Bomba Ankara'da Patladı, Peki Ya Gerçekten Yüreğinde Patladı mı?

Toplum olarak nasıl canavarlaştık farkında mıyız? Bilmiyorum, belki hep canavardık, sadece ben büyüyünce fark etmeye başlamışımdır fakat kesinlikle çirkinlikten başka birşey sergilemiyoruz.. Dün bir patlama daha oldu, yarın bu patlamalar olmaya devam edecek! Gönül isterdi ki bu patlamalara karşılık yanlızca bu satırlarda tepki göstermesem, ayağa kalksam, kalksak!


Hadi ama çekinmeyin ve sorgulayın o vicdanlarınızı!
Bomba Ankara'da Patladı, Peki Ya Gerçekten Yüreğinde Patladı Mı?


Bu olaylara gerçekten üzülüyor muyuz? Gerçekten yüreği dağlanıp, benim vatandaşım, karındaşım, ülküdaşım, dindaşım ölüyor orda diyen kim var? Pardon, herkes üzülüyor yahu, nasıl unuturum(!) Herkes satırlarda, zahirde feryat figan ediyor, peki ya ne kadar samimi ve içten gerçekleşiyor bu? Vicdanlarımızla hareket etmekten ziyade sadece hissiyatlarımız ile hareket ediyoruz. Patlama gerçekleşince toplumdan çıkan seslerden size biraz bahsedeyim ve anlayın tam olarak ne söylemeye çalıştığımı..


Mahallemizde çok yağmur yağdı, hep bu hükümet yüzünden yağmurlar yağıyor(!)


"Bahçemizde ki ağaç kurtlanmış, hep bu kürtler yüzünden"
Nasıl? Tanıdık geldi mi bu cümleler bir yerlerden? Mübalağamı mazur görün fakat kafasını böyle göklerde yaşayanlar var ne yazık ki. Ankara'da bomba patlıyor her birimiz eyyamcılık ediyoruz! Birimiz çıkıyor nerede bu hükümet diyor, diğerimiz çıkıyor kürtler yüzünden böyle oldu, bir başkası atlıyor, Atatürkçüler başımıza iş açıyor diye. Biz meydana gelen olaylardan ideolojilerimizin beslenmesine, kardeşliğimizin zarar görmesine sebep olmaktan başka bir halt yemiyoruz. Sadece birbirimize, kardeşimize küfürler savuruyoruz. Suçluyoruz, birbirimizi saygısızca ve edepsizce suçluyoruz ve bize ancak salyaları akan leş kargaları gülüyorlar! O pis siyasetle uğraşan pis insanlar prim yapıyor, bizde onların oyunlarına alet/kukla, ekmeklerine yağ oluyoruz!


Nereye gömdünüz vicdanlarınızı söyleyin, söyleyin nerede tozlanmış hoşgörüleriniz?
Bomba Ankara'da Patladı, Peki Ya Gerçekten Yüreğinde Patladı mı?


Demokratik bir ülke değil miyiz, niye koyun diyoruz oy kullanan insanlara? İzmir'i dedelerimiz, ananelerimiz kanlarıyla sulamamışlar mı, neden gavur diyoruz? Aynı vatanın çocukları değil miyiz biz? Aynı sıralarda küçücük kalplerimiz ile dirsek çürütüp geleceğe emeklemeye başladığımız o günlerde hangimiz birbirimize "Türk, Kürt, Atatürkçü" diye baktık?
Sen, Konyalı! Gözlerine vurulduğun kız gavur İzmirli değilmiydi? Konyalı değil, biz! Ekmek aldığımız fırıncı koyun diye utanmadan nitelendirdiğimiz Mehmet amca değil mi? Okula gittiğin otobüsün şöförü Kürt değil mi?


Köyümüz bir, devletimiz bir, memleketimiz bir, ekmeğimiz bir, güneşimiz bir, ona kadar binlere kadar bir!


Binlerce birimiz, ortak noktamız var iken sadece ırka, verdiğimiz oyun adına mı takıldık? Buluşacağımız milyonlarca nokta varken, vicdansızca ayrılığı, ötekileştirmeye mi meyletti gönüllerimiz? Hadi, hadi kabul edin biz böyle değiliz.. Biz Anadoluyuz, biz yüzyılların kardeşiyiz! Biz bu memleketin evlatlarıyız, birbirimize düşmanlaşmak yakışır mı bize?
Meydana gelen tüm bu olaylarda hiç kimse sağda solda vicdansızca ve samimiyetsizce suçlu aramasın. Önce vicdan aynasında kendinize bir bakın. Biz kucaklayıcı olsak bu kötülükler nasıl barınır, kim bize zulmedebilir? Orada can gidiyor, gönüllere ateşler düşüyor, kimse çözüm üretmeye çalışmıyor yahut acılara merhem olmayı, çaba sarfetmeyi düşünmüyor. Herkes pervasızca gözü kapalı düşman olduğu fikirlere çamur atma gayesine bürünüyor. Ortada bir yaramız var, biz onu iyileştireceğimize daha da derinleştiriyoruz. Delinin biri kuyuya taş atıyor, biz garipler uğraşıyoruz anca..


Kulaklarımızı tıkadığımız vicdanlarımıza verelim mikrofonu, yıkıcı değil yapıcı olmayı adet edinelim kardeşliğimiz namına!
Bomba Ankara'da Patladı, Peki Ya Gerçekten Yüreğinde Patladı mı?


Bir inşaat temelinden tavanına belki bir yıl belki daha fazla sürede meydana geliyor. İnşaat işine az çok vakıf olanlar bilir, ne kadar zordur. Emek ister, uğraş ister, sabır ister, zaman ister... Belki o inşaat onlarca gönüle ev sahipliği yapacaktır, yüzlerce aileye ekmek kapısı olmuştur.. Nitekim o inşaatı yapmak zordur, peki ya yıkmak? Bir kepçe sadece 1 saatte yerle bir edebilir.. Birşeyi kırıp dökmek, yıkmak çok basit. Mesele yapabilmekte, mesele kucaklayabilmekte, mesele hoşgörülü olabilmekte. Biz bu inşaatın evlatlarıyız, hiç bir sorun yahut güç bizi bu inşaatı yıkmaya itmemeli. Enkazında kalan yine biz oluruz, hiç kimsenin umrunda olmaz aksine seyirlik oluruz.. Gelin vicdanlarımıza kulak verelim, ona buna taş atmak yerine birbirimize kucak açalım. Başımıza iyi veya kötü ne gelirse sebebi yine biziz.. Gelin, yanlışlarımızla doğrularımızla biz bizi kucaklayalım ki düşmanlarımıza fırsat vermeyelim.


Sağlıcakla ve kardeşlikle kalın..

Bomba Ankara'da Patladı, Peki Ya Gerçekten Yüreğinde Patladı mı?
Cevapla