Gündeme Dair: "Lütfen biri bu gidişi durdursun!.."


Lütfen biri bu gidişi durdursun!..



Böyle sesleniyor Hülya Avşar. Hülya Avşar'a geleceğiz...


Yıllarca yürütülen politikaların suları, aylardır kan gözyaşı olarak gözlerimizden içeri girip ruhumuzu zehirliyor. Cinnet çorbasını tuzsuz ekmeksiz katıksız kaşıklıyoruz. İç diyorlar bu çorbayı iç! İç ve gör! Gör ki "huzur istiyorsanız 400 vekil verin"sözümü hatırla...


Romanya uçağından iner inmez "polis abiler bana söz verdi, işkence yapmayacaklar" diye çığıran mafya bozuntusu Peker, herhalde söz konusu kendi canı olunca öyle ağzından "oluk oluk kan akacak" sözü çıkmıyor. Ne de olsa can tatlı...


Gündeme Dair: "Lütfen biri bu gidişi durdursun!.."


Devletin imkanlarına dayalı düzenlediği mitinglerde uyuşturucu, tehdit, adam kaçırma, şantaj üzerine konuşması gereken adamlar, bir anda "vatan millet erdoğan" çığırtkanı olup çıkıyor. Ha yakışıyor mu? Yakışıyor! Şüphesiz bu adamların sol sosyalist bir söylem içinde yer almaları nasıl mümkün değilse, kendi dünyasında muhafazakar yaşayan, beş vakit namazında olan,bu toprağın evlatları içinde bulunmaları da söz konusu değil! Bu halkın muhafazakar insanları bu tür kişilerden ürker, çekinir , bulaşmaz! Allah der yatar, Allah der kalkar, tehdit, şantaj, haraç bilmez! "Benden uzak olsun da ne halt ederse etsin!" diyerek dükkanını açar kapar.


Düştüler, önce iktidardan düştüler, şimdi de uyuşturucudan hüküm giymiş adamların çıkaracağı cızırtıya kadar düştüler, daha da düşecekler...


Kişi bir yerden aşağı düşerken tutunacağı ne varsa sarılır. Denizde boğulan adam kayık yanına yaklaştığı zaman "ne tarafa gidiyor" diye sormaz. Böyle paniklemiş, böyle ruhsal dengesini yitirmiş adamlar devlet aygıtını ele geçirdiği andan itibaren, neler olacağını kestirebilmek, benim diyen bilim kurgu romancılarını bile geride bırakır.


Suruç'ta, Diyarbakır'da ve Ankara'da yaşanan katliamlar Çorum, Maraş, Sivas gibi aralıklı yıllar yahut on yıllar arasında yaşanmıyor. Bir yıl içerisinde yaşanıyor ve daha neler olacağı, neler yaşanacağı meçhul. Artık tek bir projeleri var: hızlı tren, otobüs değil, "hızlı katliam"


Lütfen biri bu gidişi durdursun...


Fuat Avni denen adam, organizasyon, paralel ne derseniz deyin "mitinglerden önce patlamalar olacak" diyor. Yirmi gün önce söylüyor. Ki bu zaman kadar da söylediklerinin neredeyse tamamı doğru çıkıyor. Bir istihbarat yani mit bu tür söylemleri neden ciddiye almaz? Neden Suruç ve Diyarbakır'da yaşanan olaylardan sonra bunun önlemini almak için çalışmalar yürütmez, neden emniyet birimleri Akp kongresinde altı tane arama noktası kurarken, böylesine hassas zamanlarda alanı başı boş bırakır?


Twitter'da profiline Lenin'in resmini koymuş Pir Ozan rumuzlu birisi patlamadan on bir saat önce "Ankara'da patlama olabileceğini ve orada ölebileceğini he he" diyerek yazıyor. Şimdi herkes bu kişinin peşine düşmüş, "biliyordu" diye gazetecisinden kendisine aydınım diyen yazarına kadar saldırıyorlar. Öyle ya istihbaratın olmadığı yerde herkes istihbaratçı kesilir?


Gündeme Dair: "Lütfen biri bu gidişi durdursun!.."


Sormak lazım bu gazetecilere aydınlara siz geri zekalı mısınız?


Öncelikle bu kişi Lenin'i benimsiyor. Hali ilen yazdıklarına bakılırsa kitaplarını okumuş. En fukara deyimle diyalektiği ve muhakeme gücünü toplumsal süreci değerlendirme konusunda geliştirmiştir. Ve böyle bir mantığa sahip kişi, böyle bir ihtimali düşünür. Bunun için de deha yahut kahin olmaya gerek yoktur. Asıl bunları düşünmesi gereken, kazandığı ekmeğin hakkını vermesi gereken milli istihbarat teşkilatıdır...


Polis istediği zaman o miting alanlarından hiçbir şey geçirmez. O aramalardan nasıl geçildiğini biliriz. Donumuza kadar arayıp, bir gün öncesinden etrafta belediye çalışanlarına bir tane küçük taş kırıntısı bırakmadan çalışırlar. Yirmi sene önce bile, iki taraftan gelip üzerime saldırdıklarında, hayatımdaki en temiz asfaltı o zaman görmüştüm. Bırakın taşı, avucunuza sığacak toprak bulamazsınız.


Ahmet Şık "Dokunan Yanar" demişti. Bu sözü cemaat için söylemişti. Şimdi cemaat, demokrat, muhalif, savcı, polis, devrimci kim varsa "dokunan alev alev yanıyor."


Gündeme Dair: "Lütfen biri bu gidişi durdursun!.."


Akp'nin içinde bu toprakların muhafazakar değerlerine bağlı hiç mi adam kalmadı? Hiç mi bu deli gidişe bir dur diyebilecek yiğit evladı çıkmaz? Saltanatlar, şatafatlar bu kadar çok mu ruhunuzu işgal etti? Müslümanlıktan anladıkları despotizm ve diktatörlük müdür? Geçelim...


Hastaneler, oteller, tırlar derken tarihin toplama katil sürüleri, tarihin gelmiş geçmiş en alçak vatansızları, hain yöntemlerle bu ülkenin yurttaşlarını bombalıyor. Önüne karpuz düşmüş eşekler gibi kim yaptı şaşkınlığına düşecek değiliz. Suruç'ta, Diyarbakır'da kim yaptıysa, Ankara'da da bu alçak saldırıyı yapan O'dur...


Kevgire dönmüş sınırlardan en ilkel yöntemlerle milyonlarca insanı geçirdiler. Gelenlerin kaçı bombacı, kaçı terörist bilen yok!


Felsefe hocamız, sarayın sanatçısı Hülya ne diyor? "Lütfen birileri bu gidişe dur desin." Güzel temenni ve ne kadar ne masum söz değil mi? Uzaktan bakınca edebiyatta yer bile bulur.


Gündeme Dair: "Lütfen biri bu gidişi durdursun!.."


Oysa birileri değil, bu gidişe sen dur diyeceksin! Sen!


O birileri içindeki vicdandır...
O birileri aklındaki bilinçtir...
O birileri düpedüz sensindir...


Kahramanlıklar çağı geçen yüzyılın başında bitti. Modern çağ kahraman barındırmaz. Çağımızın tek bir kahramanı vardır! O da örgütlü halktır!


O halkın içindeki kişi de sensindir...


Birileri yok artık!


Öldü...

Gündeme Dair: "Lütfen biri bu gidişi durdursun!.."
Cevapla