Ulu Türkçü Nejdet Sançar

Uzun bir aradan sonra burada tekrar böyle yazılar yazmak keyif verici. Buradan uzak kaldığım süre boyunca kendime bir şeyler katmak adına bir çok kitap bitirdim. Bunlardan kalemini en çok sevdiğim yazarlardan birisi de Sançar Beğ oldu. Konuyu dağıtmadan asıl mevzuya giriş yapıyorum, izninizle..

Nejdet Sançar'ın Hayatı
Ulu Türkçü Nejdet Sançar

1 Mayıs 1910 tarihinde İstanbul'un da hayata gözlerini açan Sançar, dönemin köhnemiş havasını ciğerlerine çekmeye başladı. Devletin içinde bulunduğu buhranlar tabi ki onu da etkilemişti.

Abisinden beş yaş küçük olan Sançar Beğ, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. İlk görev durağı Sivas'tır.

Atsız gibi dik, tavizsiz bir yaşam süren Sançar Beğ, Hasan Ali Yücel'e düzenlenen karşılama törenine katılmadığı için soluğu Balıkesir Lisesi'nde alır. Tabi ki bununla son bulmayacaktır...

Soy isim farklılığı

''...Ben yazılarıma eskiden beri “Atsız” imzasını attığım için soyadı olarak bunu seçtim. Son günü müracaat etmiştim

Memur: – “Atsız’ı soyadı olarak alamazsınız” diye kestirip attı.

– “Neden?”

– “Tarihi isimdir!

Bilgin bir memura çatmıştık. Ne yapmalıydım? Ondan daha bilgin olduğumu ispat etmeliydim.

Ettim de:

– “Tarihi olan, “d” ile yazılan Adsız’dır. Benimki “t” ile yazılıyor!”

Benim bu bilgiçliğim karşısında memur habtoldu ve:

– “Ha!… O zaman olur” diye cevap verdi.

Kardeşim, soy adını mensup olduğu askeri birlik yolu ile tesçil ettirdi. Galiba o da son günlere almıştı. Aklına “Sançar” gelmiş. -Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi, Sayfa 140-143

Kısaca, soy adı kanunu vaktinde birbirlerinden haberleri yoktu diyebiliriz

Ulu Türkçü Nejdet Sançar

1944-Irkçılık Turancılık Davası'da Nejdet Sançar'ın mahkeme de yaptığı, o efsanevi konuşma;

Beni beraat ettirin demeyeceğim, çünkü benim için suç olarak gösterilen şey bu toprakları, bu ırkı sevmekten başka bir şey değildir. Yurdumu ve ırkımı seviyorum, onun içindir ki Türk ırkçısıyım. Bu sevginin manasını anlamayanlara sözüm yok. Eğer bu günahsa beni mahkum ediniz. Bu mahkumiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım. Sizden adalet bekliyorum da demeyeceğim çünkü bu mahkeme adil değilse, o zaman büsbütün manasızdır. En büyük mahkeme olan tarihin huzurunda alnı açık bir Türk oğlu olarak, hiç endişem yok. On ayı doldurmakta olan ve büyük kısmı tahta masalarda yatmakla geçen hürriyetsizliğimi, millet yolunda çekilmiş şerefli bir felaket olarak sayıyorum. Duvarlar, ezilmiş hayvanların kan lekeleri ve rengini kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis hücrelerde geçen haftalarım içinde bir ışık sızacak kadar küçük deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil, mezarda, ışığa güneşe ve hayata hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uykusuz gecelerim, yarın benim için acı fakat övünçlü hatıralarım olacaktır. Bunlardan yılmış değilim. Bilakis bahtiyarım. Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ızdırapları ve akıttığı gözyaşlarını unutmamış olmama ve bugün hayat kavgasında minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının ruhunda yarattığı fırtınalara rağmen bahtiyarım. Türk'ü sevdim, seveceğim. Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş. Hepsi kabul! Türk ırkı sağ olsun!

Afşın'a mektuplar
Ulu Türkçü Nejdet Sançar

Sançar Beğ'in henüz 16 yaşında vefat eden bir oğlu vardır. Oğlunun adı Afşın'dır. Bu acıya dayanamayan Sançar Beğ, felç geçirir ve ''Afşın'a Mektuplar'' adlı eseri kaleme alır.

Atsız'ın ise şu mısralar dökülür kaleminden;

''Ne ümitlerle gelip dünyaya
En güzel ismi takındın: Afşın!
Böyle erken bırakıp gitme neden?
Kaç bahar, kaç yılı doldurdu yaşın?
Kaldı senden bize bir gamlı seda…
Bir vedadır o seda, sade veda…"

Sonrası
Ulu Türkçü Nejdet Sançar

Afşın için 1962 yılında bir gazetede "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu, ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Felci atlatmak için uzun yıllar tedavi görmüş, kısmen iyileşmiştir. 550'yi aşkın makalesi mevcuttur. Afşın'ın kaybından sonra geceleri buhranlı ve acılı hayaller Nejdet Beğ'i ömründen bezdirmiştir. Daha fazla bu acılara dayanamayan Sançar Beğ, her zaman yaptığı en iyi işi yaparken, yazı yazarken daktilo başında ruhunu teslim etmiş, ululara karışmıştır.( 22 Şubat 1975)

Eserleri
Ulu Türkçü Nejdet Sançar

Tarihte Türk-İtalyan Savaşları
Irkımızın Kahramanları
Hasan Âli İle Hesaplaşma
Kızıl Cennet Masalı
Komünist Nedir?
Mehmet Emin Yurdakul ve Şiirleri
Türk Moskof ve Komünist
Afşın'a Mektuplar
Türk Kahramanları
Gizli Komünist Belgeleri
İsmet İnönü ile Hesaplaşma
Nâzım Hikmet Masalı
Türkçülük Üzerine Makaleler

Dipçe: Yazımı okuma zahmetinde bulunduğunuz için teşekkürler. Birini gocundurduysak, sürç-ü lisan ettiysek affola...

#TanrıTürküKorusun

#TürkIrkıSağOlsun

Ulu Türkçü Nejdet Sançar
Cevapla