızlıdır (ortalama saniyede 8 metre) ve bize ilk ulaşan dalgalardır. Düşük bir sarsıntıya neden olur, hâttâ hayvanların depremi önceden "sezdikleri"ni gösteren sarsıntılar bu olabilir. Ardındaki S dalgası gelene kadar, Depremin odak noktasının derinliğine bağlı olarak 10 saniyeden 1 dakikaya kadar bir süre zaman kazandırabilir. maalesef, Doğrultu atımlı faylara neden olan depremler bu ikisi arasında çok fazla zaman bırakmıyor, çünkü "sığ" depremlerdir.

Cisim ve Yüzey Dalgaları
Cisim ve Yüzey Dalgaları

Dalgaların nasıl bir harekete neden olduğuyla ilgili Youtube'da güzel animasyonlar var, görsel tek başına açıklayıcı olmayabiliyor. Ayrıca, bu daha çok Jeofizik alanına aittir, biz üstünkörü gördük. Jeofizikçi bir arkadaş çıkarsa katkıda bulunursa sevinirim. Velhasıl, yüzey dalgaları asıl yıkıcı olan. İsimler (Raeigh ve Love) bu modeli keşfeden matematikçilerin adlarıdır. Neredeyse şiirsel bir trajedi gibi, "Love" dalgaları en yıkıcı olanlardır.

Bu dalgalar Yer İvmesi dediğimiz bir ivme yaratırlar. Rastlamışsınızdır, 0,6 g ya da 600 gal derler. "g" bildiğiniz üzere yerçekimi ivmesidir, yani yüksekten atladığınızda hızlanarak yere çakılma hareketi. İşte, depremin neden olduğu sarsıntılar, sizi ve hatta binayı sağa sola kaç yerçekimi ivmesiyle fırlattığını gösteren bir değer. AFAD'ın o ünlü deprem haritası da, sizi şu kadar yer ivmesiyle sarsacak deprem üretme olasılığına göre yapılmıştır.

Son depremlerde yer ivmesi 0,6g ya da 600 gal değeri üzerinde çıkmıştır. Bazı yerlerde bu değer 1'i geçmiştir. Yani sağa sola sizi yer çekimi ivmesine eşit bir şekilde fırlatmış. Bu büyük bir değerdir. Ama çok daha büyükleri de gözlemlenmiş. 2011'deki Japoya'daki depremde 2,7'ye çıkmıştır. Rekor da, 3,5g'dir. Ama 0,3g'den sonrası tehlikelidir.

3) Deprem ve Zemin İlişkisi

Bu kısım aslında en önemlisi olmasına rağmen kısa tutacağım. Nedeni, zemin dediğimizde, üstüne yapılan bina ile ilişkisini de kapsar, işin zemin kısmı sadece benim alanım, bu zeminle bina ilişkisi inşaat mühendisi arkadaşlarla ortak bir çalışmayı hak ediyor.

Arkadaşlar, tek başına binayı sağlam yapmak yetmez. Son depremler gösterdi ki, bina sapasağlam kutu gibi devrilebiliyor. Bu, tamamen zeminle iligli bir sorundur. Yumuşak, gevşek zeminler diyebileceğimiz su seviyesi yüzeye yakın kum, dere yatağı malzemesi içeren zeminler, yukarıda bahsedilen sismik dalgalarda en çok harekete tabi olan zeminlerdir. Sıvılaşma diye aratırsanız youtube'da dahi çok güzel deneyleri izleyebilirsiniz. O yüzden söz konusu zemin için zemin iyileştirme çalışmaları yapıldıktan sonra bina inşâ edilmelidir.

En çok yıkımın olduğu Antakya ve Maraş, zemin iyileştirmenin olmadığı bütün binaların yıkıldığını gösterdi. Öğrencilik yıllarımın geçtiği Adana'da, zaten saha çalışmalarımızda zeminleri, fayları hep işledik. Orası da gevşek zeminden müteşekkildir. Maraş zaten çöküntü ovasıdır. Buralarda mutlak suretle zemin iyileştirmelerin yapılması gerekir. Ayrıca, bina yüksekliği de sanıldığı kadar belirleyici değildir. Meksika'da yaşanan bir deprem de sadece 8 il'a 12 kat arasında kat sayısına sahip olan binalar yıkıldı. Daha yüksek ve daha alçak binalarda küçük çatlaklar dışında bir şey yok. Bunun nedeni sismik dalgaların rezonansa neden olmasıdır. Bu da zemin yapısıyla ilişkilidir. Hem teknik bir konu, hem de Jeofizik ve İnşaat mühendislerinin alanınını da dahil etmek gerekir.

4) Sonuç Yerine

Bu "bence"yi yazmamın nedeni, özellikle yetkililerin bunu "yüzyılın felaketi" diye önlenemez bir doğa olayı diye gösterme çabasıdır. Sürekli bir Japonya ile kıyaslama furyası var. "Japonya'daki depremler derinde oluyor (25km), bizdeki yüzeye yakın (7km), Japonya'dakiler kadar güçlü depremler" demeye getiriyorlar. Japonya'da 25 km derinlikte olan depremin büyüklüğü 8.9 veya 9.2 gibi değerler. Bizim 7.8'in 20-25 katı büyüklükte bir şiddete denk geliyor, derinlik falan dinlemez. Ama Japonya'da gene ölümler az. Son depremde tsunami'den dolayı ölüm oldu, depremden değil. Bu, önlem alınmayacak bir felaket değildi. Öncelikle bunu belirteyim.

İkincisi, yok HAARP'mış, yok gemiyle deprem tetiklemişler gibi saçma sapan komplo teorilerinin ne kadar boş ve asılsız olduğunu göstermek istedim. Kapı gibi bilim var, neredeyse 70 yıldır bilimcilerin yöre yöre gezip saha çalışması yaptığı, ölçüm aldığı koca bir emek var. Oturdukları yerden, sosyal medyadaki saçma sapan yazılan iddialara sakın inanmayın. "Belki olabilir, hiç ihtimal yok mu" derler size, rahatça "yok" diyebilirsiniz.

Burada yapmaya çalıştığım şey, herkesin anlayacağı dilde bunları elimden geldiğince anlatıp, yalan yanlış bilgilere karşı bilimsel mühimmat sağlamaktı.

P.S.

Yazı tamamen bana aittir. "Kopyala yapıştır yaptın" falan derseniz bozuşuruz. Görseller google üzerinden buldum. Yalnız arazideki fay fotoğrafı Dr. Ramazan Demirtaş'a aittir, referansımızı da verelim. Kılavuzunuz bilim olsun.

Deprem Nedir? Nasıl Cereyan Eder? Kaba Taslak Bir Anlatım
Cevapla