Günümüzden yaklaşık 3bin yıl önce kurulan Sparta'nın yönetim şekli tarih boyunca bir çok kültüre ilham kaynağı olmuştur. Günümüzde hararetle tartışılan "Başkanlık" sistemine de farklı bir bakış açısı kazandırabilecek, ufuk açıcı olabilecek ve entelektüel bir zihin jimnastiği olacağı ümidiyle burada Sparta tönetim tarzının ana hatlarını yazacağım.
Sparta’nın başında bir kral vardı. Bu krallar savaşta başkomutan, barışta ise dini lider ve baş yargıçtılar.
Ancak bu krallar basit bir devlet memuru konumundaydılar. (Siz isterseniz adına Başkan da diyebilirsiniz) Kralların yanında, ikinci sırada yer alan iki kral yardımcısı ve 30 üyeden oluşan, Ge-Rusia adını taşıyan bir ihtiyarlar meclisi vardı.
Ge-Rusia meclisi
Danışma meclisi niteliğindeki bu meclis, 60 yaşını doldurmuş, deneyimli, savaşamayan, düşüncelerinden yararlanılabilen akîl ihtiyarlardan oluşuyordu.(Günümüzdeki senato kavramına benzer bir işlevleri vardı)
Spella Meclisi
Ancak krallar ve gerusia’nın yanında gerçek iktidar, Milli İrade'nin yani Spella adını taşıyan meclisinin elindeydi. Bu meclis, yurttaşlık haklarına sahip, atlı ya da yaya olarak savaşa katılan Sparta erlerinden kuruluyordu. Yani bu meclis özü itibariyle Halk Meclisi idi.
Eferos Denetçileri
Spella( Halk Meclisi) ve Ge-Rusia (ihtiyarlar heyeti) üyeleriyle birlikte Eferos adını taşıyan devlet denetçilerini seçerdi. Ge-Rusia adayları belirler, Spella adaylar arasından en çok oy alanları seçerdi. Bu denetçiler başta Krallar olmak üzere devletin her kademesini re'sen denetlemek yetksine sahiptirler.
Toplumsal yapı
Sparta’nın temel hedefi, savaşa her an hazır bir devlet kurmak olmuştur. "Sparta'nın Spartalıdan başka dostu yoktur" şiarıyla hareket ederlerdi. Öyle herkes kolayca Spartalı olamazdı. Devletin çıkarları daha doğumda dikkate alınır, zayıf ya da bedensel özürlü çocuklar, ölüme bırakılırdı. (Benzer uygulamayı Skandinav Devletleri bu yüzyıla kadar uygulamışlardır. Özürlüleri, akıl hastalarını benzer şekillerde toplumdan ayıklamışlardır). Yedi yaşına gelen erkek çocuklar ailelerinden alınır ve genç Spartalı erkeklerin yönetimindeki askeri eğitimlere katılırlardı. Uzun yıllar süren bu eğitimler sırasında okuma-yazma da öğretilirdi. 20 yaşına gelen gençler asker olarak orduya verilirdi. (Osmanlılar Yeniçeri ocaklarında benzer bir yöntem uygulamışlardır)
Spartalı kadınlar
Genç kızlar da güçlü olmak ve sağlıklı çocuk doğurabilmek için spor yapmak zorundaydılar. Zayıf ve dayanıksız, özürlü kızlar da ölüme terk edilirlerdi. Kızlar da erkekler gibi benzer eğitimden geçer okuma yazma da öğretilirdi. Ancak asker olmazlar, evlendikten ve çocuk doğurduktan sonra yaşamları günlük ev ve çocuk bakımı işleriyle geçerdi. Oy hakları yoktu. Ama erkeklerin altında ezik değiller, en az onlar kadar toplumsal hayatın içinde yer alabilen özgür kadınlardı.
Aslında derin tarihte yer alan tüm topluluk ve halkların siyasi sistemleri günümüz modernizmi ile sentezlenerek gayet güzel bir yönetim ve denetim sistemi oluşturulabilir. Sparta, Mısır, Asur, Sümer, Hitit ve eski Türk düzenlerine ilave olarak Uzak Doğudaki Japonya ve Çin sistemlerinin etkili kuralları harman yapılabilir. Yani neden olmasın ki? Sırf tek bir kişi ve onun şakşakçılarının akılları yerine binlerce yıllık kadim tarihin kurallarından oluşan bir zincir kullanarak sağlam ve ayakları yere basan idare ve irade kavramlarına sahip bir yönetim uygulanabilir.
Dediklerinin her kelimesine yürekten katılıyorum. İlla her mefkureyi batıdan mı ithal etmeliyiz? 10bin yıllık tarihimiz, tecrübe ve kültür birikimimiz bize en uygun ve en doğru olanı bulmamızda rehber olacaktır.
Elbette öyle. Çünkü, kadim her kültürün devlet yönetim sistemine baktığımızda günümüz Amerika ve Avrupa'sında yer alan kurallar zincirinin izleri var. Ben inanıyorum ki, tüm bu eski çağ devletlerinin sentezlenmiş kuralları ile gelecek için sağlam adımlar oluşturulabilir. Keşke, devlet idaresinde bulunan kişiler de bizim gibi düşünebilse...
Nüfusumuzun oldukça büyük bir bölümüne göre Cumhuriyetin tanımı: Milletin Erduvan tarafından yünetilmesidir. Demokrasinin tanımı: Erduvana istediğin şekilde bağlılığını dile getirebilmek, onu istediğin şekilde övüp yüceltebilmek. o ne derse doğru kabul etmek, ona asla itiraz etmemek, onu her daim yüceltmek, övmek pohpohlamak. Her daim yağlamak ballamak. "Dötünün gılıyıııım tayyiiiib" diye bağırabilmek vs. Bunları yaptığınız ve böyle düşündüğünüz müddetçe ileri demokrasinin tüm olanaklarından yararlanırsız. Hatta ameliyatla beyninizi aldırıp mutlu mesut insanların arasında yaşar gidersiniz.
O zamanlar din ucubesi Yahudi kıçı yalayan deyyus köpekler yoktu.. O nedenle demokrasi den, len uygulama salt yapılmaktaydı.. Şimdi demokrasinin ne olduğunu bilen kaç kişi var bir sor sokakta.. Burada oturulmaz diyorsun ayı demokrasi var otururum diyor hayvan daha hürriyetle demokrasinin ne anlama geldiğini bilmediği için..
1946 seçimleri bir araştır , cumhurbaşkanı devlet kurma yetkisini seçimler de ilk olarak secim de 3. çıkan partiye veriyorsa bu ülke de demokrasi hiç olmamıştır
@KötülüğüNYükselişi O zamanın şartları ona göre idi , o zaman menderes denilen adamın kaprislerine kadar kimse böyle hareket etmiyordu... Bu sistemle Anıt kabiri yıkamadıkları ve Atatürkü silemedikleri için Hitlerizimmeiçin uğraş var..
Biraz önceki yorumda bir düzeltme yapayım O seçimler de refah yol birinci parti çıkmış hükümet kuramamış İkinci parti anavatan 3 aylık hükümet kurmus Ondan sonra doğru yol partisi yetki alıp hükümeti kurmuştur 1950 li yıllara kadar chp sonra menderes hükümeti , sonra darbe bir yirmi yıl sonra yine darbe sonra refah yol hükümetine darbe askerin gölgesinde de kalan hükümetler Bunun adi demokrasi tabi inanırsan
@KötülüğüNYükselişi Bir dakiak sen tarihleri karıştırdın galiba.1946 da çok partili rejime geçildi ve demokrat parti kuruldu..1950 de de iktidara o geldi.. O dönemde anavatan partisi diye bir parti yoktu.1946 Türkiye genel seçimleri, 21 Temmuz 1946[1] tarihinde yapılan milletvekili genel seçimleridir. 5 Haziran'da Milletvekili Seçim Yasası değiştirilmiş ve Cumhuriyet tarihinde ilk defa tek dereceli seçim esasında gerçekleştirildi.[2] Cumhuriyet Halk Partisi 395, Demokrat Parti 66 ve Bağımsızlar 4 milletvekilliği kazandı. Ancak 1950 de demokrat parti kazandı ve iktidara geldi Menderes dinci köpeklerin kümes kapısını açtı ve Türkiyeyei ABD ye altın tepside sundu..
1946 da ilk çoklu parti seçimi yapıldı yılların tek parti yönetimi halkın bu seçimde ne tepki vereceğini bilmeyip açık oylama gizli sayım usulü seçim yapmıştır halen günümüz de o seçimde hangi partinin , ne kadar oy aldığı bilinmiyordur yani seçimler şaibelidir İkinci örnek milletin birinci parti olarak seçtiği partiye sırf ideolojisi dine yakın diye gösterilen musamasizlik hükümet kurmamak Zorluklar la hükümet kurulsa da 4 yıllık zamanını tamamlamadan sudan bahanelerle , medya aracılığıyla hükümeti devirmek Çevik Bir in o dönem yaptıkları aleni Türkiye de sözde demokrasi , sözde hükümet vardı asıl güç askeriye de idi Bizede demokrasi var diye öğretiyorlar di
Sen dine karşısın lakin hiç kendi kendine soru sormaz misin? Maddenin varlığını bile kanitliyamazken bu dünyada materyalist bir yönetime , materyalist bir yaşam şekline hayatını adamak yanılgı değil midir?
@KötülüğüNYükselişi Ben dine karşı değilim elhamdürillah Müslümanım ancak Peygamberimizin zamanında ki Müslümanım , Peygamberimiz gibi mezhebim yok, tarikatim yok , cemaatim yok ve sadece Allaha kulluk ederim sakallı şeytanların eteğini öpüp kulluk yapmam.. Muaviye köpeğinin kıçını yalayan deyysular MÜslüman falan değiller.
Her bir bireyine değer veren, onu ülkenin degerli bir kaynağı olarak görüp yetiştiren disiplinli adil iyi yönetilen toplumlar birlik beraberlik içinde güçlü ve mutlu olurlar. Bugünün israili ve iskandinav ülkeleri bu duruma birer örnek gibidirler. Yönetim sisteminin adı ve şekli aslında cok ta önemli olmayan bir teferruattir. Kaliteli bir toplumda hepsi sorunsuz çalışır. Lakin toplumun kumaşı kötü ise yönetim şekli ne kadar degisse de sorunlar çözülmez.
Siyonistler sayesinde en vahşi ve ilkel Dünya yaşanırken yine geçmiş bizden gelişmiş :( Biz acısını yaşarken koleligin daha iyi anlaşılıyor. Savaşa hazırlık ve tedbir bir ülkenin en akıllı adımı barışı korursun savaş çıkarsa yenilmezsin. Başkanlık bize hiç gelmez diyorum biz bu sistemde bulamadigimozi başkanlık ile hiç bulamayiz. Yarın ülkeye yabancilar dolarsa ki doluyor yanlış biri seçilirse olay bitti kafadan.
Ben kişisel olarak başkanlık sistemine karşı değilim. Hatta doğru yapılandırıldığı takdirde başkanlık sisteminin Türkiye'ye çok şeyler kazandırabileceğini de düşünüyorum. Benim karşı olduğum şey bugün önümüze getirilen ve adı bile tam konulamayan ne kuş ne deve misali devekuşu bir sistem. Günümüzden 3bin yıl önce bile Spartalılar "denetimin" önemini kavramışlar. Denetim mekanizmalarını devre dışı bırakmak, hızımızı kesiyor diye arabadan frenleri söküp atmaktan farksızdır. Yokuş aşağı vitesi boşa atıp hızlanmak baştan herkesin hoşuna gidebilir ama bir süre sonra araç kontrolde çıkar, ya virajı alamaz uçurumdan uçar, ya devrilir ya da bir duvara çarparak patlar. Daha fenası eğim ters yöndeyse bırak ileri gitmeyi daha beter geri bile gidebilir.
Dünyada başarılı olan tek başkanlık sistemi ABD. Geri kalan tüm başkanlık sistemleriyle yönetilen ülkeler feci durumda. Peki neden? Çünkü ABD de 2 meclis var. Biri halk meclisi (yani temsilciler meclisi) diğeri de senato. Senato çok ciddi bir denetim mekanizmasıdır. Ve asıl önemli detay ise Başkanlık sistemi ancak ve ancak federasyonlarda başarılı olabilmektedir. Hem üniter devlet deyip hem başkanlık demek mantık dışıdır. İkisi bir arada olamaz. Ya başkanlık işi yürümez, ya da üniter devlet yapısı süremez. Başkanlığa geçtikten kısa bir süre sonra bu yol ayrımına geldiğimizi yaşayarak göreceğiz. Hem başkanlık deyip hem senato gibi önemli bir organı sisteme eklememek ise frensiz arabaya binmek gibidir. Eğer dört dörtlük bir başkanlık sistemi önerilseydi ben büyük bir hevesle Evet oyu kullanırdım.
Bizdeki parlamenter sistem de bir başka fecaatti. Oysa parlamenter sistem doğru yapılandırılsa çok da iyi bir sistemdir. Benim kabul edemediğim şey 150 yıllık parlamenter sistem tecrübemizi çöpe atıp, hiç tecrübemiz olmayan başkanlığa geçme hevesimiz. Oysa parlamenter sistem otururlup aksayan yönleri düzeltilip, doğru şekilde yapılandırılabilirdi. Böylece 150 yıllık devlet birikimimiz de çöpe atılmazdı. Devlet öyle kentsel dönüşüm misali yıkılıp yenisinin yapılabileceği kadar basit bir şey değildir. Çok ciddi işlerdir bunlar. Parlamenter sistemi yık, yerine başkanlık sistemini kur demek lafta olduğu gibi basit bir şey değildir.
Hele ki günümüzde dünya alt üst olurken. Her tarafımızı ateş sarmışken. Türkiye içten ve dıştan bu denli saldırı altındayken, bizim işi gücü bırakıp sistemi değiştirmeye kalkmamız ne kadar akıl kârı? Hani dere geçerken at değiştirilmezdi?
Aynen katiliyorum. Bu vatanda goruyoruz hepimiz denetimin d' si yok maalesef :( Biz vatanimiz ve halkımız için en iyisini istiyoruz halkca bu kurtaracak bizi. Ben şahsi hayatimda da bildiğime güvenirim bilmediğime değil ve bu başkanlık ulus devleti bitirecektir ulus olmayınca geri kalanlar beni ben yapmayacak :( Devletin bekasi için Abd Güdümlü liderler gidip gelirken Erbakan ve Ecevit' in bileti kesilmistir. Ozal ' in Kurdistan sevdasi yüzünden pasamiz istifa etmişti! Bizim ne olduğumuz ortada yıllardır yapilan ve Batı medyasinda dayatilan Türkiye ozerkluge sicak bakıyor yalanı yerine gerçekleri gösteririz inşallah.
Amaç koalisyon olmasını önlemekse sadece seçim sistemini değiştirsek olmazmıydı? Mesela 2 turlu meclise 2 parti sokan bir sistem olabilirmiydi? ya da hadi bu sistem oldu, 600 vekil var, bu vekiller 300 meclis 300 senato olabilirmiydi?
@azelcan Ufkunu sadece mevcut seçim yöntemleriyle daraltma. Mesela şöyle olamaz mı? Hr mahalle kendi muhtarını seçer. Muhtarlar ilçe bazında toplanıp ilçe yönetimini seçer. İlçe yönetimleri il bazında toplanıp o ilin yönetimlerini seçerler. Ve il yönetim kurulları da millet meclisini oluşturur. Sandıkla doğrudan şekilde senatörleri seçebiliriz. Senatörler de en az 20 yıl üst mevkide (vali, yargıç, emniyet müdürü, müsteşar, eski bakan, emekli general, rektör gibi) bulunmuş adaylar arasından seçilir. Böylece millet meclisinin çıkardığı kanunları denetlediği gibi hükümeti de denetler. (ihtiyar heyeti misali) Senatoya girme yaşı en az 45 olmalı. Millet meclisine ve hükümete girebilmenin de en üst sınırı 50 yaş olmalı. Yani gençler yönetmeli. İhtiyarlar da denetlemeli gibi bir sistem düşünebiliriz
Ben bu kadar patırtı olmasın, sadece bir kanunla, koalisyonlar önlensin diye dedim. toy sistemi gibimi oluyor? Ayrıca hakimler kurulunda seçim olmasa, en üst seviyede hakimler arasından elektronik kura ile seçilse, tam bir denetim olmazmı? senoto olunca AYM' de olmuyordu dimi?
@azelcan Muhakkak su akıp yolunu bulacaktır ama beni endişelendiren sonucun evet mi yoksa hayır mı çıkacağı değil. Çünkü evet de çıksa hayır da çıksa sonuç ülkeyi esenliğe götürmeyecek. Sonuç %51 ile evet çıksa geriye kalan %49 hayır demeye devam edecek. Çünkü onların rızası almak adına tek bir jest bile yapılmadı. %51 ile hayır çıksa bu sefer de Hükümet milletten güveneoyu alamadı türünden rahatsızlıklar başlayacak bu da hükümetin durumunu zayıflatacak. Oysa bu çalkantılı ve zor dönemde gücü zayıflamış bir iktidar en son isteyeceğimiz şey olmalı. Demem o ki keşke bu referandum hiç olmasaydı. Ya da geniş bir mutabakat sağlandıktan sonra sadece halkın onayına sunmak maksatlı olaydı.
Daha öncede dediğim gibi sadece seçim sisteminde bir değişiklik olması bile koalisyonu önlerdi, neden bu kadar patırtı, neden protokol halısının rengine kadar, bütün gelenekler ters yüz edildi, neden en az 30 yılda değişebilecek tüm devlet kadroları 10 yıl gibi bir sürede adeta yıkanıp temizlenip ak pak edildi, beni çok düşündürmekte.
Aslında Pers'ler hakkında da bir bence yazmak niyetindeyim. Belki de bu konuyu sen işlemelisin. İran tarihini bilmemek kendi tarihimizi bilmemekle eş değerdir çünkü.
Kral, padişah denilince sınırsız yetki, sıfır sorumluluk akla geliyor. Ancak Spartalıların Krallığında böyle bir şey olmadığı görülüyor. Bizdeki başkanlık sistemi gelirse krallığa rahmet okuyacağız sanırım.
Evet tam da bu yüzden kontrol ve denetleme kurumlarına ihtiyaç var ya. Dikkat edersen spartalıların 3 kademeli bir denetleme sistemleri var. Unutmamamız lazım ki "kontrolsüz güç güç değildir" Olsa olsa başa beladır.
En İyi Cevaplar