Yıl 1877...
Fransa'daki zulüm odağının ve özgürlük karşıtı sistemin halk ayaklanmasıyla yıkılması tüm dünyayı etkilemişti. Bu etkiden antidemokratik Osmanlı İmparatorluğu da nasibini almıştı. Devrimci unsurlar, demokrasiye yönelik evrimsel sürecin tohumlarını atıp ilk filiz olarak ilk anayasa olan Kanun-u Esasi'yi söke söke almıştı...

O dönemde bu devrimci unsurlara terörist gözüyle bakan insanlar elbette vardı, ancak şu an bile demokrasiye geçiş sürecini başlatan kişileri -o kişilerin mücadelesinin de katkısıyla şu an oy kullanabildiğini göz ardı ederek- Gezi Olayları'ndaki teröristlere(!) benzetenler var. Bu şahıslar, bugünlerde laikliği kaldırmaktan bahsediyorlar.
Birçok olayda sesini çıkarmayan kişilerin en azından böyle önemli bir hususta oy verdikleri şahısları eleştirmelerini beklerdim, ama her zamanki gibi onlardan yana oldular. En başta kadınların tepki göstermesi gereken " Laiklik kaldırılmalı." söylemlerine en başta kadınlar destek verdi maalesef.
Sitemizde de günlerdir laiklik meselesi tartışılıyor ve gözlemliyoruz ki hanımların çoğu laikliği istemiyor.
Şimdi, laiklik ilkesinin ilk anayasamız olan Kanun-u Esasi'yle olan bağlantısı ekseninde Kanun-u Esasi'de kadının yerini ve laikliğin kadınlara neler kazandırdığını inceleyelim.
İlk anayasada kadınlar yoktu, kadınlar toplumda da yoktu, hiçbir yerde yoktu, evde çocuk büyütmekle meşguldüler...
Seçme ve seçilme hakkı erkeklere verilmişti. Kadınlar yönetemezdi, akılları ermezdi, sadece yemek ve çocuk yapabilirlerdi, erkekler onların yerine zaten düşünüyordu. Kadının düşünmeye, konuşmaya ihtiyacı yoktu...
Daha sonra, bildiğiniz üzere Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sürecini atlattık. Bu süreçte onlarca kadın kahramanımız canını verdi, erkeklerden daha üstün savaşçı olabileceklerini tüm dünyaya gösterdiler.
Böylesine yürekli insanların devlet yönetiminde söz sahibi olması son derece mantıklı olmaz mıydı?
Yıl 1930...
Belediye seçimleri yapılıyor. İlk defa olarak kadınlarımız da sandığa gidiyor. Bu uygulama dünya tarihinin ilk örneklerinden birisidir. Anayasal güvenceye 1936'da alınmış olsa da laiklik fiilen uygulanmaya başlıyor.
Yıl 1933...
Muhtarlık seçimleri yapılıyor ve kadınlarımız yine oy kullanıyor.
Yıl 1935...
Milletvekilliği seçimleri gerçekleşiyor ve 1934'teki anayasa değişikliğiyle kadınlar ilk defa milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuşuyor. 18 kadın milletvekili parlamentoya gidiyor...
Yıl 2016...
Herkes ilerleme peşinde, biz ise geriye gitmeye çabalıyoruz. İlk meclis başkanımız Mustafa Kemal, laikliği getiren kişi olarak en azından bu yönüyle tüm kadınlarımızın takdirini hak ederken ismini birçok kişinin bilmediği son meclis başkanı laikliği kaldırmak peşinde... 20 yüzyılda getirilerek tüm dünyaya örnek olan sistemi 21. yüzyılda daha da geliştirmemiz gerekirken biz 19. yüzyıldaki sisteme gitmeye çalışıyoruz.
Sevgili hanımlar!
Sizlere verilen seçme ve seçilme hakkının kıymetini bilin, aksi halde oy verme hakkını kullanmaktan kendi oylarınızla vazgeçebilirsiniz!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar