Katar'ın Kuruluşu ve Tarihçesi

1971 yılında Birleşik krallık tarafından kurdurulan 3 devletten biriydi Katar. 1971 yılının ikinci yarısında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn rezerv serbest bölge olarak düşünülmüş ve kurdurulmuş yapay devletçiklerdi. O yıllarda Lübnan ve başkent Beyrut Ortadoğunun serbest bölgesiydi. Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kumar ve her türlü uluslararası kaçakçılık faaliyeti Beyrut üzerinden işliyordu ama Lübnan içindeki etnik, dinsel ve mezhepsel çekişmeler ve buna ilave olarak Lübnan İsrail gerilimi alternatif yerler kurulması ihtiyacını gündeme getirmişti. Bu çerçevede 1971 yılında ağustosla aralık ayları arasında Birleşik krallığın desteğiyle üç yapay devletçik kuruldu. Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri. 1980'lerde Lübnan İsrail savaşı ve ardından çıkan Lübnan iç savaşıyla beraber Beyrut güvensiz hale geldi ve Buradaki herşey Birleşik Arap Emirliklerinin liman şehri Dubai'ye kaydırıldı. Çünkü kaçakcılık faaliyetlerinin en sağlıklı ve kolay yapılacağı yer liman şehirleridir. Bahreyn ve Katar da yedek olarak ileride değerlendirilmek üzere hazırlandı. Dubai kadar yüksek volümlü olmasa da Katar'ın başkenti Doha'da da bu tür faaliyetler vardır.
Katar'ın Diğer Ortadoğu Ülkeleriyle Ne Sorunu Var?

Katar'ın aslında Türkiye için de ortadoğu için de ciddi bir önemi yok. Ortadoğuda petrol zengini minicik bir yapay devletçik. Tıpkı Kuveyt gibi, Bahreyn gibi. Tek sorun yerleştirilen kukla yönetimin bir şekilde Birleşik krallık ve küresel sermaye ile olan uyuşmazlığı. Mevcut Katar'ı son yıllarda gündeme taşıyan iki konudan birisi 1996 yılından beri Mısır, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik arap emirlikleri tarafından organize edilen 1996 ve 2018 yılındaki iki başarısız darbe girişimi, diğeri ise küresel sermaye ile girdiği çekişmeden kaynaklanıyor. Nitekim 2017 yılında Mısır, BAE, Bahreyn ve S.Arabistan Katar'a ambargo kararı aldı. Tükiye de bu çekişmede Katar'dan yana tavır alıp oradaki yönetimi korumak üzere bir askeri üs kurdu.
Küresel Sermaye Nedir, Katar'la Ne sorunu var?

Küresel sermaye dediğimiz para aslında zennedildiği gibi ABD'nin parası değildir. Bütçesi fazlalık veren petrol zengini körfez ülkelerinin parasıdır. Bu parayı Amerikan bankaları yönetir. Sizin bir şirketinize Amerika'lı bir genel müdür atamanız gibi düşünebilirsiniz olayı. Katar'ı diğer körfez ülkelerinden ayıran konu ise şu: Katar parasını küresel sermayeye vermek yerine Türkiye'de dahil olmak üzere Avrupa ülkelerinde büyük şirketler satın alıp kendi hesabına çalıştırıyor. Sadece Bizden iki örnek vereyim: Türkiye'de faaliyet gösteren Digitürk yayın platformunu satın alıp Bein media olarak işletmeye başladılar. Yine Türkiye'de faaliyet gösteren Yunan kilisesine ait Finans Bank'ı satın alıp (Qatar National Bank) QNB Finans bank yaptılar. Bu da küresel sermayenin tepkisini çekiyor doğal olarak. Hatta 2022 Dünya Futbol şampiyonasına adaylık koyması da küresel sermayenin tepkisini çekmişti.
Katar'ın Türkiye İçin Önemi Nedir?

Katar'ın aslında bizim için pek de bir önemi yoktu. Gazeteci Hüsnü Mahalli'nin iddiaseına göre Suriye iç savaşı çıktığı esnada Katar ve Türkiye Suriye'de mevzi kazanmak üzere ortak bir çalışma içine girerken diğer körfez ülkeleri Amerika'dan yana tavır aldı. Yine bir takım suudi kaynakların iddialerına göre Türkiye'deki iktidar partisi yandaşları kara para aklama merkezi olarak Katar'ı kullanıyor ki zaten Türkiye ile Katar arasında bir kara para trafiği olduğu söylentisi de son on yıldır ayyuka çıkmış vaziyette. Öyle ki Ankar'dan Doha'ya günde iki defa karşılıklı uçak seferi olması da bu şüpheleri kuvvetlendiriyor. Türkiye yanılmıyorsam 2014 veya 2015 yılında bir arşiv güvenlik anlaşması imzaladı ve Türk devleti arşivlerinin Katar'da muhafaza edilmesi hukuki zemine oturtuldu. Koskoca Türk devleti arşivlerini kendi sınırları içinde muhafaza edemiyor da Katar'da mı muhafaza edecek? Böyle bir anlaşmaya neden gereksinim duyulduğua dair mantıklı bir açıklama bulamıyorum ben.
2017'de Ne oldu?

2017 yılında 4 ortadoğu ülkesiyle Katar arasındaki siyasi gerilim bir krize dönüştü ve diğer 4 ülkel Katar'a ekonomik abluka uygulamaya karar verdi. Türkiye'de alel acele yardım uçaklarını Katar'a gönderdi. Hemen ardından imzalanan bir savunma işbirliği anlaşmasıyla da Katar'da bir Türk askeri üssü kuruldu. Amaç belliydi. Katar yönetimini korumak. Nitekim 2018'de körfez ülkeleri tarafından organize edilen bir başarısız darbe girişimi oldu ve bu darbe girişimini Türk askeri önledi. Hatta darbecilerden bir generalin Türk askeri tarafından başından vurularak öldürüldüğü de o zaman uluslararası basında yer aldı ama kanıta dayandırılamadı. Ardaından ABD önce S.Arabistan, BAE ve Bahreyn ile yüzlerce milyar dolarlık silah anlaşmaları yaptı. Ardından Katar da Amerika ile 18 milyar dolarlık bir silah anlaşması yaptı. Böylece Amerika istediğini elde etmiş oldu. Paranı küresel sermayenin emrine vermezsen başka türlü de alırım mesajı vermiş oldu.
4 Mayıs 2020 Katar'da Yeni Bir Darbe mi var?

Bugün ekşi sözlükte ve Yaeniçağ gazetesi, Tele1 televizyonu gibi mecralarda geçen haberlere göre yeni bir darbe girişimi olduğu iddiası var. Ancak ilginç olan şu ki 2018 darbe girişiminde öldürülen generalin yine öldürüldüğü haberi geliyor. Ve merak ettiğim şey: Türkiye'nin tavrı ne olacak? Katar'da Türkiye'nin ne menfaati var?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar