"Kab... Kabul Edilmemiştir, Kabul Edilmemiştir..."


"Kab... Kabul Edilmemiştir, Kabul Edilmemiştir..."



İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Siyasete, genç yaşta atıldı. Herkesi imredirecek tahsili, karizmatik yapısı onun, kendi memleketinden milletvekili seçilmesini sağladı. Güzel Türkçesiyle, akıcı üslubuyla, hazır cevap olma özelliğiyle dikkat çekti. Hukukçu kimliği siyasette ona avantaj sağlıyordu. Meclisteki etkinliği, diğer uygun özellikleriyle harmanlanınca grup başkan vekilliği görevine layık görüldü. Mecliste, parti liderini temsil ediyor ve partisine yönelik her sataşmaya çıkıp cevap veriyordu.



Daha sonra, meclis başkan vekilliği görevini üstlendi. Konuşma yeteneği ve derin hukuk bilgisi ortadayken ondan daha iyi kim yürütebilirdi ki bu görevi?



Tüm bunları Meclis Başkan Vekili Ahmet Aydın'ı veya onun partisini yüceltmek için anlatmadım. Ahmet Aydın geçtiğimiz günlerde mecliste bir oturumu yönetirken yaptığı bir açıklama sırasında beni şaşırtarak kekeledi. Mecliste tecrübesi olan bu şahıs neden akıcı konuşmasından uzak bir profil çizdi dersiniz?



İki gün önce...



Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşimini açıyorum.




Saat 14:02'de meclis oturumu, Ahmet Aydın'ın bu sözleriyle resmen açıldı. Muhalefet partilerinden birisi, çocuk istismarının araştırılması için komisyon kurulması için öneri sunuyor. Bu partiye ideolojik olarak son derece uzak olan başka bir parti öneriye destek veriyor, ana muhalefet destek veriyor -belki de tarihe geçecek bir kare olarak- meclisteki dört partinin üçü el kaldırıyor, ortak noktada buluşuyor, "Kuralım komisyonu!" diyor, ancak sayısal çoğunluğa sahip olan partinin vekilleri ret oyu kullanıyor...



Yeterli çoğunluk sağlanamadığı için çocuk istismarını araştıracak komisyon kurulamıyor. Ahmet Aydın, sağına soluna bakıyor, başını iki yana sallayarak belki de ilk defa duygularının, konuşmasındaki bütünlüğün önüne geçmesini engelleyemiyor:



" Kab... Kabul edilmemiştir, kabul edilmemiştir..."


Oylamada "Evet" yönünde reyini ortaya koyan vekiller şaşkınlıkla isyan ediyor, başkana itirazda bulunarak oylamanın tekrar edilmesini istiyorlar. Oylama tekrarlanıyor, sonuç aynı: Komisyon kurulmayacak...



"Kab... Kabul Edilmemiştir, Kabul Edilmemiştir..."



"Neden böyle bir toplumuz, neden her gün bir çocuk ya öldürülüyor ya da tecavüze uğruyor?" diye isyan ediyoruz ya, sanırım cevap ortada... Siyaset uğruna, sevmediğimiz partilerin teklifine "Evet" dememek adına çocukları bile gözden çıkarabiliyoruz.

"Kab... Kabul Edilmemiştir, Kabul Edilmemiştir..."
Cevapla