Antik Yunan Dünyasından Kısa Hikayeler Serisi: Altın Çağ - 1

KetçaplıBrokoli

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere mitolojik bir hikayeyi (bir miktar kısaltarak) sunacağım. Aramızda mitolojiye karşı ilgisi olan arkadaşlarımız var ise, bu hikaye onlara tanıdık gelecektir. Ancak hikayenin içerisindeki mesaj ve dünyanın (belki günümüzde dahi) neden kötü olduğuna dair verdiği cevabın son derece ilgi çekici olduğu kanaatindeyim. Okurken merak ettiğiniz veya bilmediğiniz isimler hakkında, hikayenin hemen bitiminde bir sözlükçe bulacaksınız. İyi okumalar dilerim! :)

(Titanlar ve Olympos Tanrılarının Savaşları.)
(Titanlar ve Olympos Tanrılarının Savaşları.)

Iuppiter (Jüpiter) ve onun güçlü halkı zamanın başlangıcından beri dağın tepesinde (Olympos), bulutların arasında oturmamıştı. Uzun zaman önce, Titanlar adında harika bir aile orada yaşamış ve tüm dünyaya hükmetmişti. Onlardan ikisi babalarının Gökyüzü (Gök) ve annelerinin Dünya (Toprak) olduğunu söylediler.

Bu Titanların en küçüğünün adı Satürn idi; yine de o kadar yaşlıydı ki, insanlar ona Zamanın Babası derlerdi. Titanların ve tabi ki tüm dünyanın kralıydı.

İnsanlar hiçbir zaman Satürn döneminde olduğu kadar mutlu olmamıştı. O zaman gerçek bir Altın Çağ yaşanmaktaydı. Bahar tüm yıl boyunca sürer, ormanlar ve çayırlar her zaman çiçeklerle dolu olur, şarkı söyleyen kuşların müziği her gün ve her saat duyulurdu. Elma, incir ve portakal her zaman ağaçlarda olgunlaşmış; salkımlar üzerinde mor üzümler ve insanların kolayca alıp yiyebileceği her çeşit kavun ve meyve vardı.

Tabii ki hiç kimse bu zamanda herhangi bir iş yapmak zorunda da değildi. Hastalık, üzüntü ya da yaşlılık diye bir şey yoktu. Erkekler ve kadınlar yüzlerce yıl yaşar ve asla gri, buruşuk ya da topal olmazdı; her zaman yakışıklı, güzel ve genç kalırlardı. Evlere ihtiyaçları yoktu, çünkü soğuk günler, fırtınalar ya da onları korkutacak herhangi bir şey yoktu.

Kimse fakir değildi, çünkü herkes aynı (değerli) şeylere sahipti; güneş ışığı, saf hava, kaynakların sağlıklı suyu, halı yerine çim, çatı için ise mavi gökyüzü, orman ve çayırların meyveleri ve çiçekleri. Tabii ki, hiç kimse diğerinden daha zengin de değildi ve para denen bir şey yoktu; çünkü herkes herkesin arkadaşıydı ve hiç kimse komşularından daha fazlasını elde etmek istemezdi.

Bu mutlu insanlar yeterince uzun yaşadıklarına karar verip uykuya daldılar ve bir daha (somut olarak) görülmediler. Havadan, dağların üzerinden ve denizden; uzak batıdaki çiçeklerle kaplı bir yere kaçtıkları söylendi. Bazı insanlar, bugüne kadar bile, bu insanların dünya üzerinde mutlu mesut bir şekilde dolaştıklarını, bebeklerin beşiklerinde gülümsemelerini sağladıklarını, hastaların acısını hafiflettiklerini ve her yerde insanlığı kutsadıklarını söylüyorlar.

Ne yazık ki, (her güzel şey gibi) bu Altın Çağ'da sona erdi! Bu üzücü değişikliği meydana getiren; Iuppiter ve kardeşleriydi.

Antik Yunan Dünyasından Kısa Hikayeler Serisi: Altın Çağ - 1

Buna inanmak zor, ama insanlar; Iuppiter'in eski Titan kralı Satürn'ün oğlu olduğunu ve babasına karşı nasıl savaş açabileceğini planlamaya başladığında, neredeyse bir yaşında olduğunu söylüyorlar. Büyüdüğü anda kardeşleri Neptune ve Pluto ile kız kardeşleri Juno, Ceres ve Vesta'yı ona katılmaya ikna etti; ve Titanları dünyadan süreceklerine yemin ettiler.

Sonra uzun ve korkunç bir savaş başladı. Iuppiter'in birçok güçlü yardımcısı vardı. Cyclopes (Kikloplar) adı verilen tek gözlü canavarlardan oluşan bir birlik ile, sürekli yanan (kaynayan) dağların ateşinde yıldırımlarını dövdü. Titanların kalesine, kaya ve ağaç atmak için her biri yüz kollu ve elli başlı olan canavarlar çağrıldı. Iuppiter'in kendisi keskin yıldırımdan mızraklarını o kadar çok kez ve hızlı bir şekilde fırlattı ki, odunlar alev alırken, nehir suları sıcaktan ötürü kaynadı.

Antik Yunan Dünyasından Kısa Hikayeler Serisi: Altın Çağ - 1

Elbette, iyi, sessiz yaşlı Satürn ve kardeşleri bu gibi düşmanlara karşı sürekli dayanamazlardı. On yılın sonunda vazgeçip barış için dilenmek zorunda kaldılar. Sonunda, sert kayalara zincirler ile bağlanıp, Aşağı Dünya'da bir hapishaneye atıldılar. Cyclopes ve yüz kollu elli başlı canavarlar, onları sonsuza dek kaldıkları hapishanede korumak için gönderildi.

Sonra insanlar kendi alanlarından (Toprak) memnun kalmaya başladılar. Bazıları zengin olmak ve dünyadaki tüm iyi şeylere sahip olmak istiyordu. Bazıları ise kral olmak ve diğerlerine hükmetmek istiyordu. Güçlü olanlar zayıf olanları köleleri yapmak istediler. Bazıları ormandaki meyve ağaçlarını yok etti, ihtiyacı olanlar (hayvanlar ya da insanlar) bu yüzden meyve yiyemedi. Bazıları, sadece spor için, her zaman onlara arkadaşça yaklaşan, çekingen hayvanları avladı. Hatta bazıları bu zavallı yaratıkları öldürdü ve etlerini yedi.

Nihayet, herkes herkesin arkadaşı olmak yerine, herkes herkesin düşmanı oldu. Yani tüm dünyada barış yerine savaş, bolluk yerine açlık, masumiyet yerine suç ve mutluluk yerine sefalet hüküm sürmeye başladı.

İşte Iuppiter'in bu kadar güçlenmesi ve Altın Çağ'ın sona ermesi böyle gerçekleşti.

Antik Yunan Dünyasından Kısa Hikayeler Serisi: Altın Çağ - 1

Metinde Adı Geçen Tanrı, Canavar ve Yer İsimleri için bir Sözlükçe;

1- Jüpiter (Fr.) olarak da bilinir, Zeus ile denk bir Tanrıdır.

2- Satürn, Roma Mitolojisinde, Altın Çağ Tanrısı olarak da bilinir. Diğer tanrılar (ya da krallar) gibi gökyüzünde değil yeryüzünde yaşar. Yunan mitolojisindeki karşılığı Kronos'tur.

3- Neptune, Roma mitolojisinde su ve deniz tanrısı. Yunan mitolojisindeki karşılığı Poseidon'dur. Babası Satürn, annesi Ops olan Neptün, Jüpiter ve Plüton'un kardeşidir.

4- Pluto, Roma mitolojisinde yeraltı dünyasının hükümdarıdır. Mitolojideki bu tanrının önceki ve daha yaygın olan ismi Yunan mitolojisindeki yeraltı tanrısı Hades'tir.

5- Juno, Roma mitolojisinde baş tanrı Jüpiter'in kız kardeşi ve eşi, aile ve doğum başta olmak üzere birçok alanda tezahürü ve ilgisi bulunan, eski ve güçlü bir tanrıçaydı.

6- Ceres, Roma mitolojisinde anne sevgisinin ve büyüyen bitkilerin (özellikle tahılların) tanrıçasıydı.

7- Vesta, Roma mitolojisinde ocak, yuva (ev) ve ailenin bakire tanrıçasıydı.

8- Cyclopes (Kiklop), Yunan mitolojisinde alınlarının ortasında tek gözleri bulunan devler. Uranüs ve Gaia'nın yani Gök ve Toprağın çocuklarıdır. Onlar tanrılardan korkmayan, zalim, insan etiyle beslenen yaratıklardır.

9- Olympos,Yunanistan'ın en yüksek dağı olan Olimpos dağı, Yunan mitolojisinde tanrıların oturduğu dağdır.

Kaynakça ve İleri Okuma:

- Pierre Grimal, Yunan ve Roma Mitoloji Sözlüğü, Kabalcı Yayınları.

- Thomas Bulfinch, Bulfinch Mitolojisi, Kabalcı Yayınları.

- Homeros, İlyada, İş Bankası Kültür Yayınları.

- Homeros, Odysseia, İş Bankası Kültür Yayınları.

- James Baldwin, Old Greek Stories, Yesterday's Classics.

Umarım keyifli bir okuma olmuştur. Yukarıdaki çalışmanın büyük bir bölümü "Old Greek Stories" adlı eserden alınmıştır. Eğer hoşunuza giderse, bu seriyi devam ettirmek niyetindeyim. Hali hazırda keyifle okuduğum bir eser olduğundan, paylaşması da aynı derece de keyifli olacaktır. Son olarak, yapılan her hatanın doğrudan şahsıma ait olduğunu hatırlatmakla beraber, mazur görmenizi dilerim. :)

Antik Yunan Dünyasından Kısa Hikayeler Serisi: Altın Çağ - 1

01.07.2020

#KetçaplıBrokoli

Antik Yunan Dünyasından Kısa Hikayeler Serisi: Altın Çağ - 1
1
3
Görüşünü yaz

Diğer Görüşler İçin Aşağı Kaydır

Kızlar & Erkekler Ne Diyor

13
  • MartisYM
    3. görseldeki eserin adı Çocuklarını Yiyen Satürn, ama bunun gerçekle bir bağlantısı var mı? Bu eser bir zamanlar ilgimi çekiyordu fakat araştırmamıştım. Güzel bir seri olabilir bence. İmla hatasına rastlamadım, bu yönden de harika. Umarım devamı gelir.
    • MartisYM

      Off, rastladım şimdi. Neyse kafama takmamam lazım. Düşünme, düşünme!..

    • Tabii ki gerçek ile bir bağlantısı yok hocam. Tamamen bir mit. :)

    • MartisYM

      Efsanelerin gerçek olduğuna inanırım, yani gerçekle alakası var mı derken mitolojik de olsa böyle bir durum yaşanmış mı diye merak ettim.

    • Hepsini Göster
  • lostgalaxy
    Guzel bir Bence olmuş emeğinize sağlık 💕
  • Malamadre8
    Emeğine ve klavyene sağlık mitolojik şeyler her zman ilgimi çekmiştir 😊
  • Yorgunkaptannn
    Ilgin bir paylasim iyi ama emegine saglik
YÜKLENİYOR...