
Milattan önce 2000li yıllar, yani çok,çok uzun yıllar öce, soğukların en dayanılmaz, olduğu zamanlarda, kimsenin tanımadıklarına, gıcıklık ve düşmanlık yapmadığı, ailelerin, boy boy yaşadığı o dönemde,
Göçlerin; uzun yıllar önce Mezopotamyada meydana gelmiş olan, büyük tufanın etkisinden olsa gerek, doğuya yapıldığı zamanlardı. Aral gölünden ve tanrı dağlarından gelen iki boy bu günkü saydam gölü yakınlarında karşılaştılar, konaklaştılar, sohbetleşitiler.
Bir zaman geçer, soğuk dayanılmaz bir hâl alır. Yorgunluktan bitkin düşmüş topluluk artIk kurtuluş olmadığını düşünerek, uçmağa hazırlanırken, yok olmanın eşiğine gelmişken o boyların içindeki en büyük evlat uğraşmış didinmiş odunların arasından, küçük bir güneş çıkarmıştı.
Bu küçük güneşi gören boylar, bu ak saçlı ağabeyin etrafında toplanmış ve ağabeyin istediği odunlarla küçük güneşi besleyip büyüterek, soğuk rüzgarın, göğüslerindeki sıcağı alıp götürmesinin önüne geçmişlerdi.
"Vefa" kelimesinin, bir semt adı olmadığı o zamanlarda, uçmağa varmaktan kurtulan boylar, ak saçlı ağabeyin etrafında birleşerek, ağabeylerini başbuğ edindiler.
Aral'dan gelmiş olan başbuğlarının, kendisi için dediği gibi, kendilerinede "Türk" adını verdiler.
Artık hayat daha çekilebilirdi, aksaçlının "bir" dediği iki edilmiyordu, kararları o veriyor, adaleti o sağlıyor, herkese adilce iş bölümü yapıyordu. Ava gidenler av getiriyor, toplayan, topladığını getirip pay ederek yiyorlardı.
Yaz geldi, kış çıktı böylece çok zaman geçti, nüfus artı, bolluk geldi
Bu kalabalığın artması sonucu, tartışmalar ve haksızlıkların artmasına ve kavgaların çıkmasına da sebep oldu. sürekli bir tartışma ortamının oluşup, halkın sürekli ak saçlıya danışması nedeniyle, ak saçlı halkına belirli kurallar getirdi.
Bu kurallar o zamanki anayasa gibi kabul edip çok hürmet gördü. "töre" dediğimiz bu kurallar topluluğuna, uymayanın cezalandırılmansın yanında, çok ayıplanması ve dışlanmasından dolayı, kimse bu duruma maruz kalmayı göze alamaz oldu, bunun neticesinde tekrar huzur ortamı sağlanmıştı artık.
Zamanla daha kalabalık olan Türkler, demiri kullanarak silah yapmaları, daha ince ayaklı, daha hızlı yeni at ırklarınıda bulmalarıyla, evcilleştirdikleri ren geyikleriyle vede davarlarıyla, yurt edindkleri bu topraklardan yeni yerler göçtülar.
Kâh savaştılar, kâh barış içinde başka halklarla yaşadılar ama törelerinden asla vaz geçmediler.
Türkler töre denilen bu kurallar topluluğunu o kadar benimsedi ki bu töre zamanla yeni kuralları içine alarak, değişimler gösterse de, töreye bağlılığın hiç değişmemesi sayesinde, binlerce yıl devletler kurdu, milletler yönetti, imparatorluklar kurdu,
imparotorluklar yıktı. Kurduğu devletlerin içinde töresinden vaz geçenler, her seferinde kendi devletlerini yıktı.
Artık öyle bir zamana geldik ki, töreyi dizilerdeki ağa sapıklıkları zanneder olduk
Töremizi vahabi töresiyle karıştırıp, mazlum, tecavüze uğramış kızlarımızı kendi suçuymuş gibi, öldürür olduk. Kadının eşit söz hakkı olan bir töreyi unutup, Vahabiler gibi, onu mal sayar olduk. İslam kadına hürmet isterken, vahabiler gibi onları aşşağıladık.
Allah kuranda "çocukları kız, erkek ayırmayın" peygamber "İlim taleb etmek her kadın ve erkeğe farzdır" dediği halde, din diye vahabi töresini öne sürerek, kızlarımızı okutmaz olduk.
Aslında biz töremizi unuttukça, sapkınların töresini, töre edinir olduk. Töremizde birbirimize saygı ve sevgi varken, başkalarının kalıplarına uymak için, bir birimizden nefret eder olduk. Umarım kendi özümüze döner, başkalarının kurallarından, kalıplarından ve törelerinden kurtuluruz. Sürçü klavye ettiysek affola.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar