Aile içinde bile birbirimizden koptuğumuzu öğrendik
Corona bizi aslında gelişen makine ve elektronik teknolojisinin insanları nasıl yalnızlaştırdığını göstermiş oldu. Çok değil bundan 50-60 yıl öncesine göre yatta 20 yıl öncesine göre son derece asosyal bir toplum yapısı var bütün dünyada. Artık hiçbir yerde birlik kavramı yok, benlik kavramı geliştirilmiş vaziyette. Aynı evde zorunlu olarak zaman geçirdiğimizde gördük ki hepimiz aslında gelişen elektronik ve bilgisayar teknolojisinin bağımlısı haline gelmişiz.

Aynı evde 4 kişi, her biri kendi telefonuna veya tabletine gömülmüş, sıkıldığında fark ediyor ki bir ailesi var ve beraber zaman geçirmeleri lazım. Bizim çocukluğumuzda ailece oynadığımız, eğlendiğimiz oyunlarımız vardı. Üzülerek görüyoruz ki artık böyle bir şey kalmamış.
Evden çıkamayınca paranın çok da bir anlamı olmadığını öğrendik

Hani Kızılderili reisinin sözü vardı ya: Son nehir kuruyup son balık da öldüğünde anlayacak beyaz adam paranın yenilen bir şey olmadığını. Şimdi bakıyoruz, ne kadar paramız olursa olsun sağlığımız yoksa ya da evimizden dışarı çıkamıyorsak o para bir işe yaramıyor. Bir uyduruk maskemiz yoksa evden dışarı çıkıp bakkala gitmeye korkuyoruz.
Milyonlarca dolar para kazanan futbolcular da, basketçiler de evlerine, dört duvarın arasına hapsoluyor ve onlara üzülüyoruz. Ama onlardan çok daha önemli ve çok küçük paralara çalışan ve bizler için canını tehlikeye atan doktorlar, hemşireler, ATT'ler, paramedikler ve hatta temizlik görevlileri varmış ve biz bunların farkında değilmişiz. Öyle ki evlerine gidemiyorlar. Ve bilinen rakamlara göre en az 300 tanesi de hastalıkla mücadele ederken bu virüsü kaptı ve hayatını kaybettiler.

Bombalar yakınımıza düşünce işin vahametini öğrendik
Bir yıl önce 5 kişi öldü, 10 kişi öldü haberleri bizim için sadece sayılardan ibaretti. Bugün artık bombalar dibimize hatta kucağımıza düşüyor. Kimimiz kendisi, kimimizin annesi, babası, kardeşi, çocuğu bu salgın hastalığa kapıldı.

Kimi zar zor atlattı, kimini kaybettik. Kendi canımız yanmayınca durumun vahametini kavrayamadık. Ölüm aslına hepimize çok yakındı hem de her zaman. Ama ilk defa herkes ölümün soğuk nefesini ensesinde hissetmeye başladı. Bir çoğumuzun çok da önem vermediği temizliğin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu gördük. Ne kadar bilinçsiz, ne kadar cahil bir toplumumuz olduğunu gördük.

Öyle ki kendini virüsten koruyayım derken kullandığı eldiveni maskeyi sokaklara atıp aslında hem hastalığı yaydığını hem de doğaya zarar verdiğini göremeyecek kadar düşüncesiz ve eğitimsiz insanlarımız olduğunu gördük.
Teknoloji devlerinin de doğaya karşı ne kadar aciz kaldıklarını öğrendik

Dünyanın en büyük üretim gücü ve üretim üssü olan Çin'in ve aynı zamanda en güçlü ekonomilerinin bir virüs karşısında ne kadar aciz ve çaresiz olduklarını gördük. Ve bizlerin doğaya karşı ne kadar aciz, ne kadar zayıf olduğumuzu gördük. Evlerimizde dışarı çıkamayınca Altın veya dolar piyasalarının nereye gittiğinin bizi çok da ilgilendirmediğini, birincil önceliğimizin hayatta kalmak olduğunu gördük. Kendi sağlığımız önemli ama Çevreye daha fazla duyarlı olmamız ve doğayı ne kadar korumamız gerektiğini acı bir şekilde gördük.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar