Coğrafi konumuyla Akdeniz adalarının stratejik önemi

Akdeniz'de stratejik olarak 4 önemli nokta vardır. Cebeli Tarik boğazı, Malta, Girit ve Kıbrıs. Cebelitarık'a hakim olan Akdeniz'in giriş çıkış kapısına hakim olur. Malta'ya hakim olan doğu Akdeniz'le batı Akdeniz arasındaki kapıyı tutar. Girit'e hakim olan orta Akdeniz ve Ege denizinin hakimiyetini elinde tutar, Kıbrıs'a hakim olan Doğu Akdeniz'e hükmeder. O zaman dünya ticaretinin denizlerde yapıldığını ve doğal olarak da paraya hakim olmanın yolunun denizden geçtiğini düşünürsek Malta, Girit ve Kıbrıs'ın Türkler açısından değeri ortaya çıkacaktır. Osmanlı bu yollara hakim olmanın gerekliliğini çok geç fark etmiştir. Kıbrıs Venedik Cumhuriyetinin toprağı olup askeri güvenliğini Venedik askeri lejyonu, Papalık ve Malta şövalyeleriyle birlikte yapıyorlardı. Osmanlı Önce 1565 yılında Malta'yı almak üzere bir sefer düzenledi, 4 ay süren kuşatmada Venedik, Malta şövalyeleri, Papalık ve Fransa ile savaştı, yenilerek geri çekildi. Sonra Kıbrıs'ı 1570-1573 yılları arasında devam eden 3,5 yıllık bir savaştan sonra alarak hem doğu Akdeniz kıyılarında yer alan topraklarının askeri güvenliğini, hem de ticaret yollarının denetim ve güvenliğini eline aldı. Ardından Ege hakimiyeti için Girit'in alınması gerektiğini fark etmesi 72 yıl sürdü. Girit de Venedik cumhuriyeti toprağıydı ve 1645-1699 yılları arasında 24 yıl süren savaşlardan sonra Girit'i alabildi. Böylelikle denizlerdeki ticarete ve paraya hükmetmeye başladı.
Borçlara karşılık savaşsız teslim edilen toprak: KIBRIS

Osmanlı özellikle Konya, Karaman, Ermenek ve Kayseri civarındaki Türkleri adaya yerleştirirken adadaki İtalyan nüfusu tamamen çıkartırken Rum nüfusa ise dokunmadı. 1877-78 Osmanlı Rus savaşına kadar Ada Türk hakimiyetinde kaldı. Nüfus oranı ise yaklaşık yarı yarıya Türk ve Rum şeklindeydi. 1877-78 harbinin finansmanını İngiltere'den sağlayan Osmanlı savaş borçlarının tazminatı olarak Kıbrıs'ın yönetimini İngiliz krallığına devrederek bayrağını ve askerini aldı ve çekildi. Bunun ardından Adada yaşayan Türk nüfusun da yarıya yakın bir kısmı adayı terk ederek Anadolu'ya geri döndü. 2. dünya savaşı sonuna kadar Kıbrıs İngiliz Sömürge bakanlığına bağlı bir toprak olarak kaldı.
1959-1960 anlaşmalarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor

1950'lerden itibaren Fransa ve İngiltere sömürge toprakların bağımsızlığını verip ekonomik olarak kendine bağlanması stratejisini seçtiler. Buna bağlı olarak da Kıbrıs'la ilgili olarak zamanın dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun diplomatik girişimleriyle 1953 yılında adanın eski sahibi olarak oradaki Türk nüfusu gerekçe göstererek garantörlük hakkımız olduğu İngiliz krallığına kabul ettirildi. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın taraf olduğu 1959-1960 Londra ve Zürih anlaşmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu
Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Türklerin statüsü

Londra-Zürih anlaşmaları Kıbrıs cumhuriyetinin anayasasını da içeriyordu. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere üç garantör ülke olarak hukuki söz sahibi oluyordu. Bu anayasaya göre nüfusu %70 Rum, %30 Türk olan adanın meclisi 35 Rum, 15 Türk vekilden oluşacaktı. 10 kişilik bakanlar kurulu 7 Rum, 3 Türk bakandan oluşacaktı. Buna bakarak eee, Türkler o zaman azınlık statüsündeymiş diyenler olabilir. Anayasaya göre mecliste 8 Türk vekilin evet vermediği yasanın geçmeyeceği, hükümette 3 Türk bakandan 2 tanesinin oy vermediği hiçbir kararın alınamayacağı hükme bağlanmıştı. Buna ilave olarak cumhurbaşkanı Rum, yardımcısı Türk olacaktı ve Türk cumhurbaşkanı yardımcısının veto yetkisi vardı. Bütün bunlar Türk dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve diplomat heyetinin diplomasi zaferiydi. Türkler nüfus olarak azınlıkta olsa da hukuki açıdan devlet yönetiminde Rumlar kadar güçlü durumdaydı. Ayrıca Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye ve Yunanistan'ın ikisinin birden üye olmadığı hiçbir uluslararası örgüte veya birliğe üye olamayacaktı.
Piskopos Makarios teröre baş vuruyor

Anayasadaki Türkleri koruyan maddeler cumhurbaşkanı ve baş piskopos Makarios'u rahatsız etti ve Yunanistan'ın finans desteği ile EOKA terör örgütünü kurdu. 1963 yılı Aralık ayında EOKA silahlı eylemlerine başladı. 1963-1974 yılları arasında EOKA 1600'e yakın Kıbrıs Türk'ünü katletti. Bu da her ay ortalama 12-13 Türk'ün öldürülüyor olması demekti. Yine EOKA Türkleri silah zoruyla imzalattıkları evraklarla malına çöküyor ve onları kendi yurtlarından sürüyordu. 1963-1974 arasında Türk nüfusun %30'u topraklarına el konulmuş, sokaklarda çadırlarda veya derme çatma kulübelerde yaşamaya mahkum edilmişti. Aslına bakarsanız Rum terörü 1950'lerde başlamış ve EOKA terör örgütü adanın Yunanistan'a bağlanması için zemin oluşturmak üzere 1952 yılında kurulmuştu. Buna karşılık 1958 yılında Türkler de Türkiye tarafından finanse edilen direniş örgütü Türk Mukavemet Teşkilatını kurmuştu.
Türk Mukavemet Teşkilatı faaliyetleri

O dönemde adaya askeri olarak müdahale imkanı olmayan Türkiye Türk Mukavemet teşkilatını kurup bir direniş örgütleme yoluna gidiyordu. 1963'den itibaren ise zamanın başbakanı İsmet İnönü ile başlayan Kıbrıs politikası sistematik olarak uygulamaya konuluyordu. Daha sonra başbakan olan Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit zamanında da Kıbrıs politikaları ve stratejileri aynen uygulanmaya devam ediyordu. Buna göre Kayseri hava indirme tugayı kurulurken Nato'dan askeri çıkarma gemileri temin ediliyor, envanterde ekonomik ömrünü doldurdu ve imha edildi gösterilen silah ve mühimmatlar gizlice kömür ve buğday taşıyan gemilerle TMT'ye ulaştırılıyordu. TMT kurulmamış ve desteklenmemiş olsaydı 1974 yılına gelindiğinde adada Türk nüfus kalmamış olurdu dersek yalan olmaz aslında. Kaldı ki bu sözü Rahmetli Denktaş'ın Oğlu Serdar Denktaş da söylemiştir.

1974 Barış harekatına giden yol

1974 yılına kadar Türkler eşi görülmemiş bir teröre maruz kaldılar. Mahkemelerde EOKA tarafından mağdur edilen hiçbir Türk haklı bulunmuyordu. Makarion 1964 yılında anayasa mahkemesine yaptığı itirazla Türklerin anayasal haklarının kaldırılmasını sağladı ve adanın tek hakimi oldu. Cumhurbaşkanı yardımcısı Dr. Fazıl Küçük'ün bile can güvenliği devletin polisi tarafından değil Türk mücahitler tarafından sağlanıyordu.

1974 yılına geldiğinde adanın her noktasında EOKA terörü hakimdir. 5 Temmuz 1974'te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dış işleri bakanları I. Cenevre Konferansı çalışmalarına başladı. Bu konferansta Türk istekleri doğrultusunda: 'Ada'da bir güvenlik bölgesinin kurulması, Rum işgalindeki Türk bölgelerin derhal boşaltılması, esirlerin salıverilmesi, barışın sağlanması ile de kurucu anlaşmalardaki anayasaya uygun bir hükümetin yeniden kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Türk ve Rum Toplumu olmak üzere iki otonom idarenin mevcudiyeti kabul ve ilan edildi.

Ancak EOKA örgütü de kendini cumhurbaşkanı Makarios'tan daha güçlü görmektedir artık. Makarios EOKA'yı yasa dışı ilan edip 2000 militanını tutuklattı, 15 Temmuz 1974'te de EOKA bir darbeyle Makarios'u devirdi ve adanın Yunanistan'a katılacağı açıklamasını yaptı. Ardından 20 temmuz 1974'de de Türkiye garantörlük hakkını kullandığını uluslararası alana deklare ederek Kıbrıs barış harekatını başlattı. O gün Türkiye'de Ecevit-Erbakan koalisyonu vardı ama işin aslı şu ki iktidarda kim olduğu önemli değildi. Kim olursa olsun devlet politikası gereği bu yapılırdı. Bu harekat başlayınca EOKA lideri Nikos Sampson Yunanistan'a kaçtı.
Barış harekatı sonrası gelişmeler

1975 yılında bir yandan Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türkleri ve Rumları arasında barış görüşmeleri başlatılırken bir yandan da Türkiye Kıbrıs'ta Türklerin ortak devletteki haklarının korunması için Kıbrıs Türk Federe Devletini ilan edildi. KTFD Kıbrıs cumhuriyeti bünyesindeki Türklerin temsilcisi olsa da uluslararası camia Türk tarafını muhatap almadı.

O tarihten itibaren Rumlar adanın resmi sahibi ve temsilcisi kabul edildi. 15 Kasım 1983 tarihinde 50 milletvekilinin ayakta oy verdiği toplantıda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. 1975 yılında başlatılan diplomatik girişimler be barış görüşmeleri çerçevesinde Birleşmiş Milletler genel sekreterleri Perez de Cuellar (1982) ve Butros Gali (1991) ayrı ayrı barış planları yaptı ve tarafları görüşme masasına çağırdı ancak Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti, Türk tarafı ise Türk toplumu olarak masaya çağrılıyordu.

Yine de onlar tarafından önerilen yapı mantıklıydı. Taraflar sahip olduğu topraklarda kalacak, karşılıklı mal mübadelesi yapılacak ve iki eşit devlet tek bir federatif yapı altında birleşecekti. Türk tarafının desteklediği bu planlar hep Rum tarafınca reddedildi. Türkiye'de uluslararası alanda bu durumu diplomatik kanallardan doğru kullanmayı beceremedi.

Tabi burada Türkiye'de gerçekleşen 1980 askeri darbesi liderlerinin çapsızlığı ve sonrasında kurulan Özal hükümetlerinin de siyasi ve diplomatik beceriksizliği önemli bir noktadır.
Anlaşmalara uyulmuyor, Türkiye göz yumuyor

1992 yılında Kıbrıs cumhuriyeti adıyla Rumlar Avrupa birliğine üyelik müracaatı yaptı. Kurucu anlaşmalara göre bunu yapmaları yasal değildi. Ancak Türkiye buna engel olmak yerine zamanın başbakanı Tansu Çiller AB ile gümrük birliği anlaşması karşılığında Rumların AB üyeliğine onay verdi ve böylece Tarihi bir skandala imza attı. Bu imzayla Türkiye Kıbrıslı Rumlar üzerindeki bütün diplomatik gücünü kaybettiği gibi Rumları bizden çok daha güçlü bir konuma getirdi. Zamanın başbakanı Tansu Çiller ve dışişleri bakanı Hikmet Çetin de Türk milletine attıkları bu kazığın ve vebalin hesabını veremezler.
Bugünkü durum ne?

Bugün Kıbrıs'ta Türklere eşit vatandaşlık ve siyasi erkte güç değil sadece azınlık hakları vermeyi öneren bir Rum tarafı var. Şu anki KKTC cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise Türklerin hiçbir hukuki ve anayasal güvencesi olmadan Kıbrıs Rum tarafının hakimiyeti altına girmesini desteklerken adada 1974'den beri can güvenliklerini sağlayan Türk askerini de Rumlar gibi işgalci ilan ediyor. İkinci tura kalan cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Mustafa Akıncı kazanırsa gerçekten Kıbrıs Türklerini zor bir süreç bekliyor demektir. Umarım ve dilerim ki Rahmetli Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş'ın çabaları heba edilmez, Kıbrıs Türkleri Rumların insafına bırakılmaz.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar