Sıralayacağım konulara dikkat etmenizi rica ediyorum.
Mesela 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz

8.300 km uzunluğunda denize kıyısı olan bir ülkeyiz. Denizcilikte dünyada esamemiz okunmuyor. Tersanecilikte yani gemi üretiminde esamemiz okunmuyor. Su ürünlerinde dünyada esamemiz okunmuyor. Su sporlarında dünyada esamemiz okunmuyor. Daha iki hafta önce kıyılarımızı basan zehirli balon balığının kilosu 10 dolara toplanıp Kanada’ya satılacağını açıkladı sayın bakanımız. Ve krizi fırsata dönüştüreceğiz dedi.

Kanada balon balığından ilaç üretiyormuş. Kilosu 10 dolardan sattığımız balık yarın bize 10 gramlık kutusu 10 dolara satılacak. Alın size fırsat.
Mesela 8 ay hatta yılın 12 ayında kar kalkmayan dağlarımız var.

Dünyada bizden çok daha ağır kışlar yaşayan, metrelerce kar yağışı alan ülkeler var. Ama bizdeki gibi karayolu ulaşımı hiç kesilmiyor oradaki insanların. Kış sporlarında dünyada esamemiz okunmuyor. Erzurum'da Üniversite kış oyunları düzenledik. Ertesi yıl kayakla atlama rampaları kendi kendine yıkıldı. Müteahhit firmaya yeniden yaptırıldı, yeniden çöktü. Sayın Erzurum valisi de kulelerin yıkılması iyi oldu dedi.

Tabi kulelere harcanan ve buharlaşan 65 milyon tl de iyi olmuştur. İskandinavya’da, Alaska’da, Kuzey Avrupa ülkelerinde kardan oteller yapıyorlar. İnsanlar inanılmaz rağbet gösteriyor. Kardan heykeller festivalleri yapılıyor. Bizde böyle yaratıcı fikirler yok.
Mesela dünyanın en verimli güneş alan ülkelerinden birisiyiz.

Alman temiz enerji devi Kosi Solar firmasıyla bir görüşmemiz olmuştu. 365 günün 300 günü havası kapalı ve yağmur alan doğu Karadeniz'in bile Almanya'dan daha yüksek güneş verimine sahip olduğunu güneş haritaları üzerinde gösterdiler. Geçen yıl yapılan bir mühendislik hesabına göre Portekiz'in yüz ölçümü kadar bir alana kurulacak güneş enerjisi santrali Ukrayna, Polonya, Romanya'dan tutun İskandinavya’ya varana kadar bütün Avrupa’nın elektrik ihtiyacını karşılayabilir deniyor. Bizim Portekiz topraklarından çok daha fazla atıl durumda toprağımız var ama güneş enerjisinden elektrik üretmek yerine nükleer santrallere milyarlarca dolar gömmeye çalışıyoruz.
Mesela Petrol yatakları.

Güneydoğuya Irak sınırına, Suriye sınırına gidenler bilir. Sınırdan 100-200 metre ötede yüzlerce petrol kuyusu çalışıyor. 100 metre ötede olan petrol 100 metre beride yok mu? Kimse bana Lozan'ın gizli maddeleri martavalını okumasın burada. Yok gizli maddeler varmış da yok kullanmamız yasakmış da. Geçin bunları.
Mesela bor madenleri

Dünyadaki bor madenlerinin %70’i ülkemizde diyoruz ama bor madenleriyle neler yapılır bilmiyoruz. O kadar üniversitelerimizde maden mühendisliği bölümlerimiz var. Hangisi bor üzerine bilimsel çalışmalar yapmış? Metalin sertleştirilmesinde ve ağır silah zırhları üretiminden tutun, silah sanayi, tarım, temizlik gibi birçok alanda kullanımı olan Bor hiç kullanılmadan ayaklarımızın altında yatıyor.
Mesela tarım

Konya kadar yüz ölçümü olan kuzey Avrupa ülkesi Hollanda tarımdan Türkiye’nin 30 katına yakın para kazanıyor. İsrail topraktan yılda 3 defa mahsul alıyor, ürettiği hibrit tohumlarla bizi kendine bağımlı hale getirmiş. Bizim onca ziraat fakültemiz var, hangisi tarımda devrimsel çalışmalar yapmış? Konya Ovası yerine Konya Çölü sözüne kendimizi alıştıralım. Tahıl tarımına uygun Konya ovasını çok fazla su gerektiren pancar tarımına açtık. Yeraltı sularının dengesini bozduk. 20 sene önce 15-20 metreden su çıkan Konya ovasında şimdi 300-400 metrelere iniliyor.

Karapınar ilçesinde meydana gelen obruklar birkaç yıl sonra bütün Konya ovasında görülmeye başlanacak. Obruklar neden oluşuyor? Boşalttığımız yeraltı su haznelerinden. Beyşehir gölünü bile pancar tarımına kurban ettik. Göl kuruyor.
Mesela eğitim

Sayın cumhurbaşkanı her yerde üniversite açtık diye övünüyor. Bugün 130 devlet, 73 vakıf olmak üzere 203 tane üniversitemiz var. Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına 1 tane bile üniversitemiz giremiyor artık. Önüne gelen bir binanın kapısına bilmem ne üniversitesi yazıyor. Birçok üniversitede rektör dışında hiç profesör dahi yok. Akademik kadro yokken orada okuyan öğrencilerin durumu ne olacak?

Zaten kadro verilen "AKADEMİSYEN"lerin de hemen hepsi ya iktidar partisinin ya da rektörün akrabaları oluyor. Üniversitelerde ne eğitim ne de bilim var. Üniversite dediğin en az 500 dönüm araziye kurulmalı. Sosyal alanlarıyla, kütüphaneleriyle restoran ve kafeteryalarıyla, yurt ve apartlarıyla, eğitim kalitesiyle, yeşil alanlarıyla, laboratuvarları ve arge merkezleriyle bir eğitim, kültür ve sanat merkezi olmalı. Bizde birçok üniversitenin liseden farkı yok. İki tane bina, iki masa iki tahta ile üniversite kurulmaz.

Kampüsü olan üniversitelerde teknokentler kuruluyor. Kimler var orada? Sadece vergi avantajlarından faydalanmak için kurulmuş yazılım firmaları. Peki yazılımda dünyanın neresindeyiz? Yine esamemiz okunmuyor. Üniversitenin sayısı değil kalitesi önemlidir. Daha yazacak çok şey var da, yazacak yerimiz yok.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar