İnsan hayatında o kadar önemli bir yeri var ki, uğruna acı çekmeye değer en önemli şey. Biriyle geçmişi olmayan, belki de hiç şahsi münasebeti olmayan birinin, o kişi uğruna acı çekmesi o kadar mantıksız geliyor ki bana…
Sarılmadığın, dokunmadığın birine… Hatta bunları geçtim, çünkü bunlar önemli olsa da olmazsa olmaz değildir. En önemlisi de kalplerin birbiri için çarpmadığı biri için acı çekmeyi hayatımın her noktasında inkar ederim. Aşık olunacak insanlar vardır. Bir de aşık olunmayacak insanlar. Aşık olunacak olan insanlarla illaki bir şeyler yaşar insan. Çünkü aşk tek kişilik değildir. Daha önce karşılıklı aşk yaşamış olan insanların Aşk acısı çekmesi muhtemel. Evet, aşk karşılıklıdır. Ve yaşanmışlık sonucu oluşur. Tek kişilik ‘aşk’ olduğunu iddia etmek, aslında hayranlıktan başka bir şey değildir. Tipine, konuşmasına, bakışlarına, yürüyüşüne, giyinmesine, hobilerine vesaire sadece hayranlık oluşabilir.
Rasyonalist kişiliğimden mi böyle düşünüyorum, bu tartışılır ama ben her şeye aklım ve mantığımla bakıyorum. Aranızda belli bir paylaşım olmadan o kişi için acı çekmek, sadece benim kafamda oluşan bir pürüz değil. Mantıken de çok akıl dışı bir şey. ‘İnsan hissettiklerini bilmez mi?’ diye soranlar elbet olacaktır. İnsanlar kendilerini kandırmayı o kadar ustalıkla becerir ki, zamanla yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar. Var olmayan bir şeyi kendi kafalarında yaratıp, doğruluğunu sorgulanmaz bir yere koyarlar.

Gerçek bir acı anneye, babaya duyulan özlemdir. Onların yokluğunu hissedersin. Belki ölmüşlerdir. Belki de seni evlatlıktan reddetmişlerdir. Bu sana acı verir, çünkü bütün hayatın onlarla geçmiştir. Hayatının her noktasında onlar olmuştur yanında. Sana onlar bakmıştır. Ne olursa olsun seni karşılıksız, hiçbir şey beklemeden sevmişlerdir. Koskoca bir geçmiş. Aşk’ta tıpkı öyledir. Karşılıklı aşk yaşadığın bir insan, senin annen, baban, abin, ablan, kısaca her şeyindir. Annene babana duyduğun sevgi, onun senin annen ve baban olmasından kaynaklanmıyor. Her zaman senin yanında olmalarından, seni sevmelerinden kaynaklanıyor. Eğer sizi sevmeseydi, yanınızda olmasaydı onları sevmezdiniz. Saygı gösterebilirsiniz ama sevemezdiniz. Bu konuyu da Aşk üzerinden değerlendirmek lazım. Çünkü ikisi de aynı konu.
Gerçek bir sevgi ile yaşanmışlık işin iki kilit taşıdır. Onlar olmadan Aşk tamamlanamaz.

Kesin hüküm veriyorum. Çünkü hayatta değişmeyen gerçekler vardır. Tanrı’nın olması gibi. İnsanın üstün bir yaratılışla yaratıldığı gibi. Evrenin var olması gibi. Tıpkı Aşk konusu da böyledir. Hayatın her noktasında mantık vardır. Descartes, mantığını kullanmayan her insanın aptal olduğunu söyler. Mantık yalnızca yaşanmışlıkların sonunda çekilen acılarda bir işe yaramaz. Çünkü o zamana kadar bir kişinin kalbinin kölesi olmuşsundur. Belki de kalbin onunla birlikte atmıştır. O kişiyi kaybedersen bütün yaşanmışlıklara dair özlemler kalbinin içinde tetiklenir.
Yaşanmışlık olmadan acı çekmek yalnızca kendini kandırmaktır…
Uğruna acı çekilecek bir sebep olmadan boş yere acı çekmektir…
Acı çektiğine kendi inandırmaktır…
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar