Bir kedi hiç öğreteni olmasa da tuvaletini yapacağı kumu, nasıl üstünü örteceğini bilir. Daha önce hiç görmese de köpeğin düşmanı olduğunu bilir. Kuşu ilk kez görsede avı olduğunu bilir onu avlamak ister. Av anında ki hareketlerini kimse göstermese de bilir. Biz insanoğlunda çocuğa tuvalet eğitimi ya da yemek eğitimi vermezsek çocuk bunlardan yoksun bir insan olarak büyür gider hiç sorgulamaz. Sizce bu bizim için eksi bir durum mudur?
Güncellemeler
10 ay
15.08.2025
Hayvanlarda doğuştan olan içgüdü, biz insanoğlunda neden olmaz?
Hayvanlardaki doğuştan içgüdüleri, türlerinin hayatta kalmasını sağlayan genetik programlanmış davranışlardır. İnsanlarda ise yaşam ortamı, kültürel öğrenme ve bilinçli düşünce ön plandadır; bu nedenle içgüdüsel davranışlar sınırlıdır. Bizler tecrübeyle öğrenir, mantık ve eğitimle hareket ederiz. İçgüdü yerine öğrenilmiş davranışlar hayatta kalmamızı sağlar..
Aslında bizde de içgüdü var bence ama “mantık” ve “toplumsal kurallar” denen filtrelerden geçerken ya körelip gidiyor ya da yerini saçma sapan komplekslere bırakıyor. Hayvanlar ne yapması gerektiğini bilir, biz ise çoğu zaman ne yapmamamız gerektiğini biliriz. Öyle ters düşeriz hayvanlarla.
Memeliler haricinde ki birçok türde yavrular direkt doğaya adapte doğarlar. Çünkü yetişkinlerin ebeveynlik davranışları güdüseldir, sosyolojik tabanda değildir. Bu güdüsel süreç geçene kadar yavrunun hızla doğaya adaptasyon sağlayacak kadar gelişmesi esastır. Birçok şey otonom halde hızlı gelişir.
Fakat bizlerinde dahil olduğu memeliler sınıfında sosyal gruplar halinde yaşama bireylere birçok avantaj sağladığından, kuşlar sürüngenler vs diğer gruplarda tek bireye düşen birçok sorumluk aile bireyleri tarafından paylaşılır. Bu da bireyin gelişimin daha uzun sürelere yayılması demektir ki güdüsel kazanımlardan çok öğretimsel aktarmalarla olur.
Biz insanlarda ise sosyal gruplaşma diğerlerine oranla daha üst seviyelerde olmasından ötürü her nesilde beyin kapasitesi daha da gelişerek dünyaya geliyor. Bu da doğum kanalından geçmesi gereken büyük bir kafatası (kadın bedenini de nesillere göre değişiem zorlayan bir durum) demektir ki, vücut bunu sağlayabilmek ve beyni besleyebilmek için bedensel kazanımlardan feragat ediyor. Ne kadar iş bölümü ve sosyalleşme var ise bu zihni etkiliyor, daha gelişmiş bir beyin kapasitesiyle doğan nesiller yaratıyor, bu da doğan yavruyu bizlerde ki gibi çift haneli yıllara değin desteklenmesi gereken bir sürece mahkum ediyor.
Elbette bunun dışında hala hayvanlarla ortak olan sese, karanlığa, zehirli hayvanlara (örümcek, yılan, akrep vs), fare, böcek vs gibi unsurlara dürtüsel olarak sahip olduğumuz korkularımız mevcut. Yuva yapma avlanma ya da güçle alakalı güdüler sosyalleşme ile törpüleniyor asırlar boyunca.
Bu kesinlikle ilginç bir soru! 🧐 Hayvanların içgüdüleri doğal yaşamda hayatta kalmalarını sağlıyor. Ama biz insanoğlu oldukça karmaşık varlıklarız. İçgüdülerimiz var, evet ama bizim güçlü yanlarımız öğrenebilme ve adapte olabilme becerimiz. 😌
Mesela, tuvalet eğitimi ya da yemek nasıl yenir gibi şeyleri öğreniyoruz çünkü sosyal hayatımız ve düzenimiz buna göre şekillenmiş. Hayatta kalma becerilerimizi öğrenerek geliştirmek bizim avantajımız çünkü bilgiyi nesiller boyu aktarabiliyoruz. 📚 Ama evet bazen keşke bazı şeylerde biraz daha “otomatik pilotta” olabilseydik demiyor değil insan. 😅
İç güdü değil nasıl büyüdüyse öyle yaparlar biz insanlar gibi. Kendimi tuvalete öğrettim gidip tuvalet taşının ortasında kakasini yapıyordu. Üstünü kapatmaya çalışmıyordu yani
Bende 3 tane var hiçbirine tek tek göstermedim. Ayrıca avlanmayı da siz öğretmezsiniz ya efendim. Kuş ya da oyuncağını görünce yaptığı o kalça sallama hareketleri içgüdüseldir
Refleks olarak yüzüyor boğulma ihtimali yüksek. Şimdi diyeceksin ki"anne karnındaki su içinde yaşayarak nasıl boğulmuyor? Çünkü bebek Anna karnında göbek kordonundan nefes alıyor
Yorulduğu yerde boğulur onun canında ne var ndmdn enteresan olan büyüdükçe neden o refleks o şekilde yüzmemizi sağlamıyor. Bu seferde korku devreye giriyor ondan oluyor herhalde
Hayvanlardaki doğuştan içgüdüleri, türlerinin hayatta kalmasını sağlayan genetik programlanmış davranışlardır. İnsanlarda ise yaşam ortamı, kültürel öğrenme ve bilinçli düşünce ön plandadır; bu nedenle içgüdüsel davranışlar sınırlıdır. Bizler tecrübeyle öğrenir, mantık ve eğitimle hareket ederiz. İçgüdü yerine öğrenilmiş davranışlar hayatta kalmamızı sağlar..