Geçen yaz'dı. Hava çok temizdi. Biraz dağ mavilerine, biraz buğdaylara dokunmuş, öyle önü alınmaz bir nehir gibi serin havalar. Üçüncü bir şans eseri, onu görmüştüm. Bir otobüs durağında bekliyordu. Aslında son zamanlarda, arzuladığım tek şey onu görmekti.
Kollarını incecik karnında buluşturmuştu. Tuhaf, onu ilk gördüğümde de aynen böyle duruyordu. Şimdi, ara ara ona bakıyordum. Her baktığımda oradaydı. İnsanı sevindiriyor bu. Çok güzel buluyordum onu. Rüzgar, saç eteklerini uçuşturunca, ak boynuna doğru bükülen çene oyuğunu da aralıyordu. Tam bir güvercinin sığıp uyuyacağı kadar bir oyuk.
Usul usul terk eden güneşten mi bilmiyorum, dostlar, akşamüzeri, eğirmiş, kopmaya yakın bulutlar gibi birşeyler esniyor insanın içinde. Kış vakti, tüten bir salep gibi, yumuşacık. bir fincan salepte her zaman aşktakine en yakın buharlar koklanılır olur. Her ne ise sevgili dostlar.
Derken otobüs yanaşmıştı ve binmiştik. Onu görebileceğim bir yere oturmuştum. Akşam oluyordu, ilk ışıklar yanmıştı. O hep dışarıyı izliyordu. Her gün gelip gittiği yoldu bu. Kırsalın tozu toprağında, insanı tüketen, kırılmaz badem kabuğu gibi topraklar. Ve en az bir badem kadar acı. Kısırdı bu topraklar, eriyen üç kollu yapraklar vardı. Babalar karanlıktı, bu kızcağızı karartıyordu belki. Benimse tuzum kuruydu. Bu küçük şehirde biraz kalıp gidecektim.
Öyle ya! gidecektim. Ama bu duygular ne olacaktı? Geride mi bırakacaktım yani? İyi ama İnsan kıyar mıydı böyle bir duyguyu harcamaya?
O an tasarılar yapmaya başladım dostlar. Dünyanın en aptalca tasarısını. Kısaca anlatayım.
Peşinden yürümeye karar verdim. İndiği durakta inecektim. Sonra bir fırsatını bulduğumda biraz yürürdüm onunla, o anda anlatacak neyim varsa anlatırdım. Bir kız arkadaşıyla buluşmuştu, birkaç yere uğradılar, dışarıda beklemiştim. Allahaşkına ben ne yapıyordum böyle?

Sonra bir uzun yol boyu yürüyüp bir Avm'ye girdiler. Ne kadar aptalım diye kaç kere söylendim. Yaklaşık bir saate yakın bir zaman geçti orada. Hala bir fırsatını bulup konuşamamıştım. Üstelik, beni farketmişlerdi de. Çıkışta izlerini kaybettirdiler.
Neredeyse ağlıyordum artık. En yakın durağa kadar yürüdüm. Eve dönecektim. Sonra bir ara başımı kaldırdığımda ikisini de karşımda buldum. Ayrılıyorlardı. Tek başına yürüdüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. Yaklaştıkça, kaldırım lambaları elektirikleniyordu. Akkor halinde bir sıcaklıktı artık duyduğum.
Yanına vardığımda, biraz yürümek istediğimi söyleyince, ne münasebetle? demişti. Ne münasebet? Birşeyler anlatmak niyetindeyim dedim. Hayır, diye kestirip attı. Tavır cakasından geçilmiyordu. Hani, ne olmuştu yani bu kadar?
Arkasından tekrardan koşturdum. Böyle bir fırsatı yakalamak için çokça uğraştığımı söyledim. Artık bir kere hayır demişti geri dönmek olmazdı, Hayır, hayır, hayır'ı üç kere ardı ardına yapıştırdı. Tekrardan bir son hamleyle, neden bana bir şans vermiyorsun, biraz dinlesen ne çıkar? dedim. Artık ben de yılmıştım. Ne vardı ki yani böyle can hıraş?
Ne kadar hırçındı. Ama biraz korkmuştu. Artık belli ediyordu bunu. Farkedince, üzüldüm. Israrı bıraktım. O da yürüdü gitti. Arkasından bakakaldım. Atıl haldeki bir küçük lunaparkın yanından geçiyordu. Kollarını önünde kavuşturmuştu. Ama hırpalanmış gibi yürüyordu şimdi. O güzel eğik adımlarıyla.
Geri dönüp kaldırım boyu yürümeye koyuldum. Artık iyiden iyiye ağlıyordum. İşte bitmişti. Çocuğu ölü doğmuş bir anne gibiydim. Duygularım.. hiç dilediği yaşama fırsatını bulamamıştı. Keşke bir olanak bulsaydı, diye fısıldadım birkaç kere.
Rüzgar iyice sertleşmişti. Atmaca burunlu, çelik tırnakları duyuluyordu rüzgarın. Resmen çöl iklimiydi. Kuru kemikleri, bir urgan gibi gerinen, ama kopmıyan bir çöl. Kum, uzak kımıltılar tepeleyecekti, yılan karnı gibi soğuk. Binbir deve ağız, çiğneyecekti kumları. Hep aynı, bu yerde..
Akşamları, bir baba gölgesi uzayacaktı. Bir akbaba gibi diklenecekti üzerinde. Sonra yatağına yollanacaktı güvercinim. O taş kıvrımı yatağa. Halbuki ne kadar güzeldi, a dostlar. Dünya ona çok kötü davranıyordu, haksızlık ediyordu ona.
Yazın o son zamanlarından beri onu hiç göremedim. Bakıldığında, uzun zaman oldu. Hala aklımda o var. Arzumdan vazgeçmiş değilim.
Bence, diyorum dostlar, tekrardan görebilirim onu.
Küpido
ocak, 2015
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar