Son yaşanılan bomba ve terör faaliyetleri sonucunda elimden geldiğince gözünüzü açmak için uğraşmaya karar verdim.
Sevmem böyle şeylerle uğraşmayı fakat bu yapmış olduğum şeyin şu dönemde hepimiz için faydalı olacağına inanıyorum. Ayrıca amacım ukalalık, bilmişlik yapmak değil kesinlikle. Bilmenin, öğrenmenin yaşı yoktur. Burada benden daha bilgili insanların olduğuna eminim ve kimseye ahkam kesme gibi bir gayem de yok.
Tüm iyi niyetimle, okumuş olduğum kitaplar neticesinde hatırımda olan bilgileri ve fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum hepsi bu. Şimdi milletin bacağıyla, göğsüyle, saçıyla, başıyla, ünlülerin güzellikleriyle, çirkinlikleriyle ilgileneceğinize, bir kaç dakikanızı ayırın, biraz faydalı dünya gerçekleriyle ilgilenin, gözünüzü açın ve bu yazıyı okuyun diyorum...
Şu Lanet Olası İllüminati İlleti Nedir?

UYANIN!! Bu saldırıların arkasında olan kişiler de bunu istiyor bizden. Farkında olmadan, tüm masum vatanseverlik duygularımızla ve iyi niyetimizle onların iğrenç amaçlarına hizmet ediyoruz. Bıkmadan ve usanmadan lütfen bu benceyi okuyun. Ve rica ediyorum, okuduktan sonra da insanlarla bu konu hakkında konuşun, onları da aydınlatın. Bilenlerimizin görevi, bilmeyenlerimizi uyandırmak, bilgilendirmektir. Böyle dönemlerde bize düşen birlik beraberlik ortamı oluşturmak ve cahillikten, siyasi saçmalıklardan uzaklaşmış bilinçli bir toplum haline gelmektir. Şimdi dilerseniz başlayalım..
Öncelikle şunu iyi anlamanızı istiyorum arkadaşlar. Her ne olursa olsun, sevdiğiniz ve idol olarak benimsediğiniz insanlar, kişiler, arkadaşlarınız, dostlarınız, aileniz ve diğer herkes her ne düşünürlerse düşünsünler, İllüminati kötüdür. Gerek insanlık gerekse vatanımız için bir tehdittir.
Evet.. Bunu öylesine tatlı bir şekilde, sevilen sanatçılarla, tv kuruluşlarıyla, bir takım sembollerle bizlere aktarıyorlar ki sanki zararsız bir olguymuşcasına gülüp geçiyoruz. Amaçladıkları işte tam olarak da bu. Bunun büyük bir şeytanlığın eseri olduğuna kanaat getiremiyoruz. Bunu algılayamıyoruz. Ama artık bir şeylerin farkına varmamızın zamanı geldi. Dünyadaki ve ülkemizdeki bu kaos ortamının nedenlerini çok farklı açılardan düşünmeye hazır olun...
İllüminati Nasıl Ortaya Çıktı ?

Bu örgüt 1 Mayıs 1776 yılında Adam Weishaupt adında alman bir hukuk profesörü tarafından kuruldu. Örgüt üyeleri kendilerine, İllüminati'nin kelime anlamı olan ''aydınlanmışlar'' dediler. Felsefeleri ise tamamen dünya zevklerine dayalı, vatan-millet, milliyetçilik duyguları tanımaz ve bütün dinleri reddeden sapkın bir inanış üzerine oluştu. İdeolojilerini yaymak amacıyla dünyada kaos ortamı yaratmayı kendilerine amaç olarak bellediler. Savaşlar, terör olayları, ekonomik krizler oluşturmak en çok ihtiyaçları olan eylemlerdir.
Tek bir inanış, tek bir milliyet, tek bir devlet oluşturma fikriyle yola çıkmışlardır. Öyle ki, yaptıkları kimi tören ve eğlencelerde fahişeleri tanrıça, kraliçe ilan edip, tahta çıkarmışlardır. Toplumun yanlış ve ahlaksız olarak nitelendirdiği çoğu şeyi legal gösterip, marjinal bir hava oluşturmaya çalışmışlardır.
Einstein'in dediği gibi '' Peşin hükmü, ön yargıyı yok etmek atomu parçalamaktan daha zordur''. Adam Weishaupt bunun bilincindeydi ve insanların kafa yapısını, düşüncelerini değiştirmenin kolay olmayacağının farkındaydı. Bu nedenle ortaya çıkarmış olduğu ve örgütün en çok hoşuna giden yöntem SÜBLİMİNAL MESAJLAR olmuştur. İzlediğiniz çoğu tv programı, filmler, çizgifilmler, klibini izlediğiniz çoğu sanatçı aslında bu amaca hizmet ediyor ve siz farkında bile olmuyorsunuz. Bu amaç doğrultusunda sayısız simge ve işaret kullanmışlardır. En önemli sembolleri ise Mısır Mitolojoisi'nin güneş tanrısı olan Ra 'nın her şeyi gören gözüdür.

Miley Cyrus, Rihanna, Katy Perry.. Bu isimler, yüzlerce üyesi olan sanatçı şebekelerinden sadece bir kaç örnek. Onlar hiç bir zaman istedikleri şarkıları söyleyemediler. İstedikleri şeyleri giyip, istedikleri klipleri çekemediler. Hepsi onları bugünlere getiren güçlerin ideolojilerini yaymakla görevli bir kaç kukladan ibaret. Şarkı sözleri ve kliplerinde algılayamadığımız mesajlarla bilinç altımıza hitap etmeye çalışıyorlar.
1. Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı, ve dünyada yaşanmış çoğu savaş, Fransız ihtilali gibi olaylar tarihin bize öğrettiğinin aksine bu felsefeyi benimseyen bir takım güçlerin yapmış oldukları eylemlerin ürünüdür. Savaşlar, ihtilaleller ve ekonomik krizlerden karlı çıkan güçlerin kendi menfaatleri adına oluşturmuş oldukları senaryolardan ibarettir.
Arkadaşlar bu bilgilerle alakalı onlarca kitap yazılmışken, size burada detaylı bilgiler verebilmem mümkün değil. Anlattığım her şeyi yüzeysel olarak geçiyorum ve hepsinin kendi içinde çok detaylı ve kapsamlı içerikleri olduğuna emin olabilirsiniz. Bu benceyle yetinmemenizi, kendinizin de araştırmalar yapmanızı tavsiye ediyorum.
Masonluk Nedir?
Arkadaşlar daha önce de söylediğim gibi bu konular bir benceye sığmayacak ölçüde derin konulardır. Hakkında ciltlerce kitaplar yazılmış olan konulardır. Ben sadece elimden geldiğince yüzeysel olarak sizi aydınlatmaya çalışıyorum. Lütfen bu olayların peşini bırakmayın ve kendinizi bu konularda yetiştirin.
Masonluk, birbirleriyle ilişki halinde olan, birbirlerine sahip çıkan ama farklı haritalara yayılmış aynı amaç uğruna çalışan insanların oluşturmuş olduğu bir örgüttür. Derin tarihine girmek istemiyorum yoksa gerçekten çıkmam imkansız olur. Uzun bir hikayesi ve aşamaları var.
Bu örgüt de dini olgu ve miliyetçi idealleri reddeder ve İllüminati ile aynı amaca hizmet eder. Örgüte katılmak çok ciddi bir iştir. Önemsiz ve vasıfsız hiç bir üyeleri yoktur. Örgüte alınan üyeler ciddi bir yemin töreniyle Masonluğa katılabilirler. Zaman zaman yapmış oldukları ayinlerde ruhlarını şeytana satarlar. Kafatasından keçi kanı içme ve buna benzer sapkın ayrıca korkunç ayinleri olur. Kendi içlerinde bir Monarşi havası hakimdir.
En yüksek üyelerini ''Kral'' olarak görürler ve henüz aralarına yeni katılmış ''Çaylak'' üyeleri de vardır. 33 mertebesi olan bu örgütte yeni üyeler Masonluk hakkında fazlaca bilgiendirilmezler. Bir merdiven basamağı olan rütbe sistemlerinde, her aşamada yeni bir sırla bilgilendirilirler. Ancak zirvedeki yani 33' üncü basamaktaki üstadları gerçek ideolojileri hakkında tam donanımlı bilgilere sahiptir. Her ülkenin üst düzey bakanlarından, vekillerinden, generallerinden, askerlerinden, polislerinden, müfettişlerinden, siyasilerinden üyeleri vardır ve işin aslı bunların kimliklerini kimse bilmez.
Sadece ifşa olan ya da bir şekilde ifşa edilmiş üyelerini tanıyabiliyoruz. Süleyman Demirel, Celal Bayar gibi isimler bu mason birliğinin Türkiye'deki üyelerinden sadece ikisidir. Başlarında bulunan 10 üye ve onlara bağlı yüzlerce kişinin bulunduğu küresel bir ağ, maalesef şu an ki dünyayı yöneten güçtür.
Masonluk ve ABD

Amerika Birleşik Devletleri, zaten Mason kökenli bir devlettir. Abraham Lincoln, George Washington, George Bush, Bill Clinton gibi bilinen başkanlarının hemen hemen hepsi Masondur. Dünyanın Süper Gücü olarak nitelendirilen bir devletin Masonların elinde olması da, dünyayı Masonların yönettiği gerçeğiyle çelişmediği aşikardır. Bu masonluk sistemine karşı çıkan, yanlış olduğunu bilip ülkenin üzerinden temizlemeye çalışan herkesin sonu ölüm olmuştur. Amerikan başkanı Kennedy neden öldürüldü sanıyosunuz?
Şu armaya bir bakın. Kartal, bir pençesinde oklar tutarken diğer pençesinde barışın simgesi olan zeytin dalını tutuyor. Anlamı ise ''Savaşı da biz yaratırız, barışı da..''. Dünyadaki savaşlarında sorumlusu bunlar, yapılan barışların da. Bu Masonik amaca diğer ülkelerin akabinde şu an ABD öncü olarak hizmet ediyor. Geçmişte ise farklı şekillerde sağlanıyordu. Yaşanan dönemde bu amacı en yararlı şekilde kiminle yayabildiyseler, onunla yaydılar ve şu an yaymaya devam ediyorlar.
Atatürk'ün Ölümündeki Asıl Gerçekler!!!

Evet arkadaşlar... Soruyorum sizlere. Biz şu ana kadar Atamız'ın ölümü hakkında ne biliyorduk? Siroz... Peki neden? Çünkü Atatürk çok içki içen bir insandı.. HAYIR!!. Bizim bunu böyle öğrenmemiz istendi ve bize böyle öğretildi. Durum bundan ibaret. Bir takım kişiler bu olayı öyle güzel, öyle ince işlediler ki hiçbirimiz ne bu olayı ne de tarihimizde yaşanan hiç bir olayı derinlemesine sorgulamadık. Körü körüne, bize ne anlattılarsa ona inandık. Ama her şey buraya kadar. Şimdi bana kulak verin ve gerçeklerle yüzleşin..
Ülkemiz Osmanlı döneminin sonlarından tutun, Atatürk'ün ölümüne kadar büyük bir Mason teşkilatlanmasının içinde boğuşmakla meşguldü. Son dönem padişahlarımızın hemen hepsi ömürlerini padişahlık görevlerinde Masonlarla uğraşmakla geçirdi. Ama başaramadılar. Devlet idaresine kadar ulaşan bu Masonluk kanserini durdurmayı başaramadılar.
Lise tarih kitaplarından hatırlarsınız. Şu zararlı cemiyetler, kuruluşlar hani.. İttihat ve Terakki cemiyeti'ni hatırladınız mı? Evet. Aslında bir Mason örgütüdür kendisi. Üyeleri tıpkı diğer Masonluk kuruluşlarında olduğu gibi tuhaf ayinlerle cemiyete kabul edilirdi. Peki bunu bize anlatan olmuş muydu? Tabi ki hayır. Tarih bize bu cemiyetin İtilaf devleti yanlısı bir cemiyet olduğunu söylemekten başka bir şey yapmadı.
