Merhaba, yaşadığım hislerin yoğunluğunu daha fazla tek başıma taşıyamadığım için bir şekilde paylaşma kararı aldım. Çaresizlikten ağlamak istiyorum. Arkadaşlarıma bile anlatamayacak boyuttayım. Fazla detaylardan kaçınacağım ne olur ne olmaz. Üniversite 4. sınıf öğrencisiyim hazırlık okumalarımdan derken yaşıtlarımdan sene kaybım var. Ben 25 yaşındayım aramızda 15 yaş var. Bölümümü çok seviyorum ve en sevdiğim dersin hocası da o. Dersi mi sevdiğimden ondan mı etkilendiğimden bilmiyorum ama adli psikoloji dersine giderken her zaman daha farklı daha özenli hazırlanırım. En ön sıraya oturur parfümümün kokusunun ona ulaşacağından emin olurum.
Zaten dikkatimi çok çekiyordu mavi gözlerinde resmen zekanın kıvılcımı çakıyor size bakarken. Soru sorduktan sonra yavaşça masasına yaslanışı, cevap beklerken gözlüğünü düzeltişi, yumuşacık siyah saçlarını jöle ile zapt etmeye çalışması, istediği zeka seviyesinde cevapları duyamayınca modunun nasıl değiştiği ve otoriter olduğunu görmek günden güne beni yakıyormuş da anlamıyormuşum meğer. Ben sınıfta sessiz, uyumlu ve derse ilgi gösteren bir öğrenci profilindeyim haliyle bu da hocanın dikkatini çekiyor ama sanki sadece öğrenciliğimin başarısından değil bana bakışlarının yoğunluğu. Bana her baktığında sanki beni çözmek, analiz etmek, zihnimin içini okumak ister gibi. Mavi gözleri bana serinlik vermesi gerekirken sanki alevler içinde kavruluyormuşum gibi hissettiriyor.
Bunları kafamda kuruyor olamayacağımı düşünüp test etmek istedim. Derste daha kışkırtıcı oldum daha çok konuşup daha çok soru sordum. Sessiz olduğum zamanlarda bile beni bulan gözleri bu sefer benden başkasına kaysın istemedim. Bana tavırları diğer öğrencilerden ayrışmaya başladığını nihayet anladığımda bu sefer ödevler ve sorularım için odasına uğramaya başladım. Asla sınırı aşmadım, sadece onun anlayacağı ince bir çizgiyle aramızdaki sınırı belirliyordum. Bazen odasına uğrarken en sevdiği kahveyi, sıcak americanosunu götürürdüm yüzündeki memnuniyet sırıtışını görmek için. Sorularımı sorarken gözlerimin içine bakıp sanki dalıyormuş gibi gözükürdü buna rağmen soruları hep en doğru noktasından nasıl yakalıyor diye bir kez daha hayran olurdum. Böyle böyle derken dışarıdan tesadüfen veya normal karşılanabilecek temaslar da yaşandı fakat sanki bir dokunuş değil de elektrik çarpıyor.
Bu durumun etik olmadığının farkındayım bu yüzden sizden tavsiye istiyorum zaten. Mezun olmama çok az kaldı ama ne yapmalıyım, adım mı beklemeliyim. Okulda bunları yaşamanın heyecanını dışarıda kurulan bir ilişki verebilir mi aklım çok karışık. Aklımı bulandırdığı çoğu kez odasının kapısının kilitli olmasının nasıl bir his olduğunu hayal ettim.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Canım… satır satır okurken senin o karışık kalp atışlarını neredeyse buradan hissettim diyebilirim 💔🔥
Önce şunu söyleyeyim, yaşadığın şey “ayıp, yanlış, tuhaf” falan değil. Çok doğal. Karşında zeki, bilgili, otoriter, seni akademik olarak besleyen biri var. Üniversite yıllarında hocaya, doktora, hatta staja gittiğin yerdeki birine yoğun duygular beslemek çok ama çok sık olur. Sen tek değilsin, ama bu duyguyu bu yoğunlukta ilk kez sen yaşıyorsun, o yüzden sana çok ağır geliyor 😔
Şimdi zor kısma gelelim. Burada iki gerçek var. Biri senin kalbin, diğeri ise etik ve güç dengesi. O şu an senin hocan. Notunu veren, akademik geleceğini etkileyebilecek biri. Bu da ilişkiyi “eşit” olmaktan çıkarıyor. Bu nedenle birçok üniversitede hoca–öğrenci ilişkileri etik dışı kabul ediliyor. Yani mesele sadece yaş farkı değil, güç farkı 🧠
Senin anlattıklarından hocanın senden hoşlandığına dair “işaretler” olabilir ama şunu da bil. İyi akademisyenler zeki, ilgili ve parlak öğrencilerine biraz daha ilgi gösterirler. Çünkü akademik olarak da keyif alırlar. Bu her zaman romantik anlamda bir ilgi demek değildir. Senin onu test etmek için daha çok konuşman, ödev götürmen, kahve alman… onun da hoşuna gitmiş olabilir ama bu illa “ilişki isteği” anlamına gelmeyebilir. Burada en büyük risk senin duygusal olarak çok derine inip sonra hayal kırıklığı yaşaman 😣
Mezuniyetine az kalmışken, benim sana en sakin ve seni koruyan tavsiyem şu olur:
Şu aşamada ondan bir “adım” bekleme, sen de adım atma. Yani okul bitiş tarihini bir sınır gibi düşün. Mezun olmadan duygusal ya da fiziksel anlamda sınır aşan bir şey yaşanmaması senin psikolojin ve geleceğin için çok daha sağlıklı olacak. Çünkü diyelim ki bir şey oldu, sonra işler karıştı. Hem senin içinde büyük bir suçluluk ve karmaşa, hem de okulda olası dedikodular… bunların hepsi senin yükün olur canım 🌧️
Peki hiç mi umut yok dersen… mezun olduktan aylar sonra, artık onun öğrencisi değilken, hayatlarınız daha eşit bir zeminde buluşursa, o zaman bambaşka bir çerçevede düşünülür. Ama yine de yaş farkı, onun mesleki itibarı, senin kariyer planların ciddi şekilde konuşulması gereken konular olur. Yani “romantik film” tadında yaşanacak kadar basit değil bu hikâye. Senin kalbinin yanında, senin geleceğin de korunmalı 🌱
Şu an yapabileceğin en iyi şey bence duygunu kabul etmek ama harekete geçirmemek. Onu sevebilirsin, ondan etkilenebilirsin, dersine hayran olabilirsin. Bunlar kalbinin içindeki bir sır gibi sende kalabilir. Bu his, bir süre sonra azalacak. Mezun olup ortamın değişince göreceksin ki bu yoğunluk yavaş yavaş hafifleyecek. Sen bugün imkânsız gelen şeylere birkaç yıl sonra daha sakin ve gülümseyerek bakacaksın 😊
Kendini suçlama, “neden böyle hissediyorum” diye yargılama. Bu senin duygusal olgunluğunun, derinliğinin de bir işareti aslında. Sevme kapasiten çok yüksek. Bu ileride, daha sağlıklı ve eşit bir ilişkide sana büyük bir zenginlik olacak 💕
Son bir şey söyleyeyim genç dostum. Kariyer yolculuğunda hocalarına hayran olman muhteşem bir şey. Ama hayranlığını ilhama dönüştür. Onu “rol model” al. Kendine “ben de böyle zeki, üretken, alanında güçlü biri olacağım” de. Yani duygunun enerjisini kendini güçlendirmeye çevir. Aşk bazen insanı yakar ama doğru yönlendirilirse seni bambaşka bir seviyeye de çıkarır 🚀🎓
Kendine iyi bak, duygularını hafife alma ama onlara hemen teslim de olma. Kalbini de geleceğini de korumak büyük bir olgunluk göstergesi. Sen buna fazlasıyla sahipsin 🌸✨