Genellikle 2 kavram karışır. a) Devlet yapısı b) Devlet biçimi.
a) DEVLET YAPISI: Devlet yapısı muhtelif şekillerde olabilir. Monarşi: Bir soylu aileden krallık babadan oğula geçer. (İngiltere, belçika, isveç, norveç, danimarka, gibi bir çok avrupa ülkesi monarşidir) Monarşi eğer yasalara (anayasaya ve/veya içtimai sözleşmeye dayanıyorsa) buna meşruti monarşi, eğer sadece Kral'ın fermanlarına dayanıyorsa buna Mutlak Monarşi denir. b) Oligarşi: Belli seçkin bir zümrenin egemenliğine dayanır. Örnek Eski Yunan devletlerinin büyük kısmı, Antik Roma Devleti. c) Cumhuriyet: Egemenliğin halka ait olduğu devlet yapısı. Örnek: Fransa, Almanya, Pakistan, Hindistan, vs gibi.
Öte yandan devletlerin yapılarından bağımsız olarak onların yönetim şekilleri ise devlet biçimlerini belirler. a) Demokrasi: Yönetimin oy hakkı olanların (seçmenlerin) belirlediği sistem. Ancak demokrasi de kendi içinde Temsili Demokrasi, Çoğulcu (konsensuel) Demokrasi olmak üzere ikiye ayrılır. Temsili demokraside kararlar seçmenlerin çoğunluğluğu ile alınır. Çoğuncu demokraside ise kararlar sadece çoğunluğun kararı değil mutabakat (konsensus) ile alınır. b) Çoğulcu / Totaliter: Çoğulcu yönetim biçiminde her farklı kesimin var olabildiği toplum şekli. (farklı din, dil, köken, töredeki insanların bir arada yaşayabildikleri toplum şekli) Örnek ABD, Osmanlı İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu. Totaliter sistemlerde ise sadece belli bir etnik grup (ırkçı) veya belli bir itikat (dinci) veya belli bir ideoloji (kominizm, faşizm) mensubu olanların dışındakilere yaşama şansı tanınmadığı şekiller. Örnek: Hitler Almanyası, Mussolini İtalyası, Stalin Rusyası, Mao Çin'i, Yunanistan, İsrail, Vatikan, İran gibi.
Kısacası bir ülke yapısal olarak monarşi ama yönetim biçimi olarak temsili demokrasi olabilir. (örneğin belçika, danimarka, ingiltere vs) Veya bir ülke yapısal olarak cumhuriyet ama yönetim biçimi olarak totaliter olabilir: Örneğin SSCB, Hitler Almanyası, İran gibi...
Konu uzun. Yer dar. Ancak bu kadar olabildi özeti. Ülkemize gelecek olursak Osmanlı Devleti Monarşi idi. Ancak çoğulcu idi. Yani farklı dinler, farklı diller, kültürler kendi yaşam tarzlarını sürdürebiliyorlardı. Daha sonra batının da baskılarıyla Meşruti monarşiye geçiş ve temsili demokrasi adımları atıldı. Osmanlı yıkılıp cumhuriyet kuruldu. Temsili demokrasiye devam edildi. Cumhuriyet 94 yıllıktır ama parlemento (temsili demokrasi) 150 yıllık bir geçmişe sahiptir. Yanlış algılanan şey demokrasiyi cumhuriyetin getirdiğidir. Oysa Ankaradaki ilk meclis Osmanlı'nın meclisidir. Öte yandan Türkiye cumhuriyet döneminde, Osmanlı'dan devraldığı "çoğulculuğu" hızla kaybetmeye başlamış, farklı din, dil, ve kültürlerin yaşama alanlarını daraltmış (hatta kısmen yok etmiştir) Bu durum demokrasinin kalitesini de düşürmüştür. Giderek çoğunluğun dediğinin olduğu, çoğunluğun dışında kalanların dışlandığı, ötekileştirildiği bir hal almıştır. Kısacası milletçe çoğulculuğu tekrar tesis edebilmeliyiz
Bizim gibi ülkelerde dayatılan Demokrasi anlayışında gerçekten de çoğunluğun dışında kalanlar dışlanmakta.. Belki de alternatif bir şeyler gerekli artık. Ya da Demokrasi şekillendirilmeli.. Kumru Osmanlı' da bir çok farklı gruplarn yaşamış olması genişleme politikası ile başka yerlerin alınması ve zaten anadolunun kendisinin karma bir yapı olması değilmidir.. Yani farklı kültürlerin bir arada yaşaması tek başına herkesin adil şekilde hakkını alabildiğini gösterir mi? Ya da gerçekten insanlar babadan oğula geçen bir yetkiye sahip insanlar tarafından ağzından çıkacak tek kelime ile oluşacak durumlara razı mı yaşamalı... Günümüz de en uygun yöntemi ne olarak gördüğüne dair fikrini alabilirmiyim...
@herşeybizimiçin Yazdıklarımı bir daha oku ve kafandaki karmaşayı fark edeceksin. Osmanlı çoğulcu idi. Eğer çoğulcu olmasaydı bu gün bütün kuzey afrika, mısır, arap ülkelerinin tamamı, doğuda afganistandan, batıda balkanlar , yunanistan dahil tüm bu yörede yaşayan halkların hepsi Türkçe konuşuyor olurdu. Mesela Fransa cumhuriyettir, demokratiktir ama asla çoğulcu değildir. Mesela Tunusa, Cezayir'e bak. Osmalının 300 yıl tebası olmuşlar, tek kelime Türkçe bilmezler ama Fransızlar 30 yıl kaldı hepsi bülbül gibi Fransızca konuşuyor. Osmanlı çoğulcuydu. Çoğulculuktan hızla uzaklaşmış olan cumhuriyet dönemidir.
Tekrar değerlendiririm. Bununa birlikte osmanlı ve benzeri yapıların insana uygun olan olmadığı fikrinden yola çıktışım için demokrasi çoğulculuk adil olma vs bunları da oraya iliştiremiyorum.. Osmanlı döneminde her padişah her topluma aynı davranmamış araçtırmacılara göre.. Özellikle alevilere.. yani iyi manaıyla çoğulculuk ya da demokrasi ile osmanlıyı bir arada düşünmek bana mantıklı gelmiyor.. Yine de bakacağım..
@azelcan Benim yazdıklarım konunun çok kabaca çizgilerle tasviri. Amacım meselenin sadece cumhuriyet ve demokrasi denilen içi boş iki kelime ile anlaşılamayacağını göstermek idi. Mesela laik düşünceyi savunanlar ile müslümanların (dincileri kastetmiyorum) aslında aynı şeyi istemelerine rağmen yapay bir tartışma içinde oldukları gerçeği. Gene cumhuriyeti savunanlar ile Osmanlı güzellemesi yapanların temelde aynı şeyi savundukları gerçeği.
Siyaset dedikleri şey tamda bu. Siyasette aynı şeyi istemek önemli değil, önemli olan kimin tarafından yapılmasını sağlamak. Doğruların değil, kimin doğrularının daha önemli olduğu, bir sidik yarışıdır siyaset.
Bu arada İsmail Hakkı Tonguç'un sözü bence çok yanlış. "Köylüyü eğitmek" "halkı sıkı bir eğitimden geçirmek" tamda benim dediğim konu. Kimin kriterine göre eğitmek? Başkalarının kalıplarına göre eğitmek yerine kendi ihtiyaçlarına göre istediklerini öğrenmelerini sağlamak daha doğru olmazmı?
Çok haklısın. Keşke halkı kendi kafalarına göre eğitmek yerine onları öğrenmeye teşvik edip, onlardan hayatı, hak yememeyi, tevazuyu, memleketi çok sevmeyi vede insan gibi insan olabilmeyi öğrenselermiş bu gün çok ileride olurmuşuz.
@azelcan köy enstütileri hem köylünün ihtiyaçları doğrultusunda bilgilenmelerini sağlamak ( misal ziraat konusunda) hem kendi bilinçlerini harekete geçirmek ve kendi iradelerini ortaya koymak ve paylaşımı esaa almış bir projedir. Bence genel doğrular var.. Ve bunlara ulaşmak için gerekli bilincin aşılanması önemli.. Senin de bahsettiklerinden bazıları gibi.. Sözcüklere çok takılmamak gerek.. Köylünün eğitilmesi yanlış bir kavram değil bence.. Özellikle ataerkil , aşiret kültürü ile yoğrulmuş oluşumuz düşünüldüğünde.. Ama bu eğitim ideolojik olmamalı.. Muhakeme yetisi öğretildiğinde özgür iradeleri ile seçtikleri yol ne ise doğruları odur... Bence hayata yeniden geçirilmeli.. Varsa eksiklikleri giderilerek..
@herşeybizimiçin çok haklısın. Bencede güzel bir uygulama-ymış. Nerde din alet edilip bir kurum ya da kuruluş kötüleniyorsa, bilin ki o kurum gerçekten çok doğru işler yapıyordur. Köy Enstitülerinin kurucusunu ve öğretmenlerini halkı galyana getirmek için dinsizlikle suçlamanmislardir. Ve abd nin baskısıyla kapatılmıştır.
Dediğim gibi bu ülkede halkın bilinçlenmesi istenmez.. Hem genel zihniyet hem de dış ABD gibi emperyalistlerce.. ÇIkarları doğrultusunda insanları galleyana getirmek için provakasyonu seçerler ama bilinçli bir başkaldırıdan yana değiller hiç biz zaman. Dini kaygılarla ve çıkarlarla veya başka nedenlerle devletin el attığı bir çok yer aslında toplumun refahını , adil düzeni ve barışı isteyen yerler genelde.. Uzun lafın kısası insanlarımızın genel doğrular doğrultusunda eğitilmesi gerekiyor.. Aslında kendi kendini eğitebileceği , düşünselmolarakndoğruyu bulanileceği bilincinyerleştirilse diğer detaylatlara gerekmkalmayacak.. deyip burda kapatıyorum;)
@herşeybizimiçin Köy Enstitüleri kötü demedim, uslûp yanlış dedim. Bir köyde o köyün çobanıyla bir hafta hayvan otar, okuma bilmesin, bir haftanın sonunda bak bakayım öğrettiğinmi, öğrendiğinmi çok olur.
@azelcan ben senin o cümlene yanıt verdim sonrası tamamen fikir beyanı:) yani yorum yaparken bazı olan şeyleri iliştiriyorum sana yanıt değiş o kısımlar aslında:) Bu arada şimdiki yanıtın ise hem doğru hem yanlış bana göre.. ÇObanlardan öğrenecek çok şey var bu konuda hemfikirim.. Şahsen yanlarında bulundum hatta az da olsa ineklerin kuzuların başında bulundum :) ama onların özellikle kendilerini ilgilendiren sosyal haklar devlet ğartiler sistemler üzerinde bilgi sahibi olup öuhakeöe yapmaları konusunda öğrenecekleri çok şey var.. Eğitilmek hepimizin ihtiyacı. BU ayvan terbiye etmek anşamında değil.. Yani küçümseme içermiyor.. En azından ben böyle kullanmıyorum..
@herşeybizimiçin baştada anlattığım gibi "eğitmek" kavramınada eğitimede karşıyım. Öğrenmek, öğrenme arzusu oluşturmak için teşvik etmek ve öğrenmek isteyene öğretmek tanımlarını çok daha doğru buluyotum. Ana fikirlerde çoğunlukla aynı düşünsekte tanımlamalarımız farklı.
@azelcan çok farklı değil;) aslında öğrnmek isteği, muhakeme etme isteğinden bahsediyoruz işte.. Tabi misal çocuklarını sağlıksız ortamda çalıştıran bir topluluk öğrenmek istemiyor diye kendi haline bırakamayız ki.. Ne olursa olsun uygun diller ve yçntemlerle farketmelerini sağlamaya çalışmak ve sonuçlarını beklemek bence yanlış değil.. Hoşçakal:)
Eğitilmeyen hiç bir şeyden haberi olmayan ona zararı gelmedikçe hiç bir yasaların özgürlüğü ne hale getirdiğini görmeyen bir halkın katılacağı seçimle bize yönetici seçiliyorsa zaten demokrasi denen kavramın var olması sadece işgüzarlara yarar.
Tabikide haklı bu adam ve Köy Enstütüleri sayesinde bu halk büyük bir yol kat etmiştir. Zaten köy enstütülerinin kapatılma nedeni de budur bir bakıma insanlar demokrasinin devletin laikliğin eşitliğin ne olduğunu öğrenmesin bu adamın dediklerini anlamasınlar diye kapatıldı enstütüler.
Demokrasi eğer ilk çıktığı anlam daha farkl değildiyse bu haliyle emperyalis güçlerin insanlar sömürebilmesi için en uygun ortamlardan biridir... Yani günümüz hali ile halkın kendi kendini yönettiği gibi yanlş bir izlenip uyandırıp , halkın sömürüldüğü bir yöntemdir.. Bri devletten , bir partiden , bir dernekten, en basitinden bir müzik grubundan bile söz ederken mutlaka zamanı geldiğinde alınması gereken bir karar gerektiğinde.. işte o zaman mutlaka insanlarn iradeleri önem kazanacaktır. Ama acaba doğru yöntem çoğunluğun dediğini yapıp diğerlerinin hislerini ve düşüncelerini hiçe saymak mı olacaktır.. Yoksa insana dair saygı ve sevginin temel alındığı , çoğunluğun dışında kalan insanların da hak , his ve düşüncelerinin tatmin edilmesi mi doğru olandır... bence insan ilişkilerinde tasavvuftan gelen , insan sevgisi her şeinn temelinde girseydi.. İnanın her adım herkesi aynı şekilde memnun etmezdi belki ama eminim insanların adil oldunduğuna dair içindeki his zaten toplumda huzuru sağlardı.. Günümüz anlamında halktan kopuk ve yüce anlamıyla bir devlete ihtiyaç bile olmazdı... Günümüzde herkes devletin nasıl yönetileceği, kim tarafından yönetilceği, partiler, v. s konuları üzerine enerjisini harcamakta.. Oysa İnsan sevgisine harcansa o enerki zaten bir çok tartışma son bulacaktır... Demokrasinin şu anki hali özellikle Türkiye gibi ülkelerde ne yazık ki sadece bir silahtır...
sermayenin demokrasisi ifade ozgurgulun sinirlarini hukuk degilde kanun devleti belirliyor... secme ve secilme ozgurlugunun siniri var... iktisadi statunuz sizi vekil yapabiliyor... herhengi burokraside tanidiginiz sizi ozel kalem yapabiliyor... birdefa herkes konusmamali bunun siniri olmali... ozgurce gosteri ve toplanti yapabiliyormusunuz yoksa size herhangi kolluk gucu onunuzde dikiliyormu... sivir bir kamu hukuku yapamiyorsaniz sectiginiz yasama tarafindan demekki burokratik vesayetin kurallarna gore oynuyorsunuz demek.. hayir demokrasi aristokratlarin egemenliginin kiyafetini cikartip baska bir elbise giymesidir... mesala ben ilteris kagani yuzde 90 oy alip secilmis birine degismem... demokrasi farelerin kapanina peynr atmasi gibidir.. o peyniri almiyorsan bu secme hakkin iste.. secersen kapana sikisiyorsun... oyle feodalizme saldirmakla olmuyor lanet sanayi devriminiz size matematik ogretti sadece sizi kral yapmadi.. kraldan cok kralcilik oyununuzu oynayabilirsiniz tabi ne de olsa demokratik hakkiniz...
siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimine demokrasi adını vermişler şu an da ülkemiz için bu biraz yok gibi yukarıdakiler kişisel çatışmaları yüzünden halkını eziyorlar kandırıyorlar ve birçok ülkede olduğu gibi halk eşit haklara sahip değil aslında yasalara baktığımız da çok sıkıntı yok tabi bunu uygulamak insanların elinde olduğu için olay boyut değiştiriyor
Süper bir tespit. Freedem House raporlarına göre Türkiye malesef yarı özgür bir ülke. Diğer bir çok afrika ülkesi gibi. Surinam ise özgür görünüyor. Orduda zafer kazandık ama Eğitim ordularında aynı şey henüz geçerli değil. Aksine geriye ilerleme var. Ama gerçek ortaya çıkacaktır. Uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanır. Mustafa Kemal Atatürk
Kıvılcımı yakın :) Birey özgür olmazsa bir şey olmaz. Ben kendi hedefime ulaşıcağım. İnsanlarda herkes kendi işini en iyi şekilde yaparsa sorun çıkması sözkonusu olamaz. Bu Almanların düşüncesi. En iyi vatanseverlik işini yapmaktır. Bu iş Cumhurbaşkanlığı kampüsünde zikir (demokrasi şenliği (!) yapmakla olmuyor.
Demokrasi yalan söyleme sanatıdır geçmiş seçimlerin hepsine bakalım onu görürüz sadece.. Üç anahtar vaad etmiş iktidara gelmiştir:) Kimisi daha iyi bir hayatd demiştir kimisi zamlar bitecek demişti ne oldu hepsi tarihin tozlu raflarında... bizde bunlara hep inandık
Dünyanın hiçbir yerinde tam demokrasi uygulanmaz. Demokrasi halkın yönetimde söz sahibi olması demektir. Dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD ye bakalım. Halkın önüne "seçilmiş" iki kişi getirilir halk bunları seçer. Senatoyu seçer ama senato halkı dinlemez. Her şey zengin oligarkların elindedir. Neo con çetesi senatoyu da başkanı da el altından yönetir. Amerikan halkı medya yoluyla uyutulur.
Demokrasi her bir bireyin eşit sartlarda yargilanip esit haklara sahip olmasidir. Bizim ulkemizde demokrasinin d sinin bile olamdigi zaten yillardir biliniyor. Köy diye bir film vardı. "Village" ben tam olarak bu filmdeki gibi bir milletin icindeki bir takim insanlarin gercek demokrasiyle egitilip bir sonraki nesile (ancak 30 yil surer) bunu yaymasini savunuyorum. Bizim ulkedeki demokrasi herkesin isine geldigi gibi g*t sallamasiyla es degerde...
demokraside şahıs olmaz ama şahıs lar olmadan da demokrasi olmaz.. bireysel olarak şahıslar sorun çıkardığı oluşturduğu için sürekli demokrasi teokrasi monarşi kelimeleri ile uğraşıyoruz
Maşallah ülkemizin uluslararası demokrasi simgesi oldular.. Tüm dünya onlardan övgüyle bahsediyor.. Çok cesurlar, çok vatanseverler, çok inançlılar.. v. s.
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
komunizm ve emperyalizm birbirine zıt şeylerdir hala soğuk savaş devam ediyor bilmem farkında mısın? sosyalist bir devlet herşeyini kendisi ürettiği için başta kimseye muhtaç olmaz dolayısı ile diğer devletlere para kazandırmaz emperyalizme en azından kendi devletinde geçit vermez
80 darbesi olmasaydı türkiye sosyalist olurdu zannedersem iranda da trockistler olduğu için devlet şeriata döndü talihsizlik suriye ve ırak sosyalistti ve filistinde sosyalizm mücadelesi vardı
Memleket yönetmek kolay mı sanıyorsun? Bu devirde 3 kişilik aileyi yönetmek zor olmuş... Ergen bebelere güç yetmiyor. Aciz dediğin insanlar, abd nin elini öpmeden iktidar olamıyorlar ne yazık ki...
Ya uyuz ya aklimda bulunur bu - zaten + verdin şaşırdım Demokrasi kitleleri uyutma sistemidir Bir kaç zengin ailelerin , zengin kirlenir parti içinde bürokrat , parti başkanı hatta parti satin alarak işlerini kolay yönden yaptırmak , ateşe elini değirmenden ateşle oynamaktir
En İyi Cevaplar