Atatürk çok ama çok zeki bir devlet adamıydı. Bu tarz cemiyet ve örgütlenmelerin ülkenin kökünü kazıyabilecek birer tehdit olduklarını çok iyi biliyordu. Öyle ki bu cemiyetler ve Mason locaları, Atatürk'ün yeni kurmuş olduğu bu siyasi yapılanmanın içine iyice yerleşiyordu. Üyeleri, zaman içinde Atatürk'ün öncülük ettiği CHP'ye kadar sızmışlardı. Durumun farkına varan Atatürk çok geçmeden bütün Mason localarını kapattırdı. Parti içerisindeki Masonlar tespit edilip görevlerinden alındı. Bu yapılanmayı bitirme noktasına kadar getirdi. Ve bakın sonra ne oldu:
Atatürk sanılanın aksine içkiye bağlı olarak siroz teşhisiyle tedavi altına alınmadı. Atatürk'ün asıl rahatsızlık nedeni siroz değil sıtma hastalığıydı. Bu yüzden tedavi görmeye başlamıştı. Fakat ters giden olay şuydu. Atatürk'ün doktoru Mim Kemal Öke aslında saygın bir Mason üstadıydı. Fakat o zamanlarda Atatürk de dahil olmak üzere kimse bu durumun farkında değildi. Türkiye'de ki Mason yapılanmasının en büyük tehtidi olan Atatürk, Mason üstadı bir doktorun eline düşmüştü. Yapılanma için, bundan daha güzel bir olay olabilir miydi? Sıtma tedavisi gören Ata'mız, aşırı dozda ilaç kullanımı neticesinde siroz hastalığına yakalandı ve hayatını kaybetti. Ne gariptir ki, otopsi raporu ve neden öldüğü hiç bir zaman açıklanmadı! Anlaşıldığı üzere, Atatürk'ün ölümü Masonlar tarafından düzenlenmiş bir komplodur. Atatürk bir SÜİKASTE kurban gitmiştir...
Bitirirken..
Dünyadaki ve özellikle de ülkemizde ki olaylara bir bakın. Terör örgütü Pkk ' yı artık bağımsız Kürdistan'ın savunucusu olarak görmekten vazgeçin. Hepsi aptal birer kukla. Amerika ve Masonluğa hizmet eden diğer güçlerin Türkiye üzerinde oynadıkları hamlelerden ve kuklalardan ibaret hepsi. Daha önce de söylediğim gibi, kaos yaratmak bunların bir numaralı politikasıdır. Ülkemizde terör bir yana, geçmişe gidelim; sağcı-solcu muhabbetleri ve ihtilallerin hepsinin arkasında bunlar vardır. Bugün pkk nın bitirilmesi hiç bir şeyin sonu olmaz. Sürekli yenileri çıkacak, yeni sorunlarıın fitili ateşlenecek ve kimse bu ülkeyi rahat bırakmayacak. Çünkü gerek stratejik ve gerekse millet olarak çok önemli hatta en önemli konumdayız. Bizi rahat bırakmadılar, bırakmıyorlar ve bırakmayacaklar. Nasıl İkiz Kulelerin yıkılması, Bin Ladin saçmalığı, Irak'ın işgali bir komplodan ibaretse, bugün de yaşanan tablo, Suriye'nin durumu, dünya üzerinde harekete geçen terör olayları, siyasi ve eknomik krizler, Pkk, ülkemizde patlayan bombalar da aynı oyunun bir parçasıdır. Artık kendimizle didişmeyi bırakalım ve gözümüzü açalım. Hiç bir şeyin sorumlusu ülkemizin iktidar ya da muhalif partileri değil. İç işlerindeki siyasi anlaşmazlıklar, münasebetler değil. Dünya bir oyun haritası ve Türkiye bu haritanın en önemli noktası.
Aslında hakkında ciltlerce kitaplar yazılmış olan bir mevzuya değinebildiğim kadar yüzeysel değinmeye çalıştım. Bunları bilenler biliyor fakat amacım bilmeyenlere bazı gerçekleri göstermekti. Özellikle ülkemizde yaşanan son olaylardan, patlamalardan sonra bunu kendime bir borç bilip, insanların asıl gerçekleri görmesini sağlamaya çalıştım. Magazin ve kadın-erkek ilişkilerine şöyle bir ara verip vatanımız açısından önem teşkil eden bu konularla meşgul olmanız gerektiğini düşündüm. Zaman, birlik olma, kenetlenme ve bizi bir takım gündemlerle oyalamaya çalışanlara karşın, farkındalık yaratma zamanıdır. At gözlüklerimizi atıp, siyasi saçmalıklardan, kendi içimizde didişmekten kurtulma zamanıdır. UNUTMAYIN! Bizler bu ülkeye sahip çıktıkça, cahilliğimiz ve bağnazlığımızdan sıyrılıp, milli benliğimizi korudukça, kimse bizimle baş edemez, kimse ülkemizi ve milletimize zarar veremez. Umarım yazmış olduğum bu yazıdan, bir kişi de olsa nasiplenmiştir diyorum ve eğer okuduysanız hepinize teşekkür ediyorum.
Saygılarımla...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